(The Turkish Post) – Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Yeni Yol Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasında hem iç politikaya hem de toplumsal meselelere değinen Davutoğlu, farklı başlıklarda eleştiriler ve çağrılar yaptı.
Davutoğlu, Ankara’da alacaklarının ödenmesi talebiyle eylem yapan Doruk Madencilik işçilerinin sürecine değinerek işveren ve kamu kurumları arasındaki uzlaşma sürecini eleştirdi:
“Dün anlaşma sağlandı. Kim sağladı anlaşmayı? İçişleri Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı. Madem bu işçileri haklı bulacaktınız, bir uzlaşı için işçilerle emek sömürücüsü işveren arasında bir anlaşma zemini bulacaktınız bu vatana, bu millete bu zulmü niye yaptınız?”
Enerji ve Çalışma Bakanlığı’na yönelik eleştirilerini sürdüren Davutoğlu, işçilerin uzun süreli eylemlerine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Ey Enerji Bakanı, şimdi garantörlük yapıyorsun o işçiler senin binanın önünde günlerce açlık nöbeti yaptılar neredeydin sen? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, sen işverenin değil işçilerin bakanısın be adam. Allah aşkına bu işçileri niye çağırmadınız bir kere? ‘Ne istiyorsunuz kardeşim? Nedir derdiniz?’ diye niye sormadınız? Değerli işçi kardeşlerim, yüzlerce kilometreyi Eskişehir’den buraya yürüyen kardeşlerim, açlık grevi yapıp sırtını derdini anlatmak için kullanan kardeşlerim, biz bu meselenin takipçisi olacağız hiç tereddütünüz olmasın. Sizin garantörünüz sizinle konuşmaya tenezzül etmeyen Enerji Bakan’ı değil, sizi temsil etmeyen Çalışma Bakan’ı değil sizin garantörünüz biziz”
KHK’LILAR VE TOPLUMSAL BARIŞ ÇAĞRISI
Konuşmasının son bölümünde KHK’lı ailelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a doğrudan çağrıda bulundu.
Davutoğlu şu ifadeleri kullandı:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Kahramanmaraş’taki okul saldırısında hayatını kaybeden Yusuf Tarık Gül’ün KHK’lı ailesini arayarak taziye dileğinde bulunduğunu ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:
“Sayın Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum, 10’uncu yıla girerken toplumsal barış iklimi yakalayalım. Bir kez düşünün zihninizde, bu Yusuf Tarık eğer burada o çocuklarla birlikte şehit olmasaydı, dışarıda bir yerde trafik kazasında ölseydi, babası KHK’lı diye muhtemelen kimse onun evine gitmeyecekti. Bu çocuklar bizim, hepsi masum. Gelin ne yapalım bakın; darbe teşebbüsünde fiilen yer almış olanlara en sert cezaları uygulayınız ama üçe ayırdınız ya ona sadık kalın. Üstü ihanet dediniz ya onlara karşı tavrınız net olsun, o net tavırda yanınızdayız. Yurt dışında hala ihanet şebekesi olanlara karşı tavrınız net olsun. İkinci kategori olan ticaret, üçüncü kategori olan ibadet var en büyük kesim bu ibadet kesimi. Ticaret kesimi parayı verdi kendini kurtardı. O ibadet kesimi ise devletin açtığı okullara çocuklarını gönderdikleri için, devletin teminat verdiği bankalara para yatırdıkları için, devletin izin verdiği derneklere gidip üye oldukları için yıllarca hapis yattılar. İhanet şebekelerinin başını, kardeşini büyükelçi yaptınız. Onların akrabalarına sivil ölüm cezası tatbik ettiniz, bu adalet değil. Darbe karşıtlığına evet, adaletsizliğe hayır diyoruz.
Yusuf Tarık da büyüyecek ve bu ülkeye hizmet edecekti. Nice böyle çocuklar var; Yusuf Tarık bir tane değil ki. Muhtemelen KHK’lı yüz binlerce çocuk var, annesi babası KHK’lı olan çocuklar var. Nitekim geçmişte bu kürsüden söyledim; bir kızımıza 10. sınıfta ödül aldığı hâlde, babası annesi KHK’lı olduğu için ödül verilmedi, biliyorsunuz. Birisi, babası annesi KHK’lı olduğu için 16 yaşında intihar etti. Bir başka kız, Sümeyye; annesi hapishanede öldü. Şimdi bu çocuklar devletimizin geleceği ve bizim çocuklarımız… Bir girişim başlatmış Sayın Cumhurbaşkanı. Başkasına bırakmayın, siz yapın. Siz yaparsanız bu işler yürüyor.”






















