(The Turkish Post) – H. AGAH KALENDER
‘Safa Kar’ diye bir yazar benim dünya kupası üzerine yazmamı diline dolamış. Futbol sanki tekelinde… Yazdıkları da analiz olsa bari… Maç içinden kısa kısa hikayeler… Futboldan pek anladığını da sanmıyorum. Sadece ekran izleyicisi… Belki hayatında stata gitmedi. Yazarınız öyle mi? Bırakın Türkiye’yi dünyanın dört bir yanında maç izledi.
Lionel Messi gibi bir efsaneyi Barcelona tribünlerinden seyretti. Ve futbol üzerine yazılmış kitapların çoğunu da okudu. Bir ergen olduğu anlaşılan Safa mıdır, Kar mıdır yaşına başına bakmadan bana köşesinden laf çarpıyor. Editör de hiç dokunmadan siteye koyuyor. Ne diyeyim bilmem ki… Yine de canı sağ olsun. En azından yazımı okumuş ya…
Baktım sabah milli maçı uykulu gözleriyle televizyondan izlemiş ve oturup yazmış. Marifet gidip yerinden yazmak. Maçın oynandığı şehrin, stadın havasını yansıtabilmek… Kameraların gösterdiği kadarını herkes yazar. Okyanusun öte tarafı uzat tabii… Oralara kadar gitmek. Amerika bu… Vize almak kolay mı? Adamlar Sudanlı hakemi bile ülkeye sokmadı.
Niyetin dünya kupasından renkli bilgi ve görüntüleri sizinle paylaşmaktı. Çok malzeme biriktirdim. Ama ‘milli hüsran’ alt üst etti beni. Tarih yazmaya gitmişti ‘bizim çocuklar’ fakat ‘tarih oldular’. Turnuvanın en erken veya en hızlı golünü yediler. 10 kişi kalan rakibe boyun eğdiler. Nevv York hayalleri kurarken eve dönüş hazırlıkları başladı.
Federasyon Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu “İlk günden beri inanıyorum. Allah nasip ederse Türk ve İslam alemi için 19 Temmuz’da Nevv York’tan Dünya Kupası’yla döneceğiz” demişti. Kimler inandı bilmiyorum. Bir çeyrek finali başarı sayardım. Final ve kupa Kaf Dağı’nın ardı kadar uzak. Daha Temmuz ayına girmeden bitti. Oysa ‘Biz bitti demeden bitmezdi’. Hayaller kupaydı, zaferdi gerçekler ‘tarihi bozgun’ oldu. Türk ve İslam aleminin ender gördüğü ‘futbol bozgunlarından’ biri.
Sabah gençlerin sınavı vardı. Önce maç izlendi sonra okulun yolu tutuldu. Bir çok genç sosyal medyadan mesaj paylaşmış ‘milli takım bizi üzdü, sınavı etkiledi’ diye. Ne alaka demeyin. ‘Kelebek etkisi’ diye bir şey var. Koca ülke güne keyifsiz başladı. Yüzler asık, moraller bozuk, dillerde öfke… Dokunsan ağlayacak… Ve patlayacak. Ahmet Çakar ‘Allah cezanızı versin’ dedi. Federasyon Başkanından oyunculara kadar herkes hedef… Dünya futbol medyasında manşetlere çıktık. Sadece biz değil dünya şaşkın… Final grubunun gizli favorisiydik. Sıfır çektik.
Yenilgi futbolun gerçeği… Ama bu şekilde değil. Terinin son damlasına kadar mücadele edersin, varını yoğunu ortaya koyarsın… Top bu bazen olmaz. Sevmez seni. ‘Futbol şanssızlığı’ diye bir şey var. Bu tek maç için geçerli… İki maç üst üste olmaz. Şans hep rakibe gülüyorsa sen de sorun var demektir. Kendine bakacaksın. İlkinden ders almamışsındır. Önce Avustralya sonra Paraguay… Onlar vurdu gol oldu. Sen vurdun auta çıktı top. Federasyon Başkanı “Bize kimse hesap soramaz” demişti.
