Pazar, Eylül 13, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Bünyamin Ünal yazdı I Neden en iyi anlarımızda kendimizi düşünmeyiz?

İnsan zihninin tuhaf bir yeteneği var. Bir şeyi yaşarken aynı anda kendisini o şeyi yaşarken izleyebiliyor. Bu çok değerli bir özellik. Ama her zaman faydalı değil. Bazen fazla değerlendiriyoruz. Fazla kontrol ediyoruz. Kendimize dışarıdan fazla bakıyoruz. Ve sonunda yaptığımız işle aramıza kendimiz giriyoruz.

13/09/2026 09:09
Okuma süresi: 9 dk. okuma
A A
Bünyamin Ünal yazdı I Neden en iyi anlarımızda kendimizi düşünmeyiz?
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp

(The Turkish Post) – BÜNYAMİN ÜNAL 

Akış hâli, dikkat ve benliğin geri çekilmesi üzerine

Bazen bir işe dalarsınız.

Bir şey yazıyorsunuzdur. Bir ameliyattasınızdır. Zor bir problemi çözmeye çalışıyorsunuzdur.

Başlangıçta yaptığınız her şeyin farkındasınızdır. Ne yaptığınızı kontrol eder, hatalarınızı izler, bir sonraki adımı düşünürsünüz.

Sonra bu değişir.

Çevredeki sesler önemini kaybeder. Telefona bakmazsınız. Saati unutursunuz. Aç olduğunuzu bile fark etmeyebilirsiniz.

Daha garibi, bir süre sonra kendinizi de düşünmezsiniz.

Sadece yaptığınız iş vardır.

Başınızı kaldırdığınızda iki saat geçmiştir.

Size yirmi dakika gibi gelir.

Psikolojide buna akış hâli, yani flow deniyor.

Ama akışın ilginç tarafı yalnızca çok iyi odaklanmak değil.

Asıl ilginç olan şu:

İnsan bazen en iyi yaptığı şeyi, kendisini en az düşündüğü anda yapıyor.

Peki neden?

ZİHNİMİZİN BİR KISMI SÜREKLİ BİZİ İZLİYOR

Gün içinde yalnızca dış dünyayla uğraşmıyoruz.

Bir yandan kendimizi de izliyoruz.

Nasıl görünüyorum?

Yeterince iyi miyim?

Doğru mu söyledim?

Ya hata yaparsam?

Karşımdaki benim hakkımda ne düşünüyor?

Bu iç gözlem gereksiz değil. Kendimizi değerlendirebilmemiz, hatalarımızı fark edebilmemiz, davranışlarımızı değiştirebilmemiz için gerekli.

Ama bunun bir maliyeti var.

Zihnin bir kısmı sürekli yapılan işle değil, işi yapan kişiyle meşgul oluyor.

Yani bizimle.

Akış sırasında değişen şeylerden biri bu olabilir.

İnsan bir süre yaptığı şeyi dışarıdan izlemeyi bırakıyor.

İşin içine giriyor.

AKIŞ DEDİĞİMİZ ŞEY NE?

Mihaly Csikszentmihalyi, farklı alanlarda yüksek performans gösteren insanların deneyimlerini incelerken garip bir ortaklık fark etmişti.

Ressamlar, sporcular, müzisyenler, satranç oyuncuları…

Yaptıkları işler birbirinden tamamen farklıydı ama en iyi anlarını benzer biçimde anlatıyorlardı.

Dikkatleri yaptıkları işe kilitleniyordu.

Ne yapmaları gerektiğini biliyorlardı.

Yaptıklarının işe yarayıp yaramadığını hemen görebiliyorlardı.

Zaman algıları değişiyordu.

Ve işi yalnızca sonunda elde edecekleri ödül için yapmıyorlardı.

Yapmak, kendi başına tatmin edici hâle geliyordu. [1]

Csikszentmihalyi buna ototelik deneyim diyordu.

Yani amacı kendi içinde olan eylem.

Bir çocuğun oyun oynamasını düşünün.

Oyun oynadığı için maaş almaz. Sonunda sertifika verilmez. Kimse performansını puanlamaz.

