(The Turkish Post) – AHMET KEMAL ULUBEY
Ukrayna ve İran savaşının gölgesinde Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nden, beklenenin aksine “rutin” bir sonuç bildirgesi çıktı. Bildirgede “olağanüstü” bir maddenin yer almaması farklı yorumlara sebep oldu. Kararların rutin görünmesinde iki durum söz konusu olabilir: Birincisi; alınan kararların hem NATO’daki gizlilik esası sebebiyle hem de ülke kamuoylarını ikna etmenin zor olacağı düşüncesiyle ilan edilmemesi ve bu yüzden rutin bir bildirge yayınlanmasıdır. Esas kararları ise zamanla, parça parça ilan edebilirler. İkincisi ise uluslararası ilişkilerde sıkça başvurulan “muğlak referans” yöntemi. Önümüzdeki süreçte NATO önemli bir icraatta bulunduğunda, Ankara Zirvesi’nde ilan edilen bu “rutin” kararlara atıfta bulunması muhtemel. O yüzden bildirge kasıtlı olarak rutinleştirildi ve muğlak bırakıldı denilebilir.
Zirve bildirgesinde yer alan “Ukrayna’ya 70 milyar, harcamalara 50 milyar dolar” şeklindeki olağan kararların aksine, zirve sonrası 134 milyar dolarlık “savunma bankası” için harekete geçilmesi bu yorumu doğrular nitelikte. Zirveden çıkan bildirge “küçük” kalırken hemen arkasından gelