(The Turkish Post) – İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Başsavcı Akın Gürlek “mağdur” sıfatıyla yer aldı.
İmamoğlu’nun katıldığı bir panelde yaptığı konuşmada, Başsavcı Akın Gürlek’e yönelik kullandığı ifadelerin suç içerdiği tespit edilince, hakkında resen soruşturma başlatıldığı bildirildi. İddianamede, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevini sürdüren Akın Gürlek’in geçmişte terör suçlarına bakmakla sorumlu ağır ceza mahkemelerinde başkanlık, sulh ceza hakimliği ve Adalet Bakan Yardımcılığı görevlerinde bulunduğu hatırlatıldı. Gürlek’in görev yaptığı süre boyunca ve halen terör örgütü DHKP/C başta olmak üzere farklı terör grupları tarafından hedef alındığı vurgulandı.
“TERÖRLE MÜCADELEDE YER ALAN KİŞİLERİ HEDEF GÖSTERME”
İddianamede, Akın Gürlek’in terör örgütlerinin basın-yayın organları ve sosyal medya hesaplarında açık kimlik bilgileri ve fotoğraflarının paylaşılmak suretiyle tehdit edildiği belirtildi. İmamoğlu’nun yaptığı konuşmada, Gürlek’i hedef göstererek “terörle mücadelede yer alan kişileri hedef gösterme” suçunu işlediği ifade edildi.
İddianamede, İmamoğlu’nun söz konusu söylemlerinin, kamu görevlisi olan Akın Gürlek’i küçük düşürmeyi amaçladığı ve küçültücü nitelikte olduğu vurgulandı. İfade özgürlüğü sınırlarını aşan bu söylemin, kişinin saygınlığına zarar vermeyi hedeflediği ve düşünce açıklaması niteliği taşımadığı, dolayısıyla hukuki koruma altında olamayacağı belirtildi. Ayrıca, İmamoğlu’nun konuşmasında Başsavcı Gürlek ve ailesinin hedef alındığı, zarara uğratılacağına dair ifadeler kullanıldığı ifade edilerek, mağdur üzerinde korku yaratmaya elverişli olduğu ve bu durumun tehdit suçunu oluşturduğuna kanaat getirildi.
‘YARGI GÖREVİ YAPANI ETKİLEMEYE TEŞEBBÜS ETMEK’
İddianamede, İmamoğlu’nun 27 Ocak’ta düzenlediği basın toplantısında ise mahkemelerde bilirkişi olarak görevli kişilerden birini, görevli tek bilirkişi gibi göstererek gerçeğe aykırı şekilde soruşturma şüphelileri lehine sonuçlanacak şekilde karar verilmesi amacıyla alenen hedef göstererek ve bu amaçla ismini de açıklayarak “yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs etmek” suçunu işlediği tespitine ilişkin soruşturmanın sürdüğü aktarıldı.
İki olay bir arada değerlendirildiğinde Ekrem İmamoğlu’nun görevinin getirdiği konumu ve nüfuzunu basın önünde aleni olacak şekilde kullanarak yargı organları ve mensupları üzerinde baskı oluşturmayı ve mensubu olduğu parti lehine etkilemeyi amaçladığının değerlendirildiği ifade edildi.
KAMU GÖREVLERİNDEN YOKSUN BIRAKILACAK
İddianamede, İmamoğlu’nun “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret”, “tehdit” ve “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçlarından 2 yıl 8 aydan 7 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması istendi. İmamoğlu hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin 1. fıkrasına dayalı olarak, işlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak kamu görevlerinden men edilmesi talep edildi. Bu madde, kişilerin suç işlemeleri durumunda Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği, belediye veya devlet kurumlarında görev alması gibi kamu görevlerinden yoksun bırakılmalarını öngörüyor. İddianame, değerlendirilmek üzere ağır ceza mahkemesine gönderildi.
