Çarşamba, Mayıs 13, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Yorum

Günün yorumu – Levent Mazılıgüney | Hukuka dönüş için son çağrı ve tarihi sorumluluğumuz

Avukat Levent Mazılıgüney, “AİHM Büyük Dairesi'nin Yasak kararı, Yalçınkaya içtihadını bir kez daha mühürlemiş ve ihlallerin sadece usuli değil, aynı zamanda insan onurunu hedef alan esasa ilişkin ağır boyutlarını da kayda geçirmiştir.”

07/05/2026 09:05
Okuma süresi: 8 dk. okuma
A A
AİHM’den vicdani ret için emsal karar
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp

(The Turkish Post) – AİHM Büyük Dairesi’nin Yasak kararını Serbestiyet’te değerlendiren avukat Levent Mazılıgüney, AİHM Büyük Dairesi’nin Yasak kararı ile ihlallerin sadece usuli değil, aynı zamanda insan onurunu hedef alan esasa ilişkin ağır boyutlarını da kayda geçirdiğinin altını çizerek, “Bugün kürsüdeki hakimlere ve meclisteki siyasilere düşen görev, hamasetin arkasına saklanmak değil; hukukun, anayasanın ve insan onurunun gereğini yapmaktır” dedi. Mazılıgüney’in AİHM Büyük Dairesi’nin Yasak kararı ile ilgili yazısı şöyle:

Türkiye’nin ceza adaleti sistemi, 15 Temmuz 2016 sonrasında içine girdiği sarmaldan kendi iç dinamikleriyle çıkma fırsatlarını birer birer harcarken, Strazburg’dan gelen kararlar yargı pratiğimizin üzerindeki ağır örtüyü kaldırmaya devam ediyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin Yasak v. Türkiye başvurusunda açıkladığı ihlal kararı, sadece bir bireyin mağduriyetini tescil etmekle kalmamış; Türk yargısının evrensel hukuk standartlarından ne denli uzaklaştığını, kanunilik ilkesinin nasıl aşındırıldığını ve insan onurunun nasıl ihlal edildiğini en üst perdeden bir kez daha yüzümüze vurmuştur.

Bu karar, bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı organlarının, kategorik varsayımlar ve toptancı yaklaşımlarla yüz binlerce vatandaşı nasıl bir “sivil ölüme” terk ettiğinin uluslararası yargı nezdindeki en güncel ve en çarpıcı belgesidir. Üstelik bu karar, meselenin salt hukuki bir hata olmadığını, aynı zamanda insan onurunu zedeleyen fiziksel şartları da barındırdığını ortaya koymaktadır.

Yasak Kararının Anlamı: İnsan Onuru ve Kanunilik İlkesinin Tesisi

Yasak v. Türkiye kararı, AİHM içtihatları ve Türk hukuk tarihi açısından olağanüstü bir öneme sahiptir. Hatırlanacağı üzere, Şaban Yasak’ın başvurusu ilk olarak AİHM İkinci Dairesi tarafından incelenmiş ve Daire, insan hakları savunucularını ve hukukçuları şaşkına çeviren bir kararla, ihlal bulunmadığına hükmetmişti. İkinci Daire’nin bu kararı, AİHM tarihinin en talihsiz ve evrensel hukuk ilkeleriyle en çok çelişen kararlarından biri olarak nitelendirilmiş; şiddet içermeyen, olağan ve yasal faaliyetlerin bir terör örgütü üyeliği için yeterli sayılabileceği gibi tehlikeli bir kapıyı aralamıştı.

Ancak AİHM Büyük Dairesi, bu tarihi hatadan dönerek, davanın esasına ilişkin çok net iki ihlal kararı vermiştir: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3. maddesi (İşkence ve Kötü Muamele Yasağı) ve 7. maddesi (Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz İlkesi).

