Cumartesi, Şubat 7, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Fatma Zehra Fidan yazdı I Kendilik dediğimiz şey

O hâlde, önümüzde duran en önemli engelden söz etmeliyim: Toplumsal kabul. İnsan olmanın gizlerine dair söz söyleyen hemen herkes, insanın kabul görme ihtiyacıyla malûl bir varlık olduğunda birleşiyor. Peki insan kendine dair farklılıklarını, sanata, bilime, siyasete ve başka alanlara yaklaşımlarını bu kadar köklü bir kabul görme ihtiyacıyla nasıl aynı çizgide buluşturup, “bencesi budur” diye ortaya çıkacak?

04/02/2026 18:02
Okuma süresi: 4 dk. okuma
A A
Fatma Zehra Fidan yazdı I Kendilik dediğimiz şey
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Fatma Zehra Fidan

Fatma Zehra Fidan

24 köşe yazısı

(The Turkish Post) – FATMA ZEHRA FİDAN   

Her dönemin insana ve insan yaşantısına dair bir yaklaşımı var. Her yeni yaklaşım, bir öncekini eleştirerek geliştirdiği yeni bakış açısıyla hangi açıkları kapattığını kanıtlamaya çalışır. Kabul gören bu yaklaşımlar yeniyi zirvelere taşıyıp eskiyi öteler.

Son dönemlerde eskinin ötelenen, modern savlarla itilip kakılıp örselenen, bu bakımdan değerinden mahrum kalınan yanları ortaya çıkarılıyor. Aslında ninelerimizin ne kadar iyi birer şifacı olduğundan tutun, Kızılderili topluluklarının insani yaşam seviyesini zirveye çıkarmaya kadar varıyor iş.

Bu döngü hep devam edecek, devam etmeli de. Çünkü bu, insanın kendisine ve hayata dair düşünme etkinliğinden, değiştirip dönüştürme potansiyelinden, Aristoteles’in kavlince politik hayvan olmasından kaynaklanıyor. Bunu yapmazsa, insanın insan olma hâlini kaybedeceğinden söz edilebilir.

İnsana dair her şey farklı devinimlerle kendisini sunarken, bunun kültür ve coğrafyadan, bu bağlamda iliklerimize işleyen değerlerden ve kabul görme ihtiyacımızdan bağımsız olamayacağını bir kenara mıhlamak gerekir. Yeninin, başka bir ifadeyle yeni farkındalıklarımızın ortaya çıkması için, sanırım cesaret ve insanın kendi sezgilerine güvenmesi gerekiyor. Çünkü zirveye oturtulan, ödüller verilerek alkışlanan bir yaklaşımın karşı tarafında konumlandıracağınız bir şey, öncekinden çok daha güçlü ve sarsıcı bir etki yaratmak zorundadır. Bu yaratımın imkânı her zaman bilinmez olduğu için, cesaret ve güven stoğunun güçlü olması şarttır.

Edebiyat okurlarının gönül tahtında kurulan Marcel Proust, her yazarın kendine özgü dilini oluşturması gerektiğini ısrarla vurguluyor, Fransız dili geleneğini korumak iddiasındaki önemli yazarlara verip veriştiriyordu. Bu bağlamda, yazdığı ilk romanı değerlendirmesini isteyen bir arkadaşının metnine yaptığı eleştiriler önemlidir. Doğanın daha önceki güçlü ifadeleri taklit ederek tasvir edilmesinin yeni bir yaratımdan ziyade kötü bir taklit olacağını, mesela ayı, kişinin kendi duygularından ve o andaki hâlinden belki başkalarına saçma sapan gelecek şekilde tasvir etmenin daha iyi, kalıcı ve olması gereken olduğunu savunuyordu.

Proust resim sanatı konusunda da farklı fırça darbelerinin değerine vurgu yapıyor, kendi döneminde yerden yere vurulan İzlenimcileri zirveye oturtuyordu. Ona göre, doğada temayüz eden bir anın görüntüsü bile hâkim kültürün ve estetik yaklaşımların çektiği fotoğrafa göre çiziliyordu. Halbuki o an ve o ana bakan kişiler, dolayısıyla manzara ve manzaranın algılanışı farklıydı. Bu farkın ortaya koyulması ise sanatın sağladığı özgürlük duygusuyla mümkündü.

