(The Turkish Post) – AYLA LEMAN ŞANLI
Bir cümle var, hepimizin en az bir kere duyduğu: “Bu gençlik nereye gidiyor?” Büyüklerimiz söyler, biz büyüyünce belki biz söyleriz, çocuklarımız büyüyünce onlar söyleyecek. Peki bu cümle gerçekten ne kadar eski? Cevap, tahmin ettiğinizden çok daha eskiye, MÖ 4000’li yıllara, Sümer uygarlığına kadar uzanıyor.
MÖ 4000’li yıllara dayanan Sümer kil tabletlerinde, yetişkinlerin gençlerin yeme-içme adabından, büyüklere karşı saygısızlığından ve tembelliğinden şikayet ettiği metinler bulunuyor. Bu, bugün “tembel, saygısız, dikkat dağınık gençlik” şikayetinin binlerce yıl önce de var olduğunu gösteren gerçek bir tarihsel gerçeklik.
Elimizdeki en somut örneklerden biri, on yedi kil tablet parçasından oluşan ve bir yetişkinin gence seslendiği bir metin. Metin bir soruyla başlıyor: “Nereye gittin?” Karşılık geliyor: “Hiçbir yere gitmedim.” Yetişkin devam ediyor: “Eğer bir yere gitmediysen, niye avarelik ediyorsun? Okula git, ödevini ezberle, okul çantanı aç…” Ardından okumanın, yazı sanatının, disiplinin önemi anlatılıyor, gencin yüzünden gece gündüz azap çekildiği söyleniyor. Metin sonunda ise şiirsel bir duayla bitiyor: gencin tanrılar tarafından korunması, kentinin bilgelerinin başı olması dileniyor.
Her dönem her kuşak, kendinden önceki kuşağın gözünde biraz “bozulmuş”, biraz “saygısız”, biraz “farklı” görünüyor. Bu, gençliğin kötüleşmesinden çok, değişimin doğasıyla ilgili bir durum. Değişim her zaman biraz tedirginlik oluşturur; büyükler, kendi gençliklerindeki normları referans alıp yeni nesli o çerçeveden değerlendirir. Sümer’den bugüne değişen tek şey, şikayetin aracı: dün kil tablet, bugün sosyal medya paylaşımı.
“Bu gençlik nereye gidiyor?” şeklindeki şikayetlerin aslında insanlık tarihi kadar eski olduğunu gösteren bu belgeler, değişimin oluşturduğu nesil çatışmasının tarihsel bir kanıtı niteliğinde. Bu antik belgeleri görmek isterseniz İstanbul Arkeoloji Müzeleri bünyesindeki Eski Şark Eserleri Müzesi’nde sergilenen Sümer çivi yazılı tabletlerini doğrudan ziyaret edebilirsiniz.
Sonuç olarak, “bu gençlik nereye gidiyor?” sorusu aslında hiçbir zaman sadece gençlikle ilgili bir soru olmadı. Bu soru, her kuşağın kendi zamanının aynasında kendini ne kadar farklı gördüğünün, değişimi nasıl karşıladığının bir göstergesi. Ve galiba beş bin yıldır, bu ayna hiç değişmedi.






