Kararın 3. madde boyutu, Türkiye’deki cezaevlerinin durumunu ve yargılamalar sırasındaki insanlık dışı koşulları uluslararası alana taşımıştır. Başvurucunun 14 ay boyunca yerde yatmaya mahkûm edilmesi, aşırı kalabalık koğuşlarda asgari yaşam standartlarından mahrum bırakılması, AİHM tarafından insan onuruna aykırı bulunmuştur. Bu tespit, 15 Temmuz sonrasında “terör” suçlamasıyla cezaevlerine doldurulan on binlerce insanın yaşadığı fiziki ve psikolojik eziyetin Strazburg nezdinde vücut bulmuş halidir.

Daha da kritik olanı, 7. madde kapsamında verilen ihlal kararıdır. Büyük Daire, yerel mahkemelerin Şaban Yasak’ı yargılarken suçun manevi unsurunu, yani failin suç işleme kastını hiçbir şekilde bireyselleştirilmiş bir değerlendirmeye tabi tutmadığını saptamıştır. Öğrenci koordinatörlüğü yapmak veya bir kod adı (müstear isim) kullanmak gibi, özünde şiddet barındırmayan eylemlerin, kişinin silahlı bir terör örgütünün nihai ve şiddet içerikli amacını bilerek ve isteyerek benimsediğine dair mutlak bir delil sayılamayacağı vurgulanmıştır. AİHM, “kişisel sorumluluk unsurunun tesis edilebileceği zihinsel bir bağ olmaksızın cezalandırılmama hakkının” ihlal edildiğini tescil etmiştir.

Buzdağının Görünmeyen Yüzü: Yalçınkaya ve Müteakip Kararlar

Yasak kararı, aniden ortaya çıkmış münferit bir içtihat değildir; aksine, Türk yargısının aylardır ısrarla görmezden gelmeye çalıştığı devasa bir buzdağının en yeni parçasıdır. Bu buzdağının zirvesi, 26 Eylül 2023 tarihinde açıklanan Yüksel Yalçınkaya v. Türkiye Büyük Daire kararıdır. AİHM, Yalçınkaya kararında, ByLock kullanımı, Bank Asya’da hesap açma, yasal sendika ve derneklere üye olma gibi eylemlerin suçun unsurları yerine ikame edilemeyeceğini, bu durumun AİHS m. 7’yi ve dijital delillerin hukuka aykırı değerlendirilmesinin m. 6’yı (Adil Yargılanma Hakkı) ihlal ettiğini hükme bağlamıştır.

Yargımız, Yalçınkaya kararını “sadece o dosyaya özgü” diyerek dar ve hatalı bir yoruma hapsetmeye çalışırken, AİHM arka arkaya Demirhan vd., Seyhan vd., Bozyokuş vd., Karslı vd. kararlarını açıklamış ve toplamda 2660 bireysel başvuru için aynı ihlal tespitlerini yapmıştır. Bu kararlar silsilesi, meselenin bir “uygulama hatası” değil, bilinçli ve sistematik bir “kanunsuz cezalandırma politikası” olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir.

Yüz binlerce vatandaşı etkileyen bu dosyalarda temel kurgu şudur: Hiyerarşik yapıya dahil olma, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gibi suçun maddi unsurları ile; örgütün anayasal düzeni ortadan kaldırma amacını bilme ve benimseme şeklindeki manevi unsur (doğrudan kast) somut olarak ispatlanamamaktadır. Bunun yerine yargı, “kriter” adı altında bir torba icat etmiş; içeriği belirsiz HTS kayıtlarını, ankesör/ardışık arama iddialarını, baz birlikteliklerini, “Garson” gibi gizli tanıklardan elde edilen dijital fişleme listelerini ve yasal banka/sendika faaliyetlerini alt alta yazarak otomatik mahkûmiyetler tesis etmiştir. AİHM’in Yasak ve Yalçınkaya serisi kararları, bu torbayı yırtıp atmış ve “suçun unsurları yerine kriterleri ikame edemezsiniz” demiştir.

Ceza Hukuku Dogmatiği ve “Doğrudan Kast”ın Yokluğu

Bir ceza hukukçusu ve dijital delillerin teknik analizini yapan bir uzman gözüyle baktığımda, sorunun temelinde Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 314/2. maddesinin, ceza hukukunun en temel prensiplerini yok sayarak uygulanması yatmaktadır.

