(The Turkish Post) – HALİM YILMAZ
Kemal Kılıçdaroğlu, Türk siyasetinin önemli figürleri arasına adını altın harflerle yazdırmıştı. Öyle ki, 2017’de CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun MİT TIR’ları davasında tutuklanmasının ardından başlattığı “Adalet Yürüyüşü” sonrasında, Türkiye siyasetinde “Gandi Kemal” olarak anılmıştı. Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüdüğü her karede, “adalet” çığlığı atan her bireyi yanına aldı CHP Genel Başkanı’nın başlattığı akım, bir anda Hindistan bağımsızlık hareketinin siyasi lideri Mahatma Gandi’nin ‘Tuz Yürüyüşü’ne benzetilmişti. Gandi, İngiliz sömürgesinin yerel halkın tuz yapımına getirdiği yasağı delmek için yaklaşık 390 kilometre yürürken, Kılıçdaroğlu İstanbul’a kadar yürüyerek, Gandi’nin rekorunu egale etmişti. Aslında bu adım, Türkiye’de Kemal Kılıçdaroğlu’nu önemli bir siyasi aktör haline getirmişti. Sonucunda da kendi inisiyatifi ile başlattığı “Altılı Masa”ya 2023’te “Cumhurbaşkanı adayı dayatması” yapmıştı. Erdoğan’ın karşısına aday olarak çıkan Kemal Kılıçdaroğlu, 10’a yakın büyükşehirlerde lider olmasına karşın seçimi kaybetmişti. Seçimle ilgili gelen bazı eleştirilere de kulağını kapatarak, bir nevi Muharrem İnce gibi, “Adam kazandı” demekle yetinmişti.
Ancak köprünün altından çok sular aktı. Bir dönem demokrasi kahramanı ilan edilen ve halkın teveccühüne maruz kalan CHP Genel Başkanı, partisine yönelik “Mutlak Butlan” kararı sonrasında tam aksi siyasi bir yöne evirildi. “Gandi Kemal” olarak anılan, sakinliği, uzlaşmacı dili ve iktidara karşı yürüttüğü uzun soluklu mücadele nedeniyle kendisine yakıştırılan bu lakap, artık eski bir dönemin hatırası olarak kayıtlara geçti. Özellikle de CHP’de yaşanan “Mutlak Butlan” tartışmaları sonrasında, dün gece katıldığı Sözcü TV ekranlarında yöneltilen sorular karşısında verdiği cevaplarla, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri oldu. Kamuoyunun beklediği şey netlikti. Ancak ekrana yansıyan tablo, açık pozisyonlar yerine yuvarlak ifadelerden, somut cevaplar yerine genel geçer değerlendirmelerden oluşuyordu.
İDDİNAMELERİ OKUMAYAN BİR GENEL BAŞKAN!
Aslında Kemal Kılıçdaroğlu eski bir maliyeci ve SGK Başkanlığı yapmış bir bürokrattı. Kısacası rakamlarla arası iyiydi. En azından kamuoyu öyle biliyordu! Öyle bilmeye de devam etmek istiyordu. Ne yazık ki, kendi partisinin belediye başkanları ve bürokratları hakkında yazılan iddianameden bir haber bir siyasetçi vardı karşımızda. Kendisi somut verilerle konuşulmasını istiyordu ama o hükümete yakın televizyon kanallarından ve gazetelerinden elde ettiği bilgilere iman etmişti.
Oysa siyaset, özellikle kriz anlarında belirsizlik kaldırmazdı. Liderlik, tam da böyle dönemlerde ortaya çıkıyordu. İnsanlar yön tayin eden, sorumluluk alan ve gerektiğinde risk üstlenen siyasetçileri takip ediyordu. Yaklaşık 12 yıl boyunca CHP’de Genel Başkanlık yapmış Kılıçdaroğlu’nu da halk bu özelliklerinden dolayı sevmişti. Erdoğan ile girdiği 13 seçimi kaybetmiş olsa da, kendisine verilen kredi hiç bitmedi. Ancak 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a karşı kaybedince, partinin gençleri kendisine “kırmızı kart” gösterdi. Kılıçdaroğlu bir anda Genel Başkan olarak girdiği seçimden eli boş çıkmak zorunda kaldı. Rakibi Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’na öyle kızmıştı ki, bu kızgınlığı hiç geçmedi. Mutlak Butlan kararıyla kendisine altın tepside yeniden genel başkanlık koltuğu sunulduğunda, hiç düşünmeden “evet” demeyi tercih etti.
KILIÇDAROĞLU ARTIK GÜNDEM BELİRLEYEMİYOR
Ama Kemal Bey’i yıllar sonra ekranda ilk kez bu kadar pasif ve duyarsız görmenin hayal kırıklığını yaşadım. Sadece ben değil tabii ki… CHP’ye gönül vermiş ve oy atmış milyonlarda büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarında, ne güçlü bir itiraz ne de güçlü bir sahiplenme vardı. Adeta herkesin anlayabileceği ama hiç kimsenin tam olarak ne demek istediğini çıkaramayacağı bir dil tercih etti. Bu durumun en dikkat çekici tarafı ise Kılıçdaroğlu’nun artık siyasi gündemi belirleyen değil, gündemin peşinden sürüklenen bir figür görüntüsü vermesiydi.
Bir zamanlar muhalefetin ortak adayı olarak Türkiye’nin en önemli siyasi aktörlerinden biri olan Kılıçdaroğlu, bugün kendi partisindeki tartışmalarda bile belirleyici bir ağırlık ortaya koyamıyordu. Hukukta “mutlak butlan” bir işlemin baştan itibaren yok hükmünde sayılması anlamına gelir. Elbette bu kavramın siyasi kişilikler için birebir kullanılması mümkün değil. Ancak siyasetin kendi gerçekliği içinde bakıldığında, etkisini, yön verme kapasitesini ve toplumsal karşılığını büyük ölçüde kaybetmiş bir liderlikten söz etmek mümkün değil artık.
KILIÇDAROĞLU, SÖZCÜ TV’DE SINIFTA KALDI
Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’deki performansı da tam olarak bunu partililere gösterdi. Sorular vardı, cevaplar vardı; fakat ortaya çıkan tablo siyasi ağırlık üretmiyordu. Sözler söyleniyor ancak karşılık bulmuyordu. Cümleler kuruluyor ancak yön göstermiyordu. Belki de asıl mesele budur: Kemal Kılıçdaroğlu bugün siyasi arenada varlığını sürdürse de etkisini büyük ölçüde yitirmiş görünüyor.
Bir zamanlar milyonların umut bağladığı “Gandi” figürü, artık siyasi tartışmaların merkezinde değil, kenarında duran bir aktöre dönüşmüş durumda. Siyasette hükümsüzlük bazen seçim kaybetmekle değil, söylenen sözlerin karşılık bulmamasıyla başlar. Ve görünen o ki Kemal Kılıçdaroğlu için tartışılan asıl konu da artık bundan ibaret. Evet, kendisi hukuki olarak CHP Genel Başkanı. Ama realiteye baktığımızda partisini bir anda yüzde 1 seviyeye indirmiş bir lider olarak karşımızda duruyor. Şayet CHP, önümüzdeki bir ay içinde genel kurula gitmezse, o zaman hep birlikte partinin ruhuna Fatiha okuyacağız. Umarım benim gördüğümü, kurmayları da görüyordur. Yoksa geçmiş olsun!





















