Cumartesi, Temmuz 25, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Fatma Zehra Fidan yazdı I Annelik Paradoksu

Anneliği kutsal peçesinden sıyırıp bambaşka bir gözle gösteren bu bakış açılarına göre, çocuklarının arzu ve ihtiyaçlarına adanması beklenen anneler, kendi duygularını sessizliğe gömen ve arzularını bastırmış figürlerdir.  

29/01/2026 09:01
Okuma süresi: 6 dk. okuma
A A
Ankara, İstanbul ve İzmir’de 3 yaşından küçük çocuğu olan çalışan annelere aylık 325 euro destek
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Fatma Zehra Fidan

Fatma Zehra Fidan

46 köşe yazısı

(The Turkish Post) – FATMA ZEHRA FİDAN   

Annelik zor zanaat, hem doğurulan hem doğuran olmak ise daha zor bir zanaat.

Bizi doğuran ve büyüten gücün büyüsü karşısında iki büklüm olmaklığımız yersiz değildir. Anne dendiğinde, gövdesinde taşıdığı yükü daha sonra kalbine bindiren bir varlık anlarız. O yükün bedendeki ömrü dokuz ayla sınırlı olsa da -bazen çok daha az- kalpteki yükü ebedidir.

Yükle sorumluluğun aynı çizgide yer alması anlaşılabilir, fakat yük ve sorumluluğa bu denli gönüllülük belki de sadece annelik duygusuyla anlaşılabilecek bir durumdur. Bu durumu rasyonelleştirmek zaman içinde zorlaşır, çünkü bakıma muhtaç bir bebek veya çocuğun sorumluluğunu üstlenmek ne kadar normal ve beklenense, yetişkin bir birey için bunu sürdürmek açıklanabilir değildir. Fakat annelik evreninde her durumu veya kavramı mantık çizgisinde açıklamak gibi bir kaygı yoktur. Başkalarına tuhaf veya gereksiz gelen her ediminiz “anne yüreği” dediğiniz anda tartışma konusu olmaktan çıkar.

…

Okuma yazmayı öğrendikten hemen sonra en sadık müdavimlerinden olduğum çocuk kütüphanesinde kitap okuyarak büyüdüm. Çocukluğumun bu en kutsal mekânındaki vazgeçilmez olan şey, derinliklerime sinen kitap kokusunun yanında sessizlikti. Ne kadar kalabalık olursa olsun ortamda gürültü patırtı olmaz, hatta aksırık öksürük bile pek nadir duyulurdu. Acıklı çocuk romanlarını okurken salya sümük ağladığımda, yüzümü gözümü rahatça silebileceğim, burnumu sümkürürken etrafı rahatsız etmeyeceğim ıssız köşelere otururdum.

Gülten Dayıoğlu ve Kemalettin Tuğcu, kütüphane kuytularında gözyaşı dökerek okuduğum yazarlardandı. Çocukluk dünyamın göklerinde parıldayan bu iki yıldız, her ne kadar ulaşılmaz gibi görünen bir evrenden göz kırpsalar da benim için o yaşlarda da imkânsız diye bir şey görünmüyordu. Tıpkı içinde kaybolduğum büyülü masallarda olduğu gibi, sihirli fasulye ağacına tırmanarak gökyüzüne ulaşabilir, onlara dokunabilir, hatta onlarla sarmaş dolaş olabilirdim.

Beni gözyaşlarına boğan hikayelerde, annelerini veya babalarını küçük yaşta kaybetmiş çocukların acımasız bir dünyada, üstelik derin bir yoksulluğun ayazındaki acıları anlatılırdı. Dış dünyadan tümüyle soyutlanarak okuduğum bu anlatılarda anneler, göklerden inmiş melekler gibiydi ve bütün varlıklarıyla çocuklarına adanmışlardı.

O büyülü dünyadan dışarı çıktığımda gözyaşlarımla yıkanmış yüzüme bir serinlik çarpar, beni kendi gerçekliğime döndürürdü. Evimize vardığımda ise okuduğum metinlerin yakıcı etkisi ve yolumu gözleyen anne sıcaklığına duyduğum özlem çoktan perdelenmiş olurdu. Kütüphaneden evimize kadar yürüdüğüm o on dakikalık mesafe boyunca, annemin edebiyat dünyasının göklerinde nazlı nazlı süzülüp duran annelerden olmadığı gerçeğine uyanıyordum galiba. Benim annem, öyle herkesin annesi gibi sevgisini gösteren bir kadın değildi. Bu kabul korkunç bir açlıkla sevgisini emmek istediğim annemle aramdaki mesafeyi meşrulaştırıyor, onun sevgisine dair şüpheye mahal bırakmıyordu.