Silahlı terör örgütü üyeliği suçunun oluşabilmesi için failin, sadece bir yapıya sempati duyması veya onun yasal faaliyetlerine katılması yetmez. Failin, o yapının nihai amacını (cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırmak) bilmesi, bu amaca ulaşmak için örgütün hiyerarşisine kendi iradesiyle dâhil olması, yani eylemlerini doğrudan kast ile gerçekleştirmesi zorunludur. Venedik Komisyonu’nun da açıkça belirttiği üzere, bir yapının terör örgütü olduğunun sıradan vatandaşlarca bilinebilmesi için ortada kesinleşmiş bir yargı kararı veya toplumun geneli tarafından bilinen yaygın bir şiddet eylemi olmalıdır.

15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden önce, yasal zeminde faaliyet gösteren okullara gitmek, bankalarda işlem yapmak veya bağışta bulunmak gibi eylemlerin, geriye dönük bir niyet okumasıyla “terör kastı” kabul edilmesi, modern ceza hukukunun reddettiği “kusursuz (objektif) sorumluluk” rejimidir. Kiminle ne konuşulduğu belli olmayan HTS kayıtları veya adli bilişim standartlarına (CMK m. 134) aykırı olarak, imajı dahi alınmadan, istihbari yollarla elde edilen ByLock ve SD kart verileri üzerinden suçun manevi unsuru inşa edilemez. Yasak kararı, bu dogmatik gerçeğin Strazburg’dan gelen bir teyididir.

Kürsüdeki Meslektaşlarıma Çağrı: Hukuka Direnilmez

Tüm bu tablo karşısında, kararları verecek olan, adaleti tesis etmekle görevli kürsüdeki hakim ve savcı meslektaşlarıma bir çağrıda bulunmak istiyorum:

Anayasa’nın 90. maddesinin 5. fıkrası bir temenni değil, emredici bir hukuk kuralıdır. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde, uluslararası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı Anayasal bir zorunluluktur. AİHM’in Yalçınkaya, Demirhan ve şimdi de Yasak kararları, TCK m. 314/2’nin mevcut yargısal yorumunun AİHS m. 7’ye aykırı olduğunu kesin olarak tescil etmiştir.

Bu kararların “objektif etkisi” (erga omnes) gereği, benzer durumda olan ve henüz AİHM’den bireysel ihlal kararı almamış on binlerce dosya için de aynı ilkeler geçerlidir. Yargılamanın yenilenmesi taleplerini (CMK m. 311/1-e ve f), “AİHM Türk hukukunun inceliklerini bilemez” gibi hukuki dayanaktan yoksun, politik reflekslerle reddetmekten derhal vazgeçilmelidir.

Yeniden yargılama süreçlerinde yapılan en büyük hatalardan biri de “makyajlama” taktiğidir. Eski mahkûmiyet kararının gerekçesini biraz daha uzatıp, birkaç yeni cümle ekleyerek aynı cezayı tekrar vermek, AİHM ihlalinin etrafından dolanmaktır ve bu, hukuka karşı hiledir. Suçun yasal unsurlarının (doğrudan kastın) somut, hukuka uygun ve şüpheden uzak delillerle ispatlanamadığı her dosyada, CMK m. 223/2-a veya m. 223/2-b bendi uyarınca derhal beraat kararı verilmelidir.

Aynı şekilde, “madem örgüt üyeliğinden ceza veremiyoruz, o halde ek savunma verip örgüte yardımdan (TCK 220/7) ceza verelim” şeklindeki usul manevraları da davasız yargılama olmaz ilkesinin açık ihlalidir ve terk edilmelidir. Ayrıca, yargılaması yenilenen ve AİHM tarafından fiilinin suç oluşturmadığı belirtilen kişilerin infazlarının derhal durdurulması, telafisi imkânsız yeni zararların doğmasını engellemek adına hukuki ve vicdani bir mecburiyettir. Yurt dışı çıkış yasağı gibi adli kontrolleri birer cezalandırma aracına dönüştürerek insanları sivil ölüme mahkûm etmeye son verilmelidir. Hukuka, anayasaya ve evrensel insan haklarına “direnme” kararı verilemez.

