(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Hafta sonu AK Parti’nin Sapanca’da kampı vardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan açılış ve kapanış konuşmalarını yaptı. Hep birlikte ‘25. yıl şarkısı’ dinlendi. Bülent Arınç, Cemil Çiçek gibi ‘ak saçlıların’ şarkıya tempo tutmaması ve alkışlamaması dikkat çekti. En ön sıradalardı. Ayakta dinlemekle yetinmeleri gözden kaçmadı. Bir tepki mi söz konusuydu yoksa heyecanlarını mı yitirmişlerdi? Soru işareti olarak kaldı.
Erdoğan’ın mesajları dışında içeride neler konuşulduğu pek medyaya yansımadı. Bu tip toplantılarda daha çok milletvekillerinin bakanlardan şikayeti dile gelirdi. Bazı vekiller halkın şikayetlerini aktarmayı göze alırdı. Bu yönde haberlere pek rastlamadım. Geleceğe ilişkin bir ‘yol haritası’ çizildi mi? Seçim stratejisi gündeme geldi mi? Erdoğan nasıl aday olacak? Anayasa değişikliği ile mi yoksa erken seçim kararıyla mı?
Çözüm sürecinde ne tür adımlar atılacak? Çalışmalar belli bir noktaya geldi. Yasal düzenlemelerin Meclis kapanmadan Genel Kurul’da ele alınması bekleniyordu. Ekim ayına kaldığı ileri sürüldü. Vekiller yaz tatili için halka gittiklerinde çözüm süreciyle ilgili sorulara ne tür cevaplar verecek? Siyasetin sıcak konusu bu… Toplum da ilgisiz değil.
Erdoğan sonrasının gündeme gelmesini beklemiyordum. Ve fakat iddialar üzerine en azından tartışmaların önünü kesecek bir çıkış ve mesaj verilemez miydi? Kapalı kapılar ardından bu konu konuşuldu mu? Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan gibi isimler bizzat parti içinden dillendirildi. Bu konuda Erdoğan şu ana kadar bir renk vermedi.
Sapanca kampıyla ilişkisi var mı anlayamadım ama ‘kabine revizyonu’ haberleri gördüm. İki bakanın değişeceği… İsimleri daha önce de defalarca gündeme geldi. AK Parti’ye yakın bir gazeteci ekranda kabine içinde koltuk değişiminden söz etti. Kabine revizyonu öteden beri sık sık medyanın manşetlerine çıktı. En çok konuşulan da Mehmet Şimşek’ti. Erdoğan’a yakın Yeni Şafak doğrudan hedefe koydu.
Fakat her biri gerçekleşmeyen kulis olarak kaldı. Şimşek hala ekonominin dümenindeki yerini koruyor. Yeni Şafak bile kıpırdatamadı yerinden… Hiç kimsenin beklemediği anda iki bakan değişti. İçişleri ve Adalet Bakanları… İki operasyonel bakan… Ben o yüzden revizyon haberlerine ihtiyatla yaklaşıyorum. Son sözü söyleyecek Erdoğan’ın çevresinden bilgi almak zor.
Erdoğan’ın bir mesajı dikkat çekiciydi; “Yorulan varsa buyursun, kenara gelsin, dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin. Boşa harcayacak tek bir saniyemiz bile yok. Bu hareket sadece 86 milyonun değil, aynı zamanda ümmetin de umudu” dedi. Bu sözlerin adresi kimdi? Parti içinde yorulan birileri mi var?
Genel bir değerlendirme mi yoksa adrese gönderilen bir mesaj mı? Erdoğan ‘yorulan birini gördüğü zaman’ gereğini yapar, uzaktan izlemez, ayrılmasını beklemez. Sanki bir genel değerlendirmeydi bu. Acaba alkışı esirgeyen eski isimlere gönderme miydi? Sanmıyorum. Zaten Arınç da Çiçek de kenara çekildi. Aktif görevleri yok.
Gazeteci kökenli Şamil Tayyar’ın bir mesajını gördüm. Sapanca kampına eleştiriler getiriyordu. Acaba kampa davet edilmedi mi? Muhtemelen eski vekiller kapsam dışıydı. Yoksa orada konuşması beklenirdi. Partinin ‘iç eleştirilere’ ihtiyacı olduğunu düşünüyorum ben. Sürekli övgü ve takdir hataları perdeler… Dozunda eleştiri ise fayda ve dinamizm sağlar.
Tayyar’ın sosyal medya hesabından paylaştığı eleştirisi şöyle; “AK Parti hep değişimin, yeniliğin, umudun adresi oldu. Oysa Sapanca’daki son toplantıda ‘efsane’ ve ‘destan’ gibi geçmişi çağrıştıran ‘umut’ yoksunu mesajlar öne çıktı. Burada ciddi ‘rota’ sorunu var. Mutlaka el atılmalı, AK Parti’nin devrimci ruhunu kavramayan ‘yorgunlar’ kenara alınmalıdır…”
Ağır ve ciddi bir eleştiri… Keşke biraz daha açsa ve detaylandırsaydı. Rota sorunu önemli bir tespit… Çünkü sadece partiyi değil, iktidarın yönünü de ilgilendirir. AK Parti doğru rota üzerinde değil mi? Eğer öyleyse bu ‘kaptana’ dönük bir eleştiri sayılmaz mı? Sonuçta rotayı belirleyen Reis’ten başkası değil. ‘Yorgunlar’ kavramı Erdoğan’ın konuşmasından mülhem… Tayyar keşke somut hale getirseydi.





















