(The Turkish Post) – BÜNYAMİN ÜNAL
Yetersizliğin Görünmez Kaldığı Yer
Bir sınav düşünün.
Sınav bitiyor.
Herkesten kaç doğru yaptığını tahmin etmesi isteniyor.
En kötü yapanlar genellikle en iyimser tahminleri veriyor.
En iyi yapanlar ise kendilerini hafife alıyor.
Popüler kültürde bu bulgu kısaca şöyle özetlenir:
“Aptallar kendilerini akıllı sanır.”
Ama araştırmanın kendisi, aslında bundan çok daha ilginç bir şey söylüyor.
Araştırma Gerçekte Ne Buldu?
1999’da David Dunning ve Justin Kruger, Cornell Üniversitesi’nde bir dizi deney yaptı.
Katılımcılara mantık, dilbilgisi ve mizah anlayışı gibi alanlarda testler uygulandı.
Sonra herkesten, hem testteki performansını hem de diğer katılımcılara kıyasla kendi yüzdelik dilimini tahmin etmesi istendi.
En düşük performans gösteren grup — alt yüzde yirmilik dilim — kendini ortalamanın biraz üzerinde gördü.
Bu, “aptallar akıllı sanır” cümlesinin kaynağıdır.
Ama araştırmacıların vurguladığı asıl nokta farklıydı:
Bir işi iyi yapabilmek için gereken beceri ile o işi ne kadar iyi yaptığını değerlendirebilmek için gereken beceri, aynı beceridir.
Yani biri mantık yürütmede zayıfsa, yalnızca yanlış cevap vermez.
Aynı zamanda doğru cevabın ne olduğunu tanıyacak araçtan da yoksundur.
Sınavı yapan kişi kendi hatasını göremez, çünkü hatayı görmek için gereken şey de zaten eksik olan şeydir.
Neden “Aptallar Kendinden Emin” Cümlesi Yanlış Anlaşılıyor?
Bu noktada işin en çok atlanan kısmı geliyor.
Araştırmada en aşırı özgüven, en düşük performans gösterenlerde değil, ortalamanın biraz altındaki grupta görüldü.
Gerçekten en dipte olanlar bile kendilerini abartsa da, abartma miktarı sanıldığı kadar uçuk değildi.
Üstelik etki yalnızca “aptallara” özgü değildi.
Herkes, kendi bilmediği şeyi bilemez.
Bir konuda ne kadar az bilginiz varsa, o konudaki bilgi boşluğunuzun büyüklüğünü görecek referans noktanız da o kadar azdır.
Bu yüzden asıl mesele zeka değil, metabiliş — kendi düşünme sürecini gözlemleyebilme yetisi.
Dunning bunu şöyle özetler:
“Cehaletin ilk kurbanı, cehaletin kendisini fark etme yetisidir.”
Neden İşin Ustaları Kendini Hafife Alır?
Aynı araştırmanın az konuşulan tarafı, en yetkin kişilerin sergilediği davranıştır.
Bu kişiler testte gerçekten en iyi performansı gösterdi.
Ama kendi başarılarını olduğundan düşük tahmin ettiler.
Bunun sebebi alçakgönüllülük değildi.
Bir konuya çok hakim olan kişi, o konunun ne kadar karmaşık olduğunu da görür.
Kendisine kolay gelen bir sorunun, aslında herkes için kolay olduğunu varsayar.
“Bu kadar basit bir şeyi ben yapabiliyorsam, elbette başkaları da yapabiliyordur” diye düşünür.
Bu yanılgıya bazen “sahte fikir birliği etkisi” de eşlik eder — kendi bilgisini norm sanmak.
Yani madalyonun bir yüzünde yetersiz olan kişi kendini abartıyor.
Diğer yüzünde yetkin olan kişi, herkesi kendisi kadar yetkin sanıyor.
İkisi de aynı köke dayanıyor: Kendi zihninin dışına çıkıp kendine bakamamak.
Grafik Gerçekten Böyle mi Görünüyor?
Popüler kültürde dolaşan “Dunning-Kruger eğrisi” — önce özgüvenin fırlaması, sonra “aptallık tepesinden” düşüş, sonra yavaş yavaş yükselen bir “aydınlanma yamacı” — aslında orijinal makalede hiç yer almaz.
Bu eğri, kavramı basitleştirmek isteyen internet kullanıcıları tarafından sonradan çizildi.
Üstelik son yıllarda bazı istatistikçiler, orijinal bulgunun bir kısmının istatistiksel bir yapaylık olabileceğini öne sürdü.
Ortalamaya doğru gerileme (regression to the mean) denen etki gereği, herhangi bir ölçümde en uç noktada olanlar bir sonraki ölçümde ortalamaya biraz daha yakın çıkma eğilimindedir.
Bu, insan psikolojisiyle ilgisi olmayan, saf matematiksel bir eğilimdir.
Yani etkinin bir kısmı gerçek bir bilişsel önyargı, bir kısmı da ölçüm yönteminin doğasından kaynaklanıyor olabilir.
Bilim insanları hâlâ bu oranı tartışıyor.
Bunu Bilmek Neyi Değiştirir?
Bu araştırmanın asıl dersi, birini “aptal” diye etiketlemek değil.
Herkesin, en zayıf olduğu alanlarda kendi zayıflığını göremeyeceği bir kör nokta taşıdığını kabul etmek.
Bu kör nokta zekayla değil, o konudaki deneyim ve bilgi eksikliğiyle ilgilidir.
Bu yüzden kendine sorulabilecek en yararlı soru şudur:
Bu konuda ne kadar kolay bir yargıya vardım?
Bu kolaylık, konuyu gerçekten bilmemden mi geliyor, yoksa konunun karmaşıklığını göremediğim için mi?
Bu alanda gerçekten uzman olan biri, benim kadar emin olur muydu?
Kendinden en emin olduğun an, bazen en az bildiğin andır.
Kaynaklar
Kruger, J., & Dunning, D. (1999). “Unskilled and Unaware of It: How Difficulties in Recognizing One’s Own Incompetence Lead to Inflated Self-Assessments.” Journal of Personality and Social Psychology, 77(6), 1121–1134.
Dunning, D. (2011). “The Dunning-Kruger Effect: On Being Ignorant of One’s Own Ignorance.” Advances in Experimental Social Psychology, 44, 247–296.
Ehrlinger, J., Johnson, K., Banner, M., Dunning, D., & Kruger, J. (2008). “Why the Unskilled Are Unaware: Further Explorations of (Absent) Self-Insight Among the Incompetent.” Organizational Behavior and Human Decision Processes, 105(1), 98–121.
Nuhfer, E., Cogan, C., Fleisher, S., Gaze, E., & Wirth, K. (2016). “Random Number Simulations Reveal How Random Noise Affects the Measurements and Graphical Portrayals of Self-Assessed Competency.” Numeracy, 9(1).
Krueger, J., & Mueller, R. A. (2002). “Unskilled, Unaware, or Both? The Better-Than-Average Heuristic and Statistical Regression Predict Errors in Estimates of Own Performance.” Journal of Personality and Social Psychology, 82(2), 180–188.























