(The Turkish Post) – BÜNYAMİN ÜNAL
Çoğunluk Yanılgısı ve Sessizlik Sarmalı
Bir toplantı düşünün.
Ortaya bir fikir atılıyor.
Kimse itiraz etmiyor.
Birileri başını sallıyor.
Birileri önüne bakıyor.
Birileri sessizce not alıyor.
Toplantı bitiyor.
Kapıdan çıkılıyor.
Ve koridorda başka bir toplantı başlıyor.
“Bu fikir hiç mantıklı değil.”
“Ben de öyle düşünüyorum.”
“Zaten kimse istemiyor bunu.”
Peki içeride neden kimse konuşmadı?
Çünkü hemen herkes aynı şeyi düşündü:
“Herhalde bir tek ben böyle düşünüyorum.”
İşin tuhaf tarafı da burada.
Bazen herkes karşıdır.
Ama herkes, diğer herkesin taraftar olduğunu sanır.
Sessizliği Neden Onay Sanıyoruz?
İnsan kendi düşüncesini bilir.
Başkasınınkini bilmez.
Bu yüzden çevresine bakar.
Kim konuşuyor?
Kim susuyor?
Kim rahat görünüyor?
Ve çoğu zaman büyük bir hata yapar:
Sessizliği onay sanır.
Psikolojide buna çoğulcu cehalet deniyor.
Bir grubun üyeleri özel olarak bir düşünceyi reddedebilir. Ama kimse bunu açıkça söylemediğinde herkes, diğerlerinin o düşünceyi desteklediğini zanneder.
Ortada gerçek bir uzlaşma yoktur.
Sadece uzlaşmanın görüntüsü vardır.
Ve bazen insanları yöneten şey gerçeklikten çok bu görüntüdür.
Yanlış Bir Çoğunluk Gerçeğe Dönüşebilir mi?
Princeton Üniversitesi’nde yapılan klasik bir araştırma bunu çarpıcı biçimde gösterdi.
Öğrencilerin önemli bir bölümü kampüsteki yoğun içki kültüründen kişisel olarak rahatsızdı.
Ama çoğu, diğer öğrencilerin bundan hoşlandığını sanıyordu.
Bu yüzden insanlar aslında benimsemedikleri bir davranışı sürdürmeye devam ettiler.
Daha da ilginci, bazıları zamanla kendi tutumlarını da grubun sahip olduğunu sandıkları tutuma yaklaştırdı.
Önce herkes diğerlerine uyuyormuş gibi yaptı.
Sonra bazıları gerçekten uymaya başladı.
Başlangıçta yalnızca kafalarda var olan sahte çoğunluk, zaman içinde kendi gerçeğini üretmeye başladı.
İnsan bazen çoğunluğa uymaz.
Çoğunluk sandığı şeye uyar.
En Çok Konuşan Gerçekten En Kalabalık Olan mıdır?
Elisabeth Noelle-Neumann bu mekanizmaya sessizlik sarmalı adını verdi.
İnsan konuşmadan önce çevresini tartar.
“Bunu söylersem yalnız kalır mıyım?”
“Benim gibi düşünen başka biri var mı?”
“Bana nasıl bakarlar?”
Kendisini azınlıkta hisseden daha dikkatli konuşur.
Bazen hiç konuşmaz.
Kendisini çoğunlukta hisseden ise daha rahat konuşur.
Sonra sarmal başlar.
Bir taraf konuşur.
Diğeri susar.
Konuşan taraf daha büyük görünür.
Büyük göründüğü için karşı taraf biraz daha susar.
O sustukça ilk taraf biraz daha büyümüş gibi görünür.
Bir süre sonra gerçek sayıların önemi azalır.
Çünkü insan çoğunluğu her zaman saymaz.
Çoğunlukla duyar.
Bir odada yalnızca birkaç kişi konuşuyor, geri kalanların büyük bölümü susuyor olabilir.
Dışarıdan baktığınızda önce kimi görürsünüz?
Konuşanları.
Sustukça görünmez hâle gelenleri değil.
Bu yüzden hâkim görünen düşünce her zaman gerçekten hâkim olan düşünce değildir.
Bazen yalnızca konuşmaktan en az çekinenlerin düşüncesidir.
Gözünüzün Gördüğünü Söylemek Neden Bu Kadar Zor?