Şüpheye zaten gerek yoktu: Çocukluk dünyama efsunlu alemler üfleyen yazarlar, kıyafetine dokunmayı bile kutsanma ritüeli gibi hissettiğim ilkokul öğretmenim, herkes ama herkes, annelerimizin bizi sonsuz bir şefkatle sevdiğini, bizi annelerimizden daha fazla hiç kimsenin sevemeyeceğini söylüyordu.

Küçücük yaşta annelikle karşılaştığımda bu öğrenilmiş bilgiyi galiba daha iyi anladım: Annelik, bu dünyada deneyimlenen başka hiçbir şeye benzemiyordu. Bu hâl anlatılacak değil, sadece yaşanacak bir hâldi. Ne var ki tanımlara sığmayan annelik duygum ve deneyimim annemin tam karşısında konumlanıyordu. Çocuklarımın içinde bir sızı olarak çöreklenmeyecek, onlara olan şefkatimi perdelemeyecektim. Öyle yaptım veya öyle yaptığımı sandım.

Fakat işler bir kere daha yolunda gitmiyordu. Küçük bir kız çocuğu iken “iyi evlat” olamadığıma dair suçluluk duygusu, bu sefer “iyi anne” olamadığımla ilgili suçluluk duygusuna evrilmişti. Çok sonra öğreneceğim gibi, bütün bu duygular kültürel inşanın bir ürünüydü.

…

Pek çok kadını “iyi anne” veya “iyi evlat” olmaya yönelten, bu menzilde tuhaf bir kibre veya yetersizlik duygusuna boğan konu bu kültürel inşa ile ilgiliydi. Bir anne veya evlat kime ve neye göre, nasıl “iyi/ kötü” olabilir? Bu karara nasıl ulaşılmıştır? Buna karar veren kim/lerdir?

Gelenekten moderne evrilme sürecinde, tarihsel hafızamızda kültürel argümanlar tarafından kutsanan ana figürü tartışmaya açılmış, pek çok kadın, bazen de erkek, anneliğin kutsal peçesini yırtıyordu. Guy de Maupassant, nasıl olduysa tarihsel hafızanın geleneksel çarklarında öğütülmemiş, söylemleriyle erillikten çok dişilliğe arka çıkan bir er şahsiyetti. Belki de çocuk yaşta başına yıkılan “yuva”da dişi kuş annenin acı deneyimlerine şahit olmak, dönemine hiç de uygun görünmeyen cümleler kurdurmuştu ona. Maupassant, iddia edildiği gibi, anneliğin kadını özgürleştirip güçlendirmek yerine hayat alanını daralttığını, kadını bağımlı ve kırılgan hâle getirdiğini söylüyordu. Aslında onun anneliğin sevgi dolu doğasıyla alıp veremediği yoktu; o, anneliğin kurumsal şiddetine karşı çıkıyordu.

Mauppasant, erken dönem feminizmini işaretleyen bu savlarıyla, feminist çalışmaların amentüsünü yazan -Simone de Beauvoir, Adrienne Rich, Nancy Chodorow, Julia Kristeva- gibi kadınlara güçlü bir fener olmuş olmalıdır. Beauvoir, anneliğin duygusal yönüne hiç değinmeden, onu kadınlar için adeta bir baş belası olarak tanımlasa da diğerleri bu konuyu atlamaz. Onlar, annelik gibi pek de tanımlara sığmayan bir edimin kadınların hayatını tamamıyla ele geçirmesine, kutsallıkla boyanarak kadınların diğer özelliklerini görünmez ve işlevsiz kılmasına itiraz ettiler. Onlara göre, annelik deneyimindeki duygusal ve içsel bağ kadın yaşantılarında önemlidir, ancak bu önem diğer muhteşem özellikleri yok etmemelidir.

Anneliği kutsal peçesinden sıyırıp bambaşka bir gözle gösteren bu bakış açılarına göre, çocuklarının arzu ve ihtiyaçlarına adanması beklenen anneler, kendi duygularını sessizliğe gömen ve arzularını bastırmış figürlerdir.  

Julia Kristeva’nın annelikle ilgili analizleri, özellikle geleneksel toplumlarda henüz tartışmaya açılamamış bazı kadınlık hâllerine işaret etmesi bakımından, ilgimi çekmiştir. Kristeva, annenin çocuğunu doğurduğu anda hissetmeye başladığı “kayıp duygusuna” dikkat çeker. Anneden ayrılarak kendi dilini kuran ve simgesel düzenin bir parçası olmaya başlayan çocuk, onda bir yas ve melankoli doğurur. Genç yaşta erkeğini bir şekilde kaybeden, geleneğin çarkında yeni erkek edinemeyen kadınlıkların yası ve melankolisi bundan bağımsız olmasa gerektir. Gelenekte, bu yas ve melankoli hemen herkes tarafından meşru ve hak görünen peçelerle süslenir. Bu peçelerin ardında görünmez kancalarını tek oğluna veya oğullarından birine atan annenin dişilik hâlleriyle yazılan insan hikayeleri ise gelin-kaynana anlaşmazlığı hantallığında saklanmaya devam eder.