Nasıl soramaz…? Ülke insanının boynunu bükmek kimin haddine? Ele güne karşı ‘rezil olduk’. Vezir olacaktık. Arda’nın, Barış’ın, Kenan’ın, Uğurcan’ın ismini dünyaya ezberletecektik. Bir futbol rüyamız vardı. Rüyayı kabusa çevirenler bunun hesabını vermeyecek mi? Zaferin sahibi çoktur. Ama yenilgi ve bozgun yetimdir. Sorumlular belli… 24 yıl sonra dünya sahnesine tekrar çıkmıştık. Hevesimiz kursağımızda kaldı.
Montella herkesten fazla Türk olduğunu ispatlamaya çalışacağına eleştirilere kulak verseydi, gerekli dersleri çıkarsaydı, bu rezalet yaşanmazdı. Türk olmak ne demek? Vatandaş olmak kolay… Türk olmakla başarısızlık karşısında bile istifa etmemeyi, koltuğunda oturmayı anlıyorsa o başka… “Kader bizden yana değildi… Nasip böyleymiş…” dedi. Başka söyleyecek söz yok. Neden kader rakiplere güldü de bize gülmedi? Biz neden nasipsiz kaldık? O koltukta zor oturur. Her bozgun bir bedel ister.
‘Bizim çocukların’ son bir maçı var. Eziyet maçı… Formaliteden ibaret… Skorun hiçbir önemi yok. Sonunculuk garantilenmiş. Ondan sonra yokuz. Yeşil Burun diye bir ülke İspanya’dan puan aldı. Bir Türk hakemi de yok sahada… Maçları izliyorum adı şanı bilinmeyen ülkelerin hakemleri aslanlar gibi maç yönetiyor. Bizimkiler nerede? Kim bunun sorumlusu? Neden bir hakem bile gönderemiyoruz? Futbolda fetretin nedeni nedir?
TRT’nin skandal yayınlarına ne demeli? Bir spiker 5 dakikaya yakın takımları karıştırdı. Dil sürçmesi falan değil. Canlı yayın dediğin onlarca kişiyle gerçekleşir. Bir kişi de mi farketmedi? Dakikalar boyu hatanın devam etmesinin bir izahı var mı? TRT bu kadar mı sahipsiz ve ehliyetsiz ellerde… Sporun başında kim var? TRT bu yahu… İnsani hatalar tamam bu öyle değil. Kasıt diyeceğim ama değil. Hiç kimse bu duruma düşmek istemez. Açık ara tüm zamanların en büyük skandalı… Bundan sonra da aşılacağını sanmıyorum. Futbol, hakem, spiker… Bu kadarı fazla değil mi? Turnuva başlayalı 10 gün oldu. Ülke tel tel dökülüyor.
Bir başka spiker Mbappe uzaktan gol atınca adeta böğürdü. İzlemediyseniz açın bakın… Önce bir garip ooo sesleri sonra resmen böğürme… Gol de ahım şahım değil. Sahalarda sık sık rastlanır. Bir kader golü falan da değil. Fransa fişi çekmiş, işi bitirmiş. TRT’nin spikerine ne oluyor? Ben Fransız spikerlerin böyle bir tepki verdiğini sanmıyorum. TRT kimlerin eline kalmış? Nerede o eski üstadlar…? Laf cambazları… ‘Bravo direk’ çığlıkları… Rahmetli Ümit Aktan’dı bunu söyleyen…
Onun da ayıbı yok değil. Arkasından konuşuyor işi olmasın. Söylemeliyim Safa Kar denen ergenden bir farkım olsun… Ümit Aktan bir turnuva sırasında maç anlatımını sahadan değil, Ayvalık’taki yazlığından yapmıştı. Sonradan ortaya çıkınca ‘özür dilemişti’. Dünya kupası TRT spikerlerini de tartıya çıkardı. Sonuç felaket…
Messi’den, İran’dan, Fas’ın muhteşem oyunundan, Zidan’ın kaleci oğlundan falan söz edecektim. Dünya kupasında yaşanan kadar çok ‘ilk ve tarihi’ sahne var ki… Onları toplayacaktım. Milli takım her şeyi berbat etti. Gençlerin sınavını, benim yazıyı etkiledi. Koca ülke cenaze evi gibi yasa boğuldu. O marşlar, o şarkılar, o reklamlar boşa gitti. Ben de mecburen duygu ve düşüncelerimi paylaştım. Kimsenin başka yazı okumaya tahammülü olmazdı.





