Niyetim aslında ne Proust ne sanat analizi; buna niyetim olmadığı gibi haddim de yok. Bu yazıda, son dönemlere damgasını vuran “kendilik tartışmalarına” başka bir açıdan bakmak istiyorum.

Sosyal medya, bugüne kadar ihmal ettiğimiz kendimizi gerçekten nasıl sevebileceğimiz, onu hırpalamaktan nasıl vazgeçeceğimiz, yapıp ettiklerimizle bize küsen kendiliğimize nasıl ulaşacağımızla ilgili yol haritaları ve hap bilgilerle dolu. Diğer yandan sosyal medya, yüz hatlarıyla artık birbirinden hiç ayıramadığımız, ismiyle cismiyle hep aynı familyadan türediğini zannedip akrabalaştırdığımız mutlu mesut kadın ve erkek anlatılarıyla dolu. Bu karşıt çizgilerdeki durumun nasıl aynı anda ve durumda bize kendisini dayattığı ise ayrı bir tartışma konusu.

Fenomenolojik Sosyolojiyi sevişim belki de bu yüzden. İnsanın kendisinin zannettiği kararlarının kökenlerini fark etmeyi mümkün kıldığı, özgürlüğün vazgeçilmezliğine dair anlatıları kültürel yaratımın sessiz ve kararlı işleyişinde albenili bir söz yığınına dönüştürüverdiği için seviyorum onu. Spinoza gibi filozofların ve fenomenolojik sosyolojinin analizlerinden sonra ortaya çıkan kendilik, büsbütün belirlenmiş bir kendilik olup çıkıyordu.

Hâl böyle olunca -insan simasına vurulan neşterlerle aynılaşan görünümler bahis dışıdır- kendimizin peşine düştüğümüz bu yolculuğun hepten anlamsız ve boşuna bir çırpınış olduğu düşüncesi güçlenmiş gibi görünebilir. Bence insanın kendi hakikatinin nasıl olduğunu anlamaya dair herhangi bir yolculuk, hiçbir zaman ve hiçbir durumda anlamsızlık gudubetiyle ifade edilemez. Anlamın gerçekte ne olduğuna dair tartışmaların önemini saklı tutarak, insanın kendi emsalsiz özelliklerinin, biricikliğinin, varlığında gizlenmiş hazinelerin keşfi, başta değindiğim insanın cesaret ve sezgilerine güvenle ilgili olmalıdır. İnsanlık tarihinde bu cesareti gösterenler olmasaydı, dün ve bugüne dair farklılıktan, gelişmelerden ve alınan yoldan söz edilemezdi.

O hâlde, önümüzde duran en önemli engelden söz etmeliyim: Toplumsal kabul. İnsan olmanın gizlerine dair söz söyleyen hemen herkes, insanın kabul görme ihtiyacıyla malûl bir varlık olduğunda birleşiyor. Peki insan kendine dair farklılıklarını, sanata, bilime, siyasete ve başka alanlara yaklaşımlarını bu kadar köklü bir kabul görme ihtiyacıyla nasıl aynı çizgide buluşturup, “bencesi budur” diye ortaya çıkacak?

Marcel Proust’un sanatta özgünlük vurgusuna yeniden döndüğümüzde, şu soru kendisini dayatır: İnsanın kendi özgünlüğünü keşfetme gibi bir amacı ve çabası olmadan özgün sanat eseri üretmesi mümkün müdür? İnsanın kendisini bulduğu bir mecrayı keşfetmek kolay olmasa gerektir. Bu zorluk, kendisini tanımlayan özcü belirlenimlere eleştirel bakmanın ve karşılaşmanın zorluğundan kaynaklanır. Buna, karşılaştıktan sonra önüne çıkan aykırı yollarda yürümenin çilesini de eklemek gerekir.

Böyle bir çileyi göze almamak ise insanın -fark ettiği kadarıyla- kendisiyle ittifakının bozulması anlamına gelir. Kendisiyle ittifakını kaybeden kişi için başka herhangi bir şeyle bütünleşebilmesi, dayanışabilmesi ve ittifak kurabilmesi imkânsızdır.

