(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, yaklaşık bir aydır uyuşturucuyla ciddi bir mücadele ortaya koyuyor. Aralarında Türkiye’nin yakından tanıdığı sanatçı, gazeteci, iş insanı, manken, şarkıcı ve sosyal medya fenomenlerinin de bulunduğu yüzlerce kişi, şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Hatta aralarında tanınmış onlarca medyatik isim tutuklandı.
Şimdi burada isimlerini yeniden zikretmeme gerek yok sanırım. Zira sosyal medyaya girildiğinde, şüphelilerle ilgili videoların çoğuna zaten erişilebiliyor.
Meselemiz de zaten bu olmasa gerek. Çünkü ülkede, medyatik isimlerin pek çoğunun uyuşturucu kullandığını bilmeyen yok. Ancak yürütülen soruşturmalarda ciddi soru işaretleri bulunuyor.
Örneğin; ünlüler, hem de İstanbul’un göbeğinde, yasak olan bu maddeye nasıl bu kadar kolay ulaşabiliyor? Evet, kullanıcılara gerekli cezalar verilsin… Peki bu illegal maddeyi ülkeye getiren, dağıtan ve aracılık eden baronlara ne oluyor? Savcılık, artık halkla ilişkiler çalışmasını sonlandırıp baronlara el atmalı. Aksi hâlde soru işaretleri havada kalacak. Benden söylemesi…
Elbette soruşturmalara hukuki çerçeveden bakmak istiyorum. Türkiye’de uyuşturucu ve fuhuş iddiaları kapsamında, aralarında gazeteci, iş insanı, manken ve oyuncuların da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı ve ardından tutuklandı. Buna karşın kamuoyunda “baron” olarak tanımlanan; suçun finansmanını ve organizasyonunu yönettiği iddia edilen isimlere ilişkin soruşturma dosyalarında herhangi bir bilgi yer almadı. En azından kamuoyuna yansıyan bir veri mevcut değil.
Bu durum, ceza hukuku bakımından ciddi soru işaretleri barındırıyor. Özellikle Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220. maddesinde düzenlenen “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme” suçu açısından ele alındığında, hukuki bir tutarsızlık iddiasını gündeme getiriyor.
Hukuk evrenseldir. “Sanası” ya da “banası” diye bir yaklaşımı yoktur. Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri, suçun yalnızca fiili işleyenle sınırlı görülmemesidir. TCK sistematiği; fail, azmettiren, yardım eden ve özellikle örgüt yöneticisi gibi farklı sorumluluk kategorilerini bilinçli biçimde ayırır. Bu ayrımın amacı, suçun görünen yüzü ile görünmeyen aklı arasındaki farkı hukuken görünür kılmaktır.
Özellikle uyuşturucu ticareti ve fuhuş gibi suçlar, doğaları gereği hiyerarşik, süreklilik arz eden ve organizasyonel yapılara dayanır. Bu tür suçlarda alt düzeyde yer alan kişilerin yakalanması, örgütsel suçla mücadele açısından yeterli değildir. Olmamalıdır da. Hukuken asıl hedef; suçun devamlılığını sağlayan, talimat veren, finansmanı yöneten ve karar mekanizmasını elinde tutan kişiler, yani örgüt yöneticileri olmalıdır.
Bu açıdan bakıldığında İstanbul’da yürütülen soruşturmalarda bütün faillerin neredeyse yalnızca kullanıcılar üzerinden ilerlediği görülüyor. Ancak “baron” olarak tanımlanan organizatör figürlerin dosyalarda yer almaması, başlı başına bir garabet olarak duruyor.
TCK 220 ve “Yönetici” Kavramının Muhtevası
Türk Ceza Kanunu’na göre, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır (TCK 220/7). Bu suçun cezası, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Yine TCK 220’ye göre örgüt yöneticisi; örgütün kurulmasında veya devamında belirleyici rol oynayan, talimat verme yetkisi bulunan, hiyerarşik yapıyı kontrol eden ve doğrudan suç işlemese dahi suçların işlenmesini organize eden kişi olarak tanımlanır.
Buradaki temel husus şudur: Örgüt yöneticisinin suç mahallinde bulunması, fiili bizzat işlemesi ya da kamuoyunda görünür olması gerekmez. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere örgüt yöneticiliği çoğu zaman dolaylı deliller, mali akışlar, iletişim trafiği ve tanık beyanları üzerinden tespit edilir. Bu nedenle yalnızca “ünlü” ya da “tanınmış” isimlerin dosyalarda yer alması; buna karşın suçtan asıl ekonomik ve organizasyonel faydayı sağlayan kişilerin soruşturma dışında kalması, TCK 220’nin ruhuyla bağdaşmaz.
Ceza adalet sisteminin meşruiyeti, yalnızca suçluları yakalamasıyla değil; suçun tüm aktörlerine eşit mesafede durmasıyla ölçülür. Aksi hâlde ortaya çıkan tablo, hukuki olmaktan ziyade sembolik bir ceza siyasetine işaret eder. Kamuoyu tatmini sağlayan “vitrin operasyonlar” üretiliyor; ancak suçun ekonomik ve yönetsel merkezine dokunulmuyorsa, burada ciddi bir sorun vardır.
Ne yazık ki hukuki olarak gördüğüm manzara budur. Türkiye’nin tanınmış sanatçıları sabahın erken saatlerinde evlerinden alınarak öğle vakti serbest bırakılıyorsa, burada ciddi soru işaretleri doğar. Tanınmış isimlerle ilgili bir işlem yapılacaksa, bu çağrı üzerine ifadeyle de pekâlâ gerçekleştirilebilir. Adli Tıp Kurumu’ndan saç veya kan örneği alınması gerekiyorsa, bu işlem avukatları aracılığıyla da yapılabilir. Ancak güvenlik güçleri eşliğinde gözaltı uygulanıp basına poz verilmesinin, üstü kapalı bir gözdağı dışında başka bir anlamı yoktur.
Kısacası hukuk devleti; yalnızca zayıf olanı cezalandıran değil, güçlü olanı da yargılayabilen devlettir.
Baronlar Neden Yok?
Hukuken her dosyada “Neden X kişi yok?” sorusu otomatik olarak suç isnadı anlamına gelmez. Ancak özellikle örgütlü suçlarda, üst failin sistematik biçimde dosya dışında kalması, artık teknik bir eksiklikten ziyade soruşturma iradesinin tartışılmasına yol açar.
Ceza muhakemesinin amacı; suçun en alt halkasından en üst halkasına kadar bütünlüklü bir fail zinciri kurabilmektir. Bu zincirin yalnızca alt halkalarının görünür kılınıp, üst halkalarının yok sayılması hukuki değil, siyasî bir sonuç üretir.
Uyuşturucu ve fuhuş gibi örgütlü suçlarla mücadele; gözaltı sayısıyla değil, örgüt yöneticilerine ulaşma kapasitesiyle ölçülür. Eğer “baron” olarak anılan figürler hiçbir dosyada yer almıyorsa, burada iki ihtimal vardır: Ya suç örgütleri gerçekten yöneticisizdir — ki bu hayatın olağan akışına aykırıdır — ya da hukuk, bilinçli ya da fiilî nedenlerle yukarıya bakmamayı tercih ediyordur.
Hukuk, yalnızca görüneni değil; görünmeyeni de yargılayabildiği ölçüde adalet üretir. Aksi hâlde geriye kalan, suçla mücadele değil; suçun vitrinini düzenlemek olur. Görünen o ki yürütülen soruşturmalar da bu minvalde ilerliyor.






















