(The Turkish Post) – SAFA KAR
Final maçıydı. Maça ev sahipliği yapan Kocaeli’de tribünler doluydu. Devlet erkanı da yerini almıştı. İki ülkenin cumhurbaşkanı tribündeydi. Ya dünya kupasına giden yol aralanacak, ya da kapanacaktı. İspanya’nın önüne geçmek mümkün değildi. Daha baştan hedef ikincilikti. Rakibin de Gürcistan olacağı az çok belliydi. Bulgar futbolu krizdeydi. Milli Takım ilk maçında son dakikalarda zorlansa da altın değerinde galibiyet aldı. İspanya maçı tam bir felaketti. Oyun da skor da faciaydı.
Türkiye ikili maç trafiğinde önce Bulgaristan’la oynadı. Rakip zayıftı ama çıkış arıyordu. Hocasını değiştirmiş, takımı revize etmişti. Yeni bir başlangıç yapmak istiyorlardı. Maça sert başladılar… Dakikalar ilerledikçe ‘kalite’ ortaya çıktı. İlk bölümde biraz bocalayan Milli takım kilidi açtıktan sonra Bulgaristan’a yarım düzine gol attı. Kenan Yıldız soyadı gibi yıldızlaştı. Performansı Avrupa’da yankılandı.
Bulgaristan zaferinin anlamlı olabilmesi için Gürcistan galibiyeti şarttı. Olmazsa olmazdı. Bütün avantajlar Milli Takım’dan yanaydı. Ateşli ve coşkulu taraftarı arkasındaydı. Oyuncular maçın öneminin farkındaydı. Montella üç gün önceki kadroda revizyona gitti. Sağ ve sol beki değiştirdi. Gürcistan’a göre oyuncu tercihi yaptı. Ki stratejisinin doğru olduğu ilk dakikada anlaşıldı. İspanya maçındaki hatasını tekrarlamadı.
Milli Takım maça çok hızlı başladı. Tam saha presle topu ve oyunun kontrolünü ele geçirdi. Gürcistan hafife alınacak takım değildi. Avrupa’nın dev takımlarında oynayan oyuncuları vardı. İspanya 2 gol ancak atabilmişti. Gevşemeye gelmezdi. Laubaliliğin bedeli ağır olabilirdi. Kenar yönetimi ve futbolcular maçın öneminin şuurundaydı. Gürcistan’ın da havlu atmaya niyeti yoktu. Kolay teslim olmak istemiyordu.
Defansın bek kemiği Abdülkerim 14. dakikada duzun pas attı, ok gibi fırlayan Kenan Yıldız topu önüne aldı ve kalecinin üzerinden aşırdı. Yan hakem ‘ofsayt’ bayrağını kaldırdı. Devreye VAR girdi. Kısa bekleyişten sonra hakem orta sahayı gösterdi. Kenan Yıldız rakibinden biraz gerideydi. Bu gol kilidin açılması demekti. Ve erken açılması önemliydi. Gürcistan’ı risk almaya itecekti. Nitekim goller peş peşe geldi.
Altın kafa Merih yine sahneye çıktı. 8 dakika sonra Merih Demiral köşe vuruşundan gelen topa kafayı vurdu ve farkı ikiye çıkardı. Ardından Yunus Akgün’ün golü geldi. Kenan Yıldız kenardan ceza sahasına girdi, topu Arda Güler’e çıkardı. Arda bekletmeden vurdu, kaleciden dönen meşin yuvarlağı Yunus kaleye göndermekte zorlanmadı. 35 dakikaya 3 gol sığdı.
Türkiye yarım saatte işi bitirdi. Tribünler coşku içindeydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın skordan memnuniyetini, Gürcü mevkidaşının ise üzüntülü görüntüleri ekrana yansıdı. Maç 90 dakika… İşi sıkı tutmak ve ciddiye almak gerekir. İkinci yarıda golle başladı. Merih Demiral aynı golden bir tane daha attı. Merih kornerden gelen topa sert vurdu ve farkı dörde çıkardı. Bundan sonrası kolaydı. Oyunu soğutarak zamanı öldürmek mümkündü. Buna oyuncu değişiklikleri de eklendi. Gürcistan fırsatlar yakaladı. Bunlardan birini değerlendirdi.
Final maçı Milli Takım’ın zaferdiyle 4-1 bitti. Harika oyun ve skor… Bütün oyuncular formanın hakkını verdi. Merih Demiral’ın memleketi Kocaeli’nde hemşehrilerinin önünde 2 gol atarak bir adım öne geçti. Kerem bitmez tükenmez enerjisiyle rakibe bastı. Hakan klasını konuşturdu. Kenan Yıldız başarısını golle taçlandırdı. İki maçta 10 gol… Büyük başarı…
İkincilik garanti gibi… Bundan hesapları ‘play off’ üzerine yapmak yanlış olmaz. Rakipler güçlü… Dünya kupası için bilet çantada keklik değil. Milli Takım da istim üstünde… Oyuncular formda… Bu rüzgarın önü kesilmezse bu yol dünya kupasına gider… Gitmeli de…




