Etiketler: dediğimizFatma Zehra FidanKendilikşeyslider-manset
Paylaş1Tweet1PaylaşGönderTara
Fatma Zehra Fidan

Fatma Zehra Fidan

Önerilen Haberler

Robert Koleji yönetim kurulu üyesi, Epstein’den bağış için yardım istemiş
Dünya

Epstein belgelerine sansürsüz erişim başlıyor

Bakanlık 12 firmayı ifşa etti: Lahmacun diye neler yemişiz
Ekonomi

Türkiye genelinde lahmacun fiyatları ortalama yüzde 30 arttı

400 milyon liralık altın ve döviz toplayıp kaçan kuyumcu yakalandı
Gündem

Yargıtay mesajı delil saydı, kararı bozdu

Dünyada ilk: Ülkede nesiller boyu sigara yasağı getirildi
Gündem

Sigara yasağına parklar ve sahiller de eklenecek

Popüler Haberler

BYD elektrikli otomobilde devrim yaptı! 5 dakika şarjla 400 kilometre

“BYD’nin Manisa’daki 1 milyar dolarlık yatırımı iptal oldu” iddiası

Eşitsizlikleri giderecek 11. Yargı Paketi 50 bin hükümlüye tahliye yolunu açacak

İnfaz düzenlemesi ve “kısmi af” yolda I Aslı Güney’in haberi

Selim Bulut yazdı I Kazada yaralanan Abdurrahim Albayrak, yoğun bakımda

Selim Bulut yazdı I Kazada yaralanan Abdurrahim Albayrak, yoğun bakımda

Selim Bulut yazdı I Kayıp altınlar ünlü işadamı Abdurrahim Albayrak’ın çıktı

Selim Bulut yazdı I Kayıp altınlar ünlü işadamı Abdurrahim Albayrak’ın çıktı

Uyuşturucu soruşturmasında 6 ünlünün daha testi pozitif çıktı

Uyuşturucu soruşturmasında 6 ünlünün daha testi pozitif çıktı

Emekli polis eşini ve MHP ilçe başkanını öldürdü

Emekli polis eşini ve MHP ilçe başkanını öldürdü

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Robert Koleji yönetim kurulu üyesi, Epstein’den bağış için yardım istemiş

Epstein belgelerine sansürsüz erişim başlıyor

Bakanlık 12 firmayı ifşa etti: Lahmacun diye neler yemişiz

Türkiye genelinde lahmacun fiyatları ortalama yüzde 30 arttı

400 milyon liralık altın ve döviz toplayıp kaçan kuyumcu yakalandı

Yargıtay mesajı delil saydı, kararı bozdu

Vahap Aktaş yazdı I Duyarsızlığın kıyısında: Bir toplumun çöküşü

H. Agah Kalender yazdı I 6 Şubat’tan ders alındı mı?

Dünyada ilk: Ülkede nesiller boyu sigara yasağı getirildi

Sigara yasağına parklar ve sahiller de eklenecek

Bob Ross, parayı “öldükten sonra buldu”

Bob Ross’un 3 tablosu 1 milyon 270 bin dolara satıldı

Selim Bulut yazdı I Kayıp altınlar ünlü işadamı Abdurrahim Albayrak’ın çıktı

Selim Bulut yazdı I Kayıp altınlar ünlü işadamı Abdurrahim Albayrak’ın çıktı

Emekli polis eşini ve MHP ilçe başkanını öldürdü

Emekli polis eşini ve MHP ilçe başkanını öldürdü

Eşitsizlikleri giderecek 11. Yargı Paketi 50 bin hükümlüye tahliye yolunu açacak

İnfaz düzenlemesi ve “kısmi af” yolda I Aslı Güney’in haberi

Hastanede tedavi gören Hakan Taşıyan’la ilgili yeni açıklama

Hastanede tedavi gören Hakan Taşıyan’la ilgili yeni açıklama

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Epstein belgelerine sansürsüz erişim başlıyor
  • Türkiye genelinde lahmacun fiyatları ortalama yüzde 30 arttı
  • Yargıtay mesajı delil saydı, kararı bozdu
  • H. Agah Kalender yazdı I 6 Şubat’tan ders alındı mı?

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.