Oynar çünkü oynamak ister.

Yetişkinlikte ise çoğu şeyi başka bir şey için yapmaya alışıyoruz.

Çalışıyoruz çünkü para kazanacağız.

Okuyoruz çünkü sınav var.

Egzersiz yapıyoruz çünkü kilo vermek istiyoruz.

Eylem, başka bir hedefe ulaşmanın aracına dönüşüyor.

Akışta bu ilişki kısa bir süre için tersine dönüyor.

Yaptığınız şey, yeniden kendi başına değer kazanıyor.

AMA AKIŞ, RAHAT OLMAK DEĞİL

Burada sık yapılan bir hata var.

Akış hâli, huzurlu ve zahmetsiz bir durum sanılıyor.

Oysa çoğu zaman tam tersine, yapılan iş zordur.

Çok kolay bir iş dikkati tutmaz. Bir süre sonra sıkılırsınız.

Aşırı zor bir işte ise başka bir şey olur. Bu kez görevi meydan okuma olarak değil, tehdit olarak algılamaya başlarsınız.

Csikszentmihalyi’nin en önemli gözlemlerinden biri buydu:

Akışın ortaya çıkması için zorluk ile beceri arasında makul bir denge gerekir. [1,2]

Görev sizi zorlamalıdır.

Ama içinizde hâlâ şu duygu kalmalıdır:

“Bunu yapabilirim.”

Kolay değildir.

İmkânsız da değildir.

Akış büyük ölçüde bu sınırda ortaya çıkar.

İnternette sık karşılaşılan “görev kapasitenizden yüzde 4 daha zor olmalı” türü kesin formüllerin ise sağlam bir bilimsel temeli yok.

İnsan zihni bu kadar matematiksel çalışmıyor.

BİR SONRAKİ ADIMI BİLMEK NEDEN ÖNEMLİ?

Akış için yalnızca zorluk yetmez.

Ne yapacağınızın da yeterince açık olması gerekir.

“Bugün biraz çalışacağım.”

çok belirsiz bir hedeftir.

Ama:

“Bu bölümün üçüncü argümanını bitireceğim.”

dediğinizde beynin önünde daha belirgin bir görev vardır.

Bir başka önemli unsur da geri bildirimdir.

Piyanist yanlış notayı hemen duyar.

Tenisçi topun nereye gittiğini görür.

Cerrah yaptığı manevranın dokudaki karşılığını izler.

Programcı kodun çalışıp çalışmadığını öğrenir.

Beyin sürekli şu sorunun cevabını alır:

“Doğru yönde miyim?”

Hedef açık, geri bildirim hızlı ve görev yeterince zorsa dikkatin dağılması zorlaşır.

Bir süre sonra düşünmekle yapmak arasındaki mesafe de azalabilir.

Deneyimli bir tenisçi raketin açısını bilinçli olarak hesaplamaz.

Piyanist hangi parmağını hangi milisaniyede hareket ettireceğini kendine söylemez.

Cerrah her hareketini içinden tarif etmez.

Csikszentmihalyi bunu eylem ile farkındalığın birleşmesi olarak tanımlamıştı. [1,3]

İnsan hâlâ düşünür.

Ama yaptığı her hareketi kendisine anlatmaz.

O SIRADA BEYİNDE NE OLUYOR?

Flow’un nörobiyolojisini açıklamak için yıllarca oldukça çekici bir fikir kullanıldı.

Arne Dietrich’in ortaya attığı geçici hipofrontalite hipotezine göre yoğun performans sırasında prefrontal korteksin bazı üst düzey işlevleri geçici olarak azalıyor olabilirdi. [4]

Bu açıklama cazipti.

Çünkü akış sırasında neden zamanın unutulduğunu, öz-eleştirinin azaldığını ve davranışların daha kendiliğinden ilerlediğini açıklıyor gibi görünüyordu.

Fakat sonraki nörogörüntüleme çalışmaları tabloyu karmaşıklaştırdı.

Flow sırasında bütün prefrontal korteks kapanmıyor.