Solomon Asch’in ünlü deneylerinde insanlardan çizgilerin uzunluklarını karşılaştırmaları istendi.
Gruptaki diğer kişiler bilerek yanlış cevap verdiğinde, katılımcıların bir bölümü kendi gördüğünü söylemek yerine grubun yanlış cevabına katıldı.
Doğru cevap gözlerinin önündeydi.
Ama karşılarında başka bir gerçeklik vardı:
Kalabalığın söylediği.
İnsan bazen gözünün gördüğü ile grubun söylediği arasına sıkışır.
Çünkü insan yalnızca doğruyu arayan bir varlık değildir.
Ait olmak da ister.
Dışlanmak istemez.
Alay edilmek istemez.
İşini, çevresini, statüsünü, ilişkilerini kaybetmek istemez.
Bu yüzden bazen doğru bildiği şeyle arasına küçücük bir cümle koyar:
“Şimdi söylemeyeyim.”
Bazen gerçekten doğru zamandır.
Bazen de o “şimdi” hiç gelmez.
Sarmalı Kim Kırar?
Çoğu zaman büyük kalabalıklar değil.
İlk konuşan insan.
Asch’in deneylerinin sonraki varyasyonlarında gruptaki tek bir kişinin bile çoğunluğa karşı çıkması, diğer insanların gruba uyma eğilimini belirgin biçimde azaltıyordu.
Çünkü o anda fikirden önce başka bir şey değişir:
Yalnızlık duygusu.
Bir kişi çıkıp:
“Ben aynı fikirde değilim.”
dediğinde odadaki başka biri başını kaldırır.
“Ben de.”
Sonra bir başkası.
“Ben de başından beri böyle düşünüyordum.”
Ve birkaç dakika önce herkesin kabul ettiği sanılan fikir bir anda ortada kalır.
Aslında insanların düşüncesi değişmemiştir.
Sadece birbirlerini görmeye başlamışlardır.
Bugün sosyal medya da bu yanılgıyı ortadan kaldırmış değil.
Ekranda bağıran binlerce kişiyi görebilirsiniz.
Ama ekran size susanları göstermez.
Görünürlük, çoğunluk değildir.
İnsanların yüz yüze söylemekten çekindikleri bazı görüşleri çevrimiçi ortamda da mutlaka daha rahat dile getirmediğini gösteren çalışmalar var.
Peki Gerçekten Yalnız mısınız?
Belki.
Ama bundan emin misiniz?
Bir ortamda herkes aynı şeyi söylüyormuş gibi görünüyorsa bazen şu soruyu sormak gerekir:
Herkes mi böyle düşünüyor, yoksa yalnızca konuşanlar mı böyle düşünüyor?
Belki yanınızda sizin gibi düşünen biri çevresine bakıyor.
Sizi sessiz görüyor.
Ve şöyle düşünüyor:
“Demek ki bir tek ben böyle düşünüyorum.”
Sonra o da susuyor.
Belki siz de aynı nedenle susuyorsunuz.
Belki herkes birbirine bakıyor.
Ve herkes diğerinin konuşmasını bekliyor.
Bir toplumun sessizleşmesi için her zaman insanları susturmak gerekmez.
Bazen herkese yalnız olduğunu düşündürmek yeter.
Kaynaklar
Allport, F. H. (1924). Social Psychology.
Asch, S. E. (1951). “Effects of Group Pressure upon the Modification and Distortion of Judgments.”
Asch, S. E. (1956). “Studies of Independence and Conformity: A Minority of One Against a Unanimous Majority.”
Katz, D. & Allport, F. H. (1931). Student Attitudes: A Report of the Syracuse University Reaction Study.
Latané, B. & Darley, J. M. (1968). “Group Inhibition of Bystander Intervention in Emergencies.”
Miller, D. T. & McFarland, C. (1987). “Pluralistic Ignorance: When Similarity Is Interpreted as Dissimilarity.”
Noelle-Neumann, E. (1974). “The Spiral of Silence: A Theory of Public Opinion.”
Prentice, D. A. & Miller, D. T. (1993). “Pluralistic Ignorance and Alcohol Use on Campus: Some Consequences of Misperceiving the Social Norm.”
Pew Research Center (2014). “Social Media and the ‘Spiral of Silence’.”






















