(The Turkish Post) – SERHAT AKINCI
Bir ülkenin güç temerküzü o ülkenin sahip olduğu değerler çarpı değişken değerleridir. Bu değerler arasında en önemli unsur hiç şüphesiz insan sermayesidir. Bilgiyle mücehhez insan kaynağı; yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla birleşip üretime ve istihdama dönüştüğünde ülke ekonomisine ciddi katkı sağlar. Bu katkı uluslararası alanda rekabet gücüne dönüşüp pazar bulduğunda ise ihracat yoluyla ülkeye döviz girdisi sağlar. Bu nedenle ihracat, bir ülkenin ekonomisini kalkındıran ve döviz kazandıran en temel ekonomik göstergelerden biridir. İhracatı ithalatından fazla olan ülkeler üretir, istihdam oluşturur ve devletler muvazenesinde küresel ekonomik dengelerde söz sahibi olur. Bu bağlamda, ekonomik alanda güçlü olmak isteyen ülkelerin ihracatçının önünü teşviklerle açması ve ihracat süreçlerindeki bürokratik hantallığı azaltması gerekir. Ancak ülkemizde realitede durum ne yazık ki böyle değildir. Devlet ricali 500 milyar dolarlık ihracat hedefinden ve ihracatçının önündeki engellerin kaldırılacağından söz etse de sahadaki uygulamalar bu söylemlerle tenakuza düşmektedir. Faizlerin yüzde 50’lere dayandığı, döviz kurunun enflasyonist ortama göre düşük seyrettiği ve köklü firmaların peş peşe iflas ettiği bir dönemde ihracatçılar tüm zorluklara rağmen faaliyetlerini sürdürmeye çalışmaktadır. Bütün bu olumsuzlukların encamında, özellikle İskenderun Limak Limanı’nda gümrük memurlarının uygulamaları ihracatçılara ciddi zorluklar yaşatmakta; ülke ekonomisine olumlu katkı sağlayan ve döviz girdisi oluşturan ihracatçı firmalarda büyük infiale neden olmaktadır.
Yıllardır ihracat yapan Japonya’dan Amerika’ya, Güney Afrika’dan Hollanda’ya kadar ihracat yapan firmaların konteynırları bilinmedik bir nedenden dolayı X-Ray cihazına yönlendirilmekte, yine bilinmedik nedenden dolayı kaçakçılık şubeye sevk edilmektedir. Özellikle kaçakçılık şubede çalışan memurların fütursuzluğu, malları kontrol ederken yapmış oldukları hasar, ziyan ve deformasyonlar, kontrol süresinin uzamasından dolayı gemi yükünden düşen konteynırlar ve bu süre boyunca limanda kaldıkları süre kadar ardiye ve demoraj ödemeleri ihracatçılar açısından büyük bir tepki ve şikâyet oluşturmaktadır. Özellikle alış faturalarını gümrüğü ibraz etmeleri, yıllardır yaptıkları ihracatta en ufak bir usulsüzlük ve kusur yokken bu şekilde teamülde bulunmaları ihracatçı firmalar açısından büyük bir kalbi inkisar oluşturmasının yanı sıra hatta bazı ihracatçı firma sahiplerinin özellikle kaçakçılık şubede maruz kaldıkları bu muamele karşında “anamıza fuhuş istinadı yapılsaydı ancak bu kadar zorumuza giderdi” diyerek tepkilerini dile getirmektedirler.
Medeniyetimizden süzülen ‘’zulme rıza zulümdür, taraf olsa zalim olur’’ düsturunca ihracatçı firmalarımızdan gelen bu şikayetlere ve zulme varan fütursuzca bu muamelelere karşı kayıtsız kalamazdık. Burada gümrüklerden sorumlu Ticaret bakanımız Prof. Dr. Ömer Bolat beyefendiye sesleniyor bir an önce İskenderun Limak Limanına müfettişlerinizi göndermenizi, gümrük memurları ve fütursuzca muamelede bulunan memurlarını yaptıkları bu teamüllerinden dolayı tetkik etmelerini, ihracatçının önünü açacak adımlar atmalarını görevini kötüye kullanan memurlar varsa bunların tespit edilip gerekli müeyyidelerin yapılmasını istiyoruz.
Hakeza buradan Limak grubu başkanı Nihat Özdemir’e de iki çift kelamda bulunmayı bir borç olarak görüyoruz. Eğer bu şekilde yanlış teamüllerinden dolayı ekstradan ardiye almak ve liman gelirleriniz artırmak için bunu yapıyorsanız sizde bu fütursuz uygulamalardan kaynaklanan suça ortaksınız yok eğer bilmiyorsanız şayet bu haberimizden sonra bunu öğrendiniz lütfen sahibi olduğunuz limanınızdaki bu tür fütursuzca teamülleri durduracak tedbirler alınız.
The Turkish Post ailesi olarak bütün medya enstrümanlarımızla konunun takipçisi olacağımızı, gündemde tutacağımız bildirir, şimdilik bu kadarla iktifa ettiğimiz bildirmek isteriz.
























