(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Klasik bir koalisyon değil ama MHP ile AK Parti iki ortak… Cumhur İttifakı’nın 2 temel unsuru. Ortaklık kabineye yansımadı. Ne MHP bakan talebinde bulundu ne de AK Parti hükümeti birlikte kurmak istedi. İttifak meselesi Türk siyasetinin ilk kez denediği yöntem… Daha önce ‘seçim işbirliği’ yaşandı, bazı partiler sandığa birlikte girdiler. Ama sonra herkes kendi yoluna gitti.
‘MHP, iktidarın nesi oluyor?’ sorusuna klasik anlamda cevap verebilmek mümkün değil. Parti olarak ortağı fakat hükümette bir temsili söz konusu değil. Bürokraside de adı konmuş bir ortaklıktan söz edilemez. Politika belirlerken de aynı şekilde… İki partinin liderleri zaman zaman bir araya gelse de birlikte iç ve dış politikalara yön verdikleri söylenemez.
MHP ile AK Parti’nin görüş ayrılığına düştüğü konu çok oldu. Ama ittifaka halel gelmedi. Erdoğan’la Bahçeli buluştu, aradaki buzlar eridi, soğukluk giderildi. Bahçeli mesaj ve açıklamalarında MHP’nin farklı kulvarda koştuğuna dikkat çekse de günün sonunda ‘cumhur ittifakının’ dimdik ayakta olduğunu, Erdoğan’ın sonuna kadar arkasında duracaklarını kamuoyuna duyurdu.
Son iki güne yansıyan MHP açıklamasında AK Parti politikalarına ciddi itiraz ve muhalefet gözden kaçmadı. MHP’nin konuşan yüzü Feti Yıldız ‘kayyım konusunda’ esaslı bir çıkış yaptı. “Kayyımın tedbir niteliğinde olduğunu unutmayalım. Şartlar değiştiğinde kaldırılması lazım…” dedi. Şartların değiştiği ortada… Bir yılı aşkın süredir çözüm sürecinin ılıman iklimi hüküm sürmekte. Fakat kayyım meselesinde AK Parti geri adım atmadı.
Feti Yıldız ne demek istediğini somutlaştırdı; “Mesela Sayın Genel Başkanımızın ‘iki Ahmet’ diye tarif ettiği Ahmet Türk’le Ahmet Özer’in duruşmaları, davalarının seyri, içinde bulunduğumuz atmosfer, süreç komisyonunun amacı birleştirildiği zaman aslında çok taşkın amacı da aşmış bir uygulama olduğu görülür. Ahmet Özer ile Ahmet Türk’ün göreve iadesinin önünde bizim açımızdan hiçbir sakınca yoktur.”
Yani’si falan yok. Yıldız’ın söylediği gayet net… Bugün kayyım atanmayı gerektiren siyasi ve hukuki koşulları ortadan kalktı. Ahmet Türk ile Ahmet Özer’in görevlerine edilmesi gerekir. Yıldız’ın su sözleri kime? Sokaktaki insana değil herhalde… Bir ‘parti propagandası olsun!’ diye de söylenmiş değil. MHP’nin böyle bir derdi olduğunu sanmıyorum.
Muhatap doğrudan AK Parti iktidarı… Kayyım kararı alan siyasi irade… Yürütmenin başı Erdoğan… Özellikle Ahmet Türk’ün iadesi yönünde bir beklenti oluşmuştu, iktidar içinden de bazı işaretler verilmişti. Fakat herhangi somut bir gelişme yaşanmadı. İçişleri Bakanlığı Mardin’de kayyımın süresini uzattı. Bu Bakan Ali Yerlikaya’nın inisiyatifi ve münferit kararı olamaz. İktidarın iradesi…
MHP’nin mesajı Yıldız’ın dilinden söylendi, bitti mi? Hayır… Siyaset ve ittifak ortaklığı iki parti arasında bir masa kurulmasını gerektirmez mi? Bahçeli’nin hazırlayacağı bir dosyayla Erdoğan’a giderek kayyım meselesinin çözümü için bir eylem planı talebinde bulunması politikanın gereği değil mi? Sözün eyleme dönüşmedikten sonra kime ne faydası var. Kayyım hem ülkenin hem de siyasetin en temel problemlerinden biri… MHP’nin yaklaşımı da makul ve çözüm odaklı… Sorun sözde kalmasında…
Kayyım gibi uygulamalar olağanüstü dönemlerin ürünü… Gayrı ülkenin de siyasetin de normalleşmesinin zamanı çoktan geldi. PKK kendisini feshetti. Silahlarını yaktı. DEM siyaseti meşru hale geldi. Silahlar susarsa siyasetin konuşacağı AK Parti’nin de kabullendiği bir realite… DEM’li Ahmet Türk ile CHP’li Ahmet Özer Kürt siyasetinin en makul isimleri… Bahçeli ile Türk’ün dostluğu bilinmeyen bir şey değil. Yeni de değil bu, öteden süren ilişki söz konusu… Kayyımdan dönüş başlayacaksa Türk ve Özer en isabetli isimler… Kamuoyunun kanaati de olumlu…
MHP muhalefetine diğer örnek ise doğrudan Devlet Bahçeli’den… Salı günü partisinin grup konuşmasında konuyu ‘emekli zammına’ getirdi ve şöyle aynen dedi; “Bu vatan sahipsiz değildir… Millet çaresiz değildir. En düşük emekli maaşları için gerekirse gövdemizi taşın altına koymalıyız. Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız…”
Belli ki MHP emekli maaşına AK Parti iktidarının yaptığı zam oranından memnun değil. Son bir hamleyle en düşük emekli maaşı 20 bin TL’ye yükseldi. Enflasyon ve hayat pahalılığı o kadar yakıcı ki oran kağıt üzerinde normal görünse bile emeklinin hayatına olumlu bir yansıması yok. Gerçek enflasyon emekli maaşının önünde…
AK Parti iktidarına MHP’den bir mesaj daha… MHP ittifakı ortağı AK Parti’nin değil emeklinin yanında… Ve taşın altına el falan değil gövdenin konmasından yana… Eğer Bahçeli bu söylediğinde samimiyse yapacağı belli… Erdoğan’ın kapısını çalmak ve emekliye zam oranını daha da arttırmak… Kamuoyunun yapacağı bir şey yok. MHP’nin siyasetteki pozisyonunun şikayet makamında olmadığının herkes farkında… Sokaktaki insan bile… Bir eylem planı geliştirebilir mi? Siyasette konuşmak kolaydır fakat eylem zordur…
Yine de kayyım ve emekliye zam konusunda AK Parti iktidarına karşı MHP’den yükselen muhalefet dili dikkat çekici… İttifaka bir halel gelmeyebilir. Fakat küp doluyor. MHP’nin muhalefetinin AK Parti içinde de rahatsızlığa neden olduğu çok açık. İttifak ve ortaklık hukukuna uymayan politika söz konusu… Ve bu daha belirgin ve görünür hale geldi. Aynı yöne bakmayan, aynı yöne gitmeyen iki partinin ittifak ve ortaklığı uzun sürmez. Küp dolarken iki parti arasındaki fay hattında da enerjinin birikmekte olduğu aşikar… İki parti arasında ilişkiyi normal ve sağlıklı diye tanımlamak mümkün değil.






