İMAMOĞLU: ERDOĞAN SİYASETİ KORKUYLA DİZAYN EDECEĞİNİ SANIYOR
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu, hakkında 7 yıl 4 aya kadar hapis cezası talep edilen iddianameye sert tepki gösterdi. Siyasetin yargı eliyle şekillendirilmeye çalışıldığını belirten İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tepki göstererek “Siyaseti yalnızca millet dizayn edebilir, sandık yerine adliye eliyle siyaseti şekillendirmeye çalışan anlayışı üzülerek izliyoruz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Ekrem İmamoğlu, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü nedeniyle Afet Koordinasyon Merkezi’nde düzenlenen anma programının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
İmamoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek hakkında kullandığı ifadeler nedeniyle hakkında 7 yıl 4 aya kadar hapis cezası talebiyle iddianame düzenlenmesine sert tepki gösterdi. Söz konusu süreci “siyaseti yargı eliyle dizayn etme girişimi” olarak değerlendiren İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek “O milletin iradesini dava ediyor, siyaseti korkuyla dizayn edeceğini sanıyor. Ancak siyaseti yalnızca millet dizayn edebilir. Milletin iradesinin tecelli ettiği tek yer sandıktır. Sandık yerine siyaseti adliye eliyle şekillendirmeye çalışan bu anlayışı üzülerek izliyoruz. Türk yargısının teamüllerini hiçe sayan bir adım daha atılmıştır.” dedi.
Siyasetin hukuk yoluyla şekillendirilmek istenmesine karşı çıktığını belirten İmamoğlu, demokrasinin gereği olarak halkın kararlarının esas alınması gerektiğini vurguladı. Özgür ve adil bir seçim ortamının önemine dikkat çeken İmamoğlu, hukukun siyasallaşmaması gerektiğini ifade etti.
İmamoğlu açıklamasında şunları söyledi:
“Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ne yazık ki siyasetin yargıyı baskı altında tuttuğu ve bu denli yargı tacizinin yaşandığı ortamları ilk kez bu kadar derinden yaşıyoruz. Ülkemizin zor zamanında insanların inim inim inlediği, uluslararası bir takım hususların en derin şekliyle ele alınması millî birlik ve beraberliğimizi inşa edilmesi gerektiği ortamda, Türkiye’nin en önemli şehrinde yargı adına yapılan bu hataların ve doğru olmayan hukuki uygulamaların gündemimizi işgal etmesini derinden üzüntüyle karşılıyorum. Hakkımda davanın sahibi altında imzası olan başsavcının olmadığını ifade etmek isterim. Davacı olan Sayın Erdoğan’dır. O kadar öfkeli ki şu ana kadar benimle ilgili istediği hapis cezası 17 yıl olmuş aynı zamanda 3’ünkü kez siyasi yasak istemektedir.
O milletin iradesini dava ediyor, siyaseti korkuyla dizayn edeceğini sanıyor. Siyaseti yalnızca millet dizayn edebilir. Bu milletin iradesinin olduğu yer de sandıktır. Sandık yerine siyaseti adliye eliyle dizayn etmeye çalışan bu aklı üzülerek izliyoruz. Bu son konunun sözde mağduru kim diye sorduğumuzda başsavcı, iddianameyi hazırlayan kim onun vekili. Normalde ifademi alan savcı beyin iddianamemi hazırlamış ve altında imzası olması gerekirdi. Türk yargısının teamüllerini hiçe sayacak şeklinde bir adım daha atılmıştır.
Beni nezaketen karşıladığını söylediğim savcı bey bu iddianameyi hazırlamaktan imtina mı etti? Bu siyaset sürecinde siyaseti dizayn etmek maksatlıyla iş görenler vardır bu görev kolay değildir. Bilsinler ki bu yolda onları ilk yalnız bırakacak kişi yerli milli mahkemedir. O mahkeme bugün sizi bugün pohpohlar yarın menfaati değişir yarın sizi terk eder. Bu da benden size bir ağabey tavsiyesi. Bu şerefli görevlere gelmiş kişiler çıktıkları bu maceralı yolculukta bu tecrübeyi yakın zamanda tadacaklar. Bir süredir çok büyük bir panik yaşıyorlar. Bu saldırganlaşmanın adliye koridorlarında dedikodularını her gün dinliyorum.”






