Siyasete Sorumluluk Hatırlatması: Genel Tedbir Bir Lütuf Değil, Zorunluluktur

Yargıdaki bu yapısal krizin aşılması, sadece hakimlerin inisiyatifine bırakılamayacak kadar derinleşmiştir. AİHM, Yalçınkaya kararında açıkça belirtmiştir ki; Türkiye’nin önünde 8.000 civarında derdest dosya bulunmakta ve bu sayı potansiyel olarak 100.000’i bulabilecektir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, bu devasa başvuru yığınının tek tek incelenmesinin sistemin çökmesine yol açacağını görerek Türkiye’den “Genel Tedbirler” (General Measures) almasını talep etmektedir.

Siyaset kurumu, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve yürütme organı, bu sorunu görmezden gelme lüksüne sahip değildir. Hukuksuzluğun siyasallaştığı bir zeminde, çözümün de hukuki sınırlar içinde siyasi bir irade gerektirdiği açıktır. Mahkemelerin yerleşik, ancak hatalı içtihatlarından dönmekte gösterdikleri direnç göz önüne alındığında; yasama organının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesinden doğan uluslararası taahhütlerimizi yerine getirmek amacıyla genel bir yasal düzenleme (kanuni çözüm) ihdas etmesi artık kaçınılmazdır.

Bu genel düzenleme, AİHS m. 7 ihlaline konu olan yasal ve rutin faaliyetlerin “suç unsuru” veya “kriter” olarak kullanılamayacağını açıkça hükme bağlayan, devam eden davalarda düşme/beraat, kesinleşmiş davalarda ise otomatik infaz durdurma ve yargılamanın yenilenmesi yollarını şartsız açan bir formülasyona sahip olmalıdır. Aksi takdirde, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyelik yükümlülüklerini ihlal sürecine (infringement proceedings) girmesi ve uluslararası itibarının onarılamaz şekilde zedelenmesi an meselesidir.

Sonuç: Adalet Ertelemeye Gelmez

AİHM Büyük Dairesi’nin Yasak kararı, Yalçınkaya içtihadını bir kez daha mühürlemiş ve ihlallerin sadece usuli değil, aynı zamanda insan onurunu hedef alan esasa ilişkin ağır boyutlarını da kayda geçirmiştir.

Hukuki güvenlik ilkesi, bir ülkede yaşayan her bireyin, eylemlerinin hukuki sonuçlarını önceden öngörebilmesini; devletin ise vatandaşlarına tuzak kurmamasını emreder. 15 Temmuz darbe girişiminin travması, evrensel hukukun askıya alınmasının ve intikamcı bir ceza adaletinin gerekçesi olamaz. Türkiye, yüz binlerce parlak beynini, akademisyenini, mühendisini, öğretmenini, memurunu ve sıradan vatandaşını uydurma kriterlerle sistemin dışına iterek kendi geleceğini karartmaktadır.

Bugün kürsüdeki hakimlere ve meclisteki siyasilere düşen görev, hamasetin arkasına saklanmak değil; hukukun, anayasanın ve insan onurunun gereğini yapmaktır. Adalet, ne Strazburg yollarında bekletilmeyi ne de “konjonktürün değişmesini” beklemeyi hak eder. AİHM Büyük Dairesi son uyarısını yapmıştır; şimdi sıra, Türkiye’nin kendi hukuk aklını ve vicdanını yeniden inşa etmesindedir. Hukuka dönüş, bir seçenek değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası ve onuru için yegâne yoldur.