Bazı bölgelerde aktivite azalırken bazı bölgelerde artış görülebiliyor. [5,6]

Özellikle medial prefrontal korteksin bazı bölümlerindeki aktivite azalması dikkat çekici.

Çünkü bu bölgeler kendimizle ilgili düşünme ve kendimizi değerlendirme süreçleriyle yakından ilişkili.

Bu nedenle akış sırasında yaşanan:

“Bir süre kendimi unuttum.”

deneyimiyle bağlantılı olabilir.

Fakat aynı deneylerde anterior insula, putamen ve başka frontal bölgelerde artan aktivite de görüldü. [5,6]

Dolayısıyla flow sırasında olan şeyi “beyin kapanıyor” diye anlatmak doğru değil.

Daha makul açıklama şu:

Beynin yaptığı işle ilgisi az olan bazı süreçler geri çekilirken, o anda gerekli olan süreçler ağırlık kazanıyor.

Üstelik mevcut çalışmalar henüz tek ve tutarlı bir “flow beyin modeli” ortaya koyabilmiş değil. [7]

Bu konu hâlâ açık.

ZİHİN NEDEN SÜREKLİ KENDİSİNE DÖNÜYOR?

Beyinde genellikle Default Mode Network, yani varsayılan mod ağı olarak adlandırılan bir ağ var.

Bu sistem özellikle dışarıdaki belirli bir göreve yoğun biçimde odaklanmadığımız anlarda devreye giren süreçlerle ilişkilendiriliyor.

Geçmişi hatırlamak.

Geleceği düşünmek.

Kendi davranışlarımızı değerlendirmek.

Başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğünü tahmin etmek.

Kendi hikâyemizi kafamızın içinde tekrar tekrar kurmak.

Flow çalışmalarında bu ağın bazı bölgelerindeki aktivitenin azalabildiği görülüyor. [6]

Bu, bütün ağın kapandığı anlamına gelmiyor.

Ama önemli bir değişime işaret ediyor olabilir:

Normalde zihnin sık sık sorduğu soru şudur:

“Ben ne durumdayım?”

Akışta ise soru değişir:

“Şimdi ne yapmam gerekiyor?”

Bu küçük gibi görünen fark aslında çok büyük.

Çünkü ilk soru dikkati bize yöneltir.

İkincisi göreve.

BAZEN KENDİNİ FAZLA İZLEMEK İŞİ BOZAR

Bunu sporda çok net görebiliriz.

Yıllardır tenis oynayan birinin servis attığını düşünün.

Hareket binlerce kez tekrarlanmıştır.

Kasların koordinasyonu büyük ölçüde otomatikleşmiştir.

Şimdi o kişiden servis sırasında sürekli şunları düşünmesini isteyin:

Dirseğim nerede?

Bileğimin açısı doğru mu?

Ayağımı doğru bastım mı?

Raketi zamanında çevirdim mi?

İlginç biçimde performans kötüleşebilir.

Beilock ve arkadaşlarının yaptığı deneylerde de benzer bir sonuç görüldü. Deneyimli sporcular, iyi öğrendikleri hareketlerin ayrıntılarına özellikle dikkat etmeye zorlandıklarında performanslarında bozulma meydana geldi. Acemilerde ise aynı durum görülmedi; çünkü onların hareketleri henüz otomatikleşmemişti. [8]

Bu önemli bir ayrım.

Düşünmek performansı bozmaz.

Ama iyi öğrenilmiş bir hareketi gereğinden fazla bilinçli kontrol etmeye çalışmak bozabilir.

Bir şeyi nasıl yapacağınızı gerçekten öğrendiğinizde, beynin her ayrıntıya yeniden müdahale etmesi bazen yardım değil, engel hâline gelir.

Flow sırasında da buna benzer bir durum yaşanıyor olabilir.

İnsan hâlâ karar verir.

Hâlâ çevresini izler.

Hâlâ hatasını düzeltir.

Fakat sürekli kendisine dönüp:

“Nasıl görünüyorum, nasıl yapıyorum?”

diye sormaz.

