(The Turkish Post) – EKİN TANYEL
2026’ya ilişkin makroekonomik tahminler, farklı kurumların öngörüleri bir araya getirildiğinde dikkat çekici bir ortak zemine işaret ediyor. Merkez Bankası anketinden OECD’ye, IMF/Dünya Bankası’ndan uluslararası yatırım bankalarına kadar geniş bir yelpazede yapılan projeksiyonlar; büyüme tarafında ılımlı ama pozitif bir seyri, enflasyonda ise yüksek ama gerileyen bir patikayı tarif ediyor. Döviz kuru tarafında ise asıl belirleyici olan, bu iki değişkenin oluşturduğu denge arayışı.
Yazımızın devamında büyüme, enflasyon ve kur tahminleri; TC Merkez Bankası piyasa katılımcıları anketi, OECD, IMF/Dünya Bankası ile uluslararası kredi derecelendirme ve yerel, uluslararası kredibilitesi yüksek banka, yatırım bankası ve kredi derecelendirme kuruluşlarının (S&P, Deutsche Bank, Garanti BBVA) yayımladığı öngörülerin aritmetik ortalaması alınarak oluşturulmuştur. Amaç, tek bir kurumun varsayımlarına yaslanmak yerine, farklı bakış açılarını içeren daha dengeli ve temsil gücü yüksek bir referans çerçevesi sunmaktır. Bu nedenle tabloda yer alan “görüşlerin ortalaması”, bir kesin tahminden ziyade, piyasanın ve uluslararası kurumların 2026’ya dair ortak beklenti setini yansıtan bir merkez senaryo olarak okunmalıdır. Geçmiş yıllarda bu tip çalışmaların, yıl sonu tahminlerinde oldukça yüksek bir isabet elde ettiği de unutulmamalı.
Büyüme: Potansiyelin Altında Olsa da Dirençli
2026 için reel büyüme beklentilerinin ortalaması yüzde 3,6 seviyesinde. Bu oran, Türkiye’nin uzun dönem potansiyelinin bir miktar altında olsa da, sıkı para politikasının ve finansal koşullardaki görece daralmanın sürdüğü bir konjonktürde küçümsenmemeli. Kurumlar arasında belirgin bir ayrışma yok; en düşük tahmin yüzde 2,9, en yüksek tahmin ise yüzde 4 civarında. Aşağı yönde riskler yüksek, zira bu da daha ziyade net ihracatın ekonomiye verebileceği katkının bölgesel pazarlar sebebiyle azalma ihtimalini yansıtıyor.
Bu tablo, iç talebin kontrollü bir şekilde soğutulduğu, ancak ihracat ve yatırım kanalının büyümeye destek vermeye devam ettiği bir senaryoya işaret ediyor. Başka bir ifadeyle 2026, yüksek hızdan ziyade istikrar arayışının öne çıktığı bir yıl olarak konumlanıyor.
Enflasyon: Yüksek Seviye, Aşağı Yönlü Eğilim, Yavaşlayan Azalış
2026 yıl sonu enflasyon beklentilerinin ortalaması yüzde 22,1. Bu oran, önceki yıllara kıyasla belirgin bir düşüşe işaret etse de, hâlâ tek haneli hedeflerin oldukça üzerinde. Tahminlerin görece dar bir bantta toplanması, piyasanın dezenflasyon sürecine dair genel çerçevede mutabık olduğunu gösteriyor.
Burada kritik nokta, enflasyondaki düşüşün hızı değil, kalıcılığı. Kur geçişkenliği, ücret ayarlamaları ve hizmet enflasyonu, 2026 boyunca fiyat istikrarı açısından temel risk başlıkları olmaya devam edecek.
USD/TL: Kontrollü Değer Kaybı Senaryosu – Sürüklenen Mandal
Kur tarafında beklentiler oldukça net. 2026 yılı için USD/TL yıllık ortalama beklentisi 46,8, yıl sonu beklentisi ise 50,5 seviyesinde. Bu görünüm, ani sıçramalardan ziyade, enflasyon farklarıyla uyumlu ve zamana yayılmış bir değer kaybı senaryosunu yansıtıyor.
Bu patika, para politikasında ani gevşemelerden kaçınıldığı ve sermaye hareketlerinin görece dengeli seyrettiği bir çerçeveyle uyumlu. Kurun, rekabet gücünü desteklerken finansal istikrarı bozmayacak bir hızda ayarlanması ana hedef olarak okunabilir.
EUR/USD: Çapraz Etkinin Sonucu
Tabloda manuel olarak eklenen EUR/USD paritesi varsayımları, analiz açısından kritik bir tamamlayıcı rol oynuyor. 2026 için paritenin yıl ortalamasında 1,17, yıl sonunda ise 1,20 civarında dengelenmesi öngörülüyor.
Bu varsayım, Avrupa Merkez Bankası ile ABD Merkez Bankası arasındaki para politikası farklarının azalacağı ve doların küresel ölçekte bir miktar güç kaybedeceği bir senaryoya dayanıyor. Bu çerçevede EUR/TL tarafında ortaya çıkan rakamlar da anlam kazanıyor.
USD/TL patikası ile EUR/USD varsayımı birlikte ele alındığında, 2026 için EUR/TL yıllık ortalaması 54,9, yıl sonu seviyesi ise 60,6 olarak şekilleniyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, EUR/TL’deki yükselişin yalnızca TL’nin zayıflığından değil, aynı zamanda parite etkisinden kaynaklanması.
Bu durum, Avrupa ile ticaret yapan firmalar açısından kur riskinin çift yönlü yönetilmesini zorunlu kılıyor: Hem TL’nin seyri hem de EUR/USD paritesi artık bilanço yönetiminde eşit derecede belirleyici.
Genel Değerlendirme
2026 tahminlerinin ortak paydası; ılımlı büyüme, yüksek ama düşen enflasyon ve kontrollü kur ayarlaması. Bu çerçeve, Türkiye ekonomisinin sert dalgalanmalar yerine, daha öngörülebilir ama hâlâ kırılgan bir dengeye oturmaya çalıştığını gösteriyor.
Ancak bu senaryonun gerçekleşmesi; para politikasında tutarlılık, mali disiplinin korunması ve dış finansman koşullarında ciddi bir bozulma yaşanmaması varsayımlarına dayanıyor. Aksi halde rakamların yönü olmasa da, değişim hızı kolaylıkla artabilir. 2026, yüksek beklentilerden ziyade temkinli iyimserliğin yılı olmaya aday.