…

Annelik paradoksu gibi bir konuya girmenin tehlikesinin elbette farkındayım. Çünkü ne dersem diyeyim konunun derinliği ve kapsamı karşısında deniz kenarında ayaklarımı ıslatmış olmaktan ileri gidemeyeceğimi biliyorum. Fakat anneliğin çok boyutlu zırhlarla muhkemleştirildiği bu coğrafyada bazı kişilerle ilgili verilen peşin hükümlere karşı çıkıyorum. Annesini katleden Güllü’nün kızı, sekiz yaşındaki Narin’in kanına bulaşan anne eli bu coğrafyanın ürünü ve insanlık hâllerinden sadece iki manzaradır. Kurban ve canavar üretmenin bu denli kolay olması, insana dair konuların derinlerine inme cesareti bulamamaktan kaynaklanıyor olmalıdır.

Halbuki hepimiz kendi deneyimlerimizde, kendi deneyimlerimizle oluruz. Bu oluş kültürün ve coğrafyanın hiçbir formundan bağımsız değildir, olamaz. Bu yüzden kendi gerçekliğinde ortaya çıkan olaylara ve faillerine anlayıcı bir nazarla yaklaşmak sanırım en insani olandır.

İyinin ve kötünün uzlaşmaz tonlarda resmedildiği bir dünyada, iyiliğin zirvesinde resmedildiğimiz bir anda kendimizi kötülüğün zirvesinde bulabiliriz. Çünkü hepi topu, alt tarafı bir insancık değil miyiz? Ruhun şad olsun Dostoyevsky.

Etiketler: ANNELİKFatma Zehra FidanParadoksuslider-manset
Paylaş2Tweet1PaylaşGönderTara
Fatma Zehra Fidan

Fatma Zehra Fidan

Önerilen Haberler

Kadir İnanır’ın sağlık durumuyla ilgili yeni açıklama
Magazin

Kadir İnanır’ın 3 ayrı vasiyeti ne zaman açıklanacak?

Hayatını kaybeden Fatih Ürek’in vasiyeti ortaya çıktı
Magazin

Yakınları Fatih Ürek’in okul vasiyetini ‘para yok’ diye yaptırmayacak

İnternet kesintisinde emsal karar: Alınan cayma bedeli artık iade edilecek
Gündem

İnternet kesintisinde emsal karar: Alınan cayma bedeli artık iade edilecek

Uzmanlardan çekirgeler için “istilacı değil” açıklaması
Gündem

Uzmanlardan çekirgeler için “istilacı değil” açıklaması

Popüler Haberler

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Kovulan Didem Arslan Yılmaz Sessizliğini Koruyor

Kovulan Didem Arslan Yılmaz Sessizliğini Koruyor

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Didem Arslan’ın kovulmasının ardından gözler Müge Anlı ve Esra Erol’da

Didem Arslan’ın kovulmasının ardından gözler Müge Anlı ve Esra Erol’da

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Yamal Müslüman mı?

İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Yamal Müslüman mı?

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Kadir İnanır’ın sağlık durumuyla ilgili yeni açıklama

Kadir İnanır’ın 3 ayrı vasiyeti ne zaman açıklanacak?

Hayatını kaybeden Fatih Ürek’in vasiyeti ortaya çıktı

Yakınları Fatih Ürek’in okul vasiyetini ‘para yok’ diye yaptırmayacak

Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Önce Hacıbayram, sonra Anıtkabir…!

Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Önce Hacıbayram, sonra Anıtkabir…!

İnternet kesintisinde emsal karar: Alınan cayma bedeli artık iade edilecek

İnternet kesintisinde emsal karar: Alınan cayma bedeli artık iade edilecek

Uzmanlardan çekirgeler için “istilacı değil” açıklaması

Uzmanlardan çekirgeler için “istilacı değil” açıklaması

Acun Ilıcalı acı kaybını sosyal medyadan duyurdu

Acun Ilıcalı acı kaybını sosyal medyadan duyurdu

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Dün göz yumulan her hukuksuzluk, bugün tüm toplumun üzerine çöken kural dışılığın zeminini hazırladı

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Dün göz yumulan her hukuksuzluk, bugün tüm toplumun üzerine çöken kural dışılığın zeminini hazırladı

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu

Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Kadir İnanır’ın 3 ayrı vasiyeti ne zaman açıklanacak?
  • Yakınları Fatih Ürek’in okul vasiyetini ‘para yok’ diye yaptırmayacak
  • Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Önce Hacıbayram, sonra Anıtkabir…!
  • İnternet kesintisinde emsal karar: Alınan cayma bedeli artık iade edilecek

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.