Etiketler: çağrıdönüşgününHukukaleventMazılıgüneyslider-mansetsonyorumu
Paylaş2Tweet2PaylaşGönderTara
The Turkish Post

The Turkish Post

Önerilen Haberler

Ayhan Bora Kaplan’ın kara para dosyasındaki MASAK raporuna, Yargıtay üyesi Yüksel Kocaman’a gönderilen ‘kira ödemeleri’ de girdi!
Gündem

Başsavcılık, Kaplan’a verilen cezanın onanmasını istedi

ABD-İran ateşkes görüşmelerinde gündem Hürmüz Boğazı’nın açılması
Dünya

İngiltere Hürmüz’e savaş uçakları göndereceğini duyurdu

Muhittin Böcek’in oğlunun uyuşturucu testi pozitif çıktı
Gündem

Muhittin Böcek’in ifadesi sonrası Antalya Büyükşehir’e yeni operasyon

Ateşkes için ABD’den İran’a 15 maddelik talep
Gündem

Trump’tan İran’a yeni tehdit: Ya bir anlaşma yapacağız ya da yok edilecekler

Popüler Haberler

Bülent Arınç’tan CHP’li Karaca’ya ‘Can Atalay’ tebriği: ‘Doğru olanı yaptın başkan’

Arınç’tan KHK çağrısı: Apo’ya statü peşinde koşanlar bunu halletsinler

AİHM’den vicdani ret için emsal karar

Günün yorumu – Levent Mazılıgüney | Hukuka dönüş için son çağrı ve tarihi sorumluluğumuz

Fenerbahçe’den Galatasaray-Gaziantep maçı açıklaması: ‘Aynı senaryo devrede’

Fenerbahçe’ye UEFA’dan ceza şoku

Yapımcı Erol Köse’nin kızı mirası reddetti

Yapımcı Erol Köse’nin kızı mirası reddetti

Ünlü futbolcu, ahlaksız mesajı sonrasında kadro dışı kaldı

Ünlü futbolcu, ahlaksız mesajı sonrasında kadro dışı kaldı

CHP’li Ağbaba: Emekli ikramiyesiyle bir günlük bayram sofrası bile kurulamıyor

Bakan Işıkhan’dan bayram ikramiyeleri ile ilgili açıklama

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Ayhan Bora Kaplan’ın kara para dosyasındaki MASAK raporuna, Yargıtay üyesi Yüksel Kocaman’a gönderilen ‘kira ödemeleri’ de girdi!

Başsavcılık, Kaplan’a verilen cezanın onanmasını istedi

Bakanlık Uşak Belediye Başkanı Yalım’ı görevden uzaklaştırdı

Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Para itirafları, özel hayatlar…!

ABD-İran ateşkes görüşmelerinde gündem Hürmüz Boğazı’nın açılması

İngiltere Hürmüz’e savaş uçakları göndereceğini duyurdu

Muhittin Böcek’in oğlunun uyuşturucu testi pozitif çıktı

Muhittin Böcek’in ifadesi sonrası Antalya Büyükşehir’e yeni operasyon

Ateşkes için ABD’den İran’a 15 maddelik talep

Trump’tan İran’a yeni tehdit: Ya bir anlaşma yapacağız ya da yok edilecekler

Bolu Belediyesi’ne yeni operasyon

Bolu Belediyesi’ne yönelik iddianame tamamlandı

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Mercan Bulut yazdı I Dijital linç kültürü ve “Ankara Kuşu” üzerinden CHP’ye siyasi operasyon  

Mercan Bulut yazdı I Dijital linç kültürü ve “Ankara Kuşu” üzerinden CHP’ye siyasi operasyon  

Eve kuma getirmek isteyen kocasını hadım etti

Eve kuma getirmek isteyen kocasını hadım etti

Markaların outlet mağazalarında ucuz ürün oyunu

Markaların outlet mağazalarında ucuz ürün oyunu

“Burcu Köksal’ın eşi gözaltına alınacakken operasyon durduruldu” iddiası

“Burcu Köksal’ın eşi gözaltına alınacakken operasyon durduruldu” iddiası

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Başsavcılık, Kaplan’a verilen cezanın onanmasını istedi
  • Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Para itirafları, özel hayatlar…!
  • İngiltere Hürmüz’e savaş uçakları göndereceğini duyurdu
  • Muhittin Böcek’in ifadesi sonrası Antalya Büyükşehir’e yeni operasyon

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.