DOPAMİN MESELESİ

Flow anlatılarında dopamin, noradrenalin, serotonin, endorfin ve anandamidin aynı anda yükseldiği ve özel bir “flow kokteyli” oluşturduğu sık sık söyleniyor.

Bu kadar kesin konuşmak için elimizde yeterli veri yok.

Dopamin sistemiyle flow arasında bazı ilişkiler gösterilmiş durumda.

Örneğin PET kullanılan bir çalışmada insanların flow yaşamaya yatkınlığı ile dorsal striatumdaki dopamin D2 reseptör kullanılabilirliği arasında ilişki bulundu. [9]

Ama buradan:

“Flow başladığında dopamin patlaması olur.”

sonucu çıkmaz.

Şimdilik daha güvenli olan, flow’un dikkat, motivasyon, ödül, bilişsel kontrol ve benlikle ilgili işlemlerin birlikte değiştiği bir durum olduğunu söylemek.

Ayrıntılar hâlâ araştırılıyor.

FLOW’U ZORLA OLUŞTURABİLİR MİYİZ?

Hayır.

Ama ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliriz.

Bunun için üç şey özellikle önemli görünüyor.

Görev yeterince zor olmalı.

Bir sonraki adım mümkün olduğunca açık olmalı.

Ve dikkat sürekli bölünmemeli.

Sonuncusu bugün belki de en zor olanı.

Telefon.

Mesaj.

E-posta.

Bildirim.

Yeni sekme.

Bir iş üzerinde çalışırken dikkatin her bölünmesi yalnızca birkaç saniye kaybettirmiyor. O sırada kurduğunuz zihinsel bağlam da bozuluyor.

Sonra geri dönüyorsunuz.

Ama kaldığınız yere tam olarak dönmüyorsunuz.

Önce o zihinsel yapıyı yeniden kurmanız gerekiyor.

Bu nedenle kesintisiz çalışma akış için uygun bir zemin oluşturabilir.

Ama yine sihirli bir sayı yok.

On yedi dakika değil.

Yirmi dakika değil.

Yüzde 4 hiç değil.

İnsan zihninin böyle bir kullanım kılavuzu yok.

PEKİ AKIŞ NEDEN BU KADAR İYİ HİSSETTİRİYOR?

Çünkü flow sırasında insan çoğu zaman dinlenmiyor.

Aksine yoğun biçimde çalışıyor.

Müzisyen zor bir parçayı çalıyor.

Cerrah kritik bir işlem yapıyor.

Sporcu fiziksel sınırına yaklaşıyor.

Yazar çözmesi zor bir düşüncenin peşinden gidiyor.

Yani iyi hissetmenin nedeni “hiçbir şey yapmamak” olamaz.

Farklı bir şey var.

Çaba tek bir yere gidiyor.

Belki bizi bazen yoran şey yalnızca çok çalışmak değildir.

Dikkatimizi aynı anda çok fazla yere dağıtmaktır.

Bir yandan yaptığımız işi düşünürüz.

Bir yandan sonucu.

Bir yandan başkalarının bizi nasıl değerlendireceğini.

Bir yandan kendi performansımızı.

Flow sırasında bunların bir kısmı geri çekilir.

Ve bunun verdiği rahatlık, dinlenmenin rahatlığına benzemez.

Daha çok, bir süreliğine kendinizi taşımak zorunda kalmamanın rahatlığıdır.

EN İYİ ANLARIMIZDA NEDEN KENDİMİZİ DÜŞÜNMÜYORUZ?

İnsan zihninin tuhaf bir yeteneği var.

Bir şeyi yaşarken aynı anda kendisini o şeyi yaşarken izleyebiliyor.

Bu çok değerli bir özellik.

Ama her zaman faydalı değil.

Bazen fazla değerlendiriyoruz.

Fazla kontrol ediyoruz.

Kendimize dışarıdan fazla bakıyoruz.

Ve sonunda yaptığımız işle aramıza kendimiz giriyoruz.

Akışta olan şey belki de bundan daha gizemli değil.

Beyin kapanmıyor.

Düşünce yok olmuyor.

Benlik de ortadan kaybolmuyor.

