(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Hangi CHP? Artık CHP tek değil. İki başlı… Türk siyasetinin ilk kez yaşadığı durum bu. Tarihte başka örneği yok. Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin yürümeye pek takati yok. Onlar için öncelik CHP içinde iktidar olabilmek. Şu an azınlıktalar… Delege güçleri zayıf… Milletvekili nezdinde sayıları az. Buna rağmen Kılıçdaroğlu pes edecek gibi değil. ‘A takımını’ nihayet açıkladı. Aralarında pek sürpriz yok. Daha çok Özgür Özel’in CHP’sinde tutunamamış isimler parti vitrinini oluşturdu.
Kılıçdaroğlu’nun CHP’si yürümüyor, bekliyor… Zamanın lehlerine işleyeceğini düşünüyor. Partiye hakim olabilecek mi? ‘Genel başkan’ koltuğuna oturmak sorunu çözmedi, daha da karıştırdı. Kılıçdaroğlu’nun da bu tabloyu beklediğini sanmam. Yoksa daha farklı davranırdı. ‘İstenmeyen adama’ dönüşü. ‘Hain Kemal’ sloganı herkesin dilinde… 3 yıl öncesinin ‘kurtarıcısı’ şimdi ‘hain’ oldu. Siyaset böyledir. Kurtarıcı ile hain arasında ince bir çizgi vardır. O çizgi aşılıverdi.
Özgür Özel nereye yürüyor? Siyasette ‘yürümek’ derin anlamlar içerir. Ve genellikle ‘iktidar yürüyüşü’ kastedilir. ‘Yürümek’ bir süredir Özel’in dilinden düşmüyor. Silivri mahpusu Ekrem İmamoğlu da bayram mesajında ‘yürümek’ odaklı çıkış yaptı. Bu bir iktidar yürüyüşü mü? Yoksa ‘yeni parti’ yürüyüşü mü? İmamoğlu’nun ki biraz yeni parti gibi… Peki Özel nereye yürüyor? Süleyman Demirel “Yollar yürümekle aşınmaz” demişti. Hayır, bu gösteri, protesto ve sokak yürüyüşü değil.
Özel grup toplantısını bitirirken “Bu grup bir yürüyüş grubudur, iktidara yürüyüş grubudur. Öfkeyi, mücadeleye dönüştürmeye, enerjiye dönüştürmeye, hiç yorulmadan yürümeye, iktidara varana kadar yürümeye var mısınız? Var mısınız? Var mısınız? O zaman haydi bakalım, yürüyelim arkadaşlar” dedi. Salonu dolduran kalabalık coşkuluydu. Özel’in sözleri heyecanı arttırdı ve ayakta alkışlandı. Grup toplantısı yapıp yapamayacağı şüpheliydi Özel’in. Kılıçdaroğlu ‘genel başkan’ sıfatıyla engel olmak istedi.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş devreye girdi. “CHP’nin iç meselesi… Özel’in grubu toplamasına engel yok…” dedi. Grup toplantısı önce Meclis gündemine alındı ve kamuoyuna duyuruldu. Kılıçdaroğlu Genel Merkez’e geçti, toplantıyı uzaktan izledi. Gruba katılamaz mıydı? Kürsüye çıkıp konuşamaz mıydı? Hukuken bir engel yoktu. Kimse niye geldin diye sormazdı. Grup toplantılarında konuşan Ali Babacan da milletvekili değil, Ahmet Davutoğlu da… Vekil olma şartı yok.
Kılıçdaroğlu ‘gelemedi’, çekindi, korktu. Çünkü tepki ve itiraz çok fazlaydı. Kendisine destek veren milletvekilleriyle de gelse azınlıkta kalacaktı. Göze alamadı. Gruba gelemedikten sonra ‘genel başkan’ olmuşsun ne anlamı var? Yargı kararını kabullenmesi büyük hataydı. Karşısındaki kitle daha da büyümekte… Genel Merkez’in ‘polis gücüyle’ boşaltılması aleyhine oldu. Ortada konumlanan isimler karşı tarafa geçti.
Özel iki büyük hamleyle psikolojik üstünlüğü ele geçirdi. Kurultay için imza kampanyası başlattı ve kısa sürede 900’a yakın delege imza verdi. Rakam çok yüksek… Olağanüstü kurultayın toplanması için çağrı yapıldı. Kılıçdaroğlu ‘Hayır…’ dedi, hukuki şartları gerekçe gösterdi. Bir uzlaşmaya da yanaşmadı. ‘İstenmeyen yerde durmam’ de demedi. Özel tüm itiraz ve karşı çıkışlara rağmen ‘grup toplantısı’ yapmayı başardı. Hukuken yetkiler Kılıçdaroğlu’nun elinde görünse de, Özel’in hamleleri karşısında yavaş yavaş taça çıktığını söylemek yanlış olmaz.
Özel’in yürüyüşü iktidara doğru… Yeni parti için tüm seçeneklerin tükenmesi lazım. İlk hedef CHP içinde iktidar… CHP’de iktidar olamadıktan sonra seçimlerde söz sahibi olabilmek mümkün değil. CHP’de siyaset yapamayacakları herkes tarafından görüldükten sonra yeni parti gündeme gelecek. Parti tabanı da ikna olacak. Bir hizip kopuşu olmadığı anlaşılacak. Kılıçdaroğlu bir ‘uzlaşma yolu’ arar mı? Şu ana kadar bu yönde bir işaret vermiş değil. Başka çıkışı da yok. Nereye kadar direnebilir ki? Her şeye rağmen ‘Küçük olsun benim olsun’ mu diyecek?
Kılıçdaroğlu koltuğa oturdu ama ringe çıkamadı… İlk raund Özel’in… CHP nereye yürüyor? Yol ayrımına mı? Yok oluşa mı? İktidara mı? Sanki bir yol ayrımı kaçınılmaz gibi… Gidiş oraya… Ama daha alınacak epey mesafe var… Önce CHP içindeki mücadelenin nihayete ermesi lazım. İktidar her partinin hedefidir. Kaf Dağı’nın ardındadır. Ulaşmak meşakkatlidir. Kılıçdaroğlu’nun de Özel’in de işi o kadar kolay değil. Özel – İmamoğlu ve arkadaşları yürüsünler bakalım… Yollar yürümekle aşınmaz. Ama insan aşınır, ayakkabı yıpranır…
























