(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Rakamlarla aram pek iyi değil. Sayılardan da tümden uzak durmak mümkün değil. İşte haftanın ilk günü… Ve manşetlerde enflasyon rakamları… Karar ‘Korkutan artış’ diye başlık atmış. Karar nispeten ortada bir yayın organı. Tüketici fiyatlarındaki aylık artış yüzde 4’ün üzerinde… Küsuratı var; ‘18…’ diye… 12 aylık ortalama yüzde 32,43… TÜİK’in rakamları bunlar… Biraz terbiye edilmiş rakamlar yani… TÜİK de bir yere kadar…
Tabiri caizse artık iş ‘zıvanadan’ çıktı. TÜİK ne yapsın? Rakamlarla daha ne kadar oynasın…? Aslında ‘resmi rakamların’ da pek hükmü yok. Asıl olan vatandaşın yaşadığı enflasyon… Çarşı, pazar, market nicedir yangın yeri… Özellikle gıda fiyatları… Mutfaktaki enflasyon… Yakıcı pahalılığı hissetmeyen, farkında olmayan bir Allah’ın kulu var mı? ‘Tencere kaynıyor’ belki ama nasıl? Onu vatandaşa sor…?
İktidara en yakın yayın organlarından Yeni Şafak Mehmet Şimşek’i hedef alırken ‘ekonomi çöktü’ diye manşet atmıştı. TÜİK’in enflasyon rakamları da gazeteyi doğruladı. Şimşek’in temel hedefi enflasyonu dizginlemek ve ekonomiyi rayına oturtmaktı. Hedef belliydi; 2026’da rakam aşağıya düşecek ve ‘tek haneye’ inecekti. Bu seçim için de olmazsa olmazdı. Öteden beri seçimleri belinleyen ana unsur ekonomi…
Siyaset adamı Süleyman Demirel’in ‘Tencerenin deviremeyeceği hükümet yoktur’ sözü bugünlerde sık hatırlanmakta… Mayısta seçmen aslında gerekli ‘uyarıyı’ yaptı. Erdoğan ilk turda seçilemedi. Üstelik karşısında Kemal Kılıçdaroğlu gibi dişine göre rakip olmasına rağmen… Seçildi ama ikinci turda… Bu seçmenin ikazıydı. AK Parti çevreleri pek üzerinde durmadı. Başarı ve zafer sarhoşluğu gerçekleri görmesini engelledi.
31 Mart herkesin anlayacağı şekilde bir ‘tokattı’. Artık uyarı safhası geçilmişti. AK Parti ve MHP’ye seçmen anladığı dilden mesajını verdi. Seçmeni iktidardan uzaklaştıran ekonomiydi, enflasyon rakamlarıydı, emekliye verilmeyen zamdı. Geçim derdindeki vatandaş ‘seçimi’ fırsat bildi ve Ankara’ya ‘siyasi mesajını’ keskin biçimde iletmesini bildi. Erdoğan veya AK Parti siyasi hayatının en büyük bozgununu yaşadı.
TÜİK’in rakamları aylık 4,18… Enag’ın biraz daha yüksek; 5,07… Vatandaşın hissettiği daha yüksek. Pazar ve market fiyatları, etiketler öyle aylık falan değil üç günde bir değişiyor, üzerine biraz daha koyuyor. Meteoroloji hava durumunda sıcak veya soğuğun rakamlarını verirken bir de ‘hissedilen rakam’ diye bir parantez açıyor. Soralım, vatandaşın hissettiği enflasyon rakamı nedir? Hissettiği de değil aslında yaşadığı hayat pahalılığının rakamla ifadesi nedir?
Emin olun ne TÜİK ne ne Enag yetişebilir buna… Bir emekli hayatının en zor günlerini yaşadığını bizzat kendisi söylüyor. “Şu yaşıma geldim, böyle bir şey görmedim” cümlesi ağzından düşmüyor. Sabit ve dar gelirlinin hali de pek farklı değil. Bu ülke enflasyon canavarıyla çok boğuştu. Acı ilaç veya kemer sıkma süreçleri hiç bu kadar uzun sürmedi. Ekonomi sıkıntılı geçen belli sürenin ardından düzlüğe çıkardı.
İktidar sözcüleri ‘En kötü geride kaldı’ mesajını tekrarlasa vatandaş ve sokak nezdinde durum hiç de öyle değil. Dün ile bugün arasında pek fark yok. Yarın için ise ‘umut’ Kaf Dağı’nın ardında… Umutsuzluk bir kara bulut gibi ülkenin ve toplumun üzerine çökmüş durumda. İç ve dış şartlardan dolayı işler yolunda gitmeyebilir. Ama mahut bir süre için… Hiçbir ülke bu kadar uzun süreli yüksek enflasyona dayanamaz.
İran Savası, Hürmüz Boğazı, petrol fiyatları… Çok etken var. Hepsi de doğru… Fakat bu faktörler yokken de işler yolunda değildi. Enflasyon tek haneye inmemişti. Yükseklerde seyrediyordu. Suriye, Rusya, Ukrayna savaşın içinde olmasına rağmen Türkiye’den daha kötü durumda değildi. Faiz, enflasyon hangisi sebep hangisi sonuç vatandaşın umurunda değil ama sonuçları toplumu yakıcı boyutlarda… Mehmet Şimşek gibi, gerektiğinde ‘hayır’ diyebilen, reel ekonomiden yana bir ismin yönetimi bile işe yaramıyorsa durum hiç de iç açıcı değil demektir.
Rakamları pek sevmem, ilgi de duymam ama enflasyon karşısında sessiz kalmak da olası değil. Hasan Hüseyin yıllar önce ‘Bıçak Kemikte…’ diye halin şiirini yazmıştı; “Eti geçti duydun mu? / Bıçak kemikte / Duymadınsa duy artık / Behey Allah’ın kulu / Bıçak kemikte / Duy da silkin n’olursun? / Bu ne biçim uyku bu / Bıçak kemikte / Verilmemiş alınmış hep / Yük vurulmuş dağlar gibi insanlık bu mu?…”
Rakamların hayata yansımasına… Vatandaşın hissettiğine… Ne TÜİK tercüman olabilir, ne de Enag… Hiçbir resmi açıklama yarayı saramaz. Önümüz seçim… Ekonomisi de beraberinde gelecek… Fakat kurdun geçirdiği gece ayazını unutması da kolay değil. Alarm zilleri, sirenler ve çanlar iktidar partileri MHP ve AK Parti için çalıyor… Umarım duyuyorladır.






