Sadece bir süreliğine aradan çekiliyor.

Ve o anda kendimizi seyretmek yerine yaptığımız şeyin içinde kalıyoruz.

Belki de en iyi anlarımızda kendimizi bu yüzden düşünmüyoruz.

Çünkü o anda kendimizi seyretmiyoruz.

Yaşıyoruz.

REFERANSLAR

  1. Csikszentmihalyi M. Flow: The Psychology of Optimal Experience. New York: Harper & Row; 1990.
  2. Fong CJ, Zaleski DJ, Leach JK. The challenge–skill balance and antecedents of flow: A meta-analytic investigation. The Journal of Positive Psychology. 2015;10(5):425–446. doi:10.1080/17439760.2014.967799.
  3. Jackson SA, Marsh HW. Development and validation of a scale to measure optimal experience: The Flow State Scale. Journal of Sport & Exercise Psychology. 1996;18:17–35.
  4. Dietrich A. Functional neuroanatomy of altered states of consciousness: The transient hypofrontality hypothesis. Consciousness and Cognition. 2003;12(2):231–256. doi:10.1016/S1053-8100(02)00046-6.
  5. Ulrich M, Keller J, Hoenig K, Waller C, Grön G. Neural correlates of experimentally induced flow experiences. NeuroImage. 2014;86:194–202. doi:10.1016/j.neuroimage.2013.08.019.
  6. Ulrich M, Keller J, Grön G. Neural signatures of experimentally induced flow experiences identified in a typical fMRI block design with BOLD imaging. Social Cognitive and Affective Neuroscience. 2016;11(3):496–507. doi:10.1093/scan/nsv133.
  7. Alameda C, Sanabria D, Ciria LF. The brain in flow: A systematic review on the neural basis of the flow state. Cortex. 2022;154:348–364. doi:10.1016/j.cortex.2022.06.005.
  8. Beilock SL, Carr TH, MacMahon C, Starkes JL. When paying attention becomes counterproductive: impact of divided versus skill-focused attention on novice and experienced performance of sensorimotor skills. Journal of Experimental Psychology: Applied. 2002;8(1):6–16. doi:10.1037/1076-898X.8.1.6.
  9. de Manzano Ö, Cervenka S, Jucaite A, Hellenäs O, Farde L, Ullén F. Individual differences in the proneness to have flow experiences are linked to dopamine D2-receptor availability in the dorsal striatum. NeuroImage. 2013;67:1–6. doi:10.1016/j.neuroimage.2012.10.072.

 

Etiketler: anlarımızdadüşünmeyizeniyikendimizinedenÜst Manşet
PaylaşTweetPaylaşGönderTara
The Turkish Post

The Turkish Post

Önerilen Haberler

Nedim Türkmen yazdı | TMSF, BDY Group’un makam araçlarını satışa çıkardı: Milyonluk araçlar arasında yok yok
Özel Haber

Nedim Türkmen yazdı | TMSF, BDY Group’un makam araçlarını satışa çıkardı: Milyonluk araçlar arasında yok yok

Gökçek’ten Arınç’a yanıt: Herkes kimin kimlerle yan yana geldiğini iyi görsün
Gündem

Gökçek’ten Arınç’a yanıt: Herkes kimin kimlerle yan yana geldiğini iyi görsün

Kemal Albayrak yazdı l Nasıl bir ülke olduk?
Köşe Yazarı

Kemal Albayrak yazdı | Hangi devlete güvenilir?

H. Agah Kalender yazdı I 12 Eylül 004…!
Köşe Yazarı

H. Agah Kalender yazdı I 12 Eylül 004…!

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Fırat Tanış alkol bağımlılığını nasıl yendiğini anlattı
  • Serhat Akıncı yazdı | İskenderun Limak Limanındaki zulüm devam ediyor!
  • Nedim Türkmen yazdı | TMSF, BDY Group’un makam araçlarını satışa çıkardı: Milyonluk araçlar arasında yok yok
  • Gökçek’ten Arınç’a yanıt: Herkes kimin kimlerle yan yana geldiğini iyi görsün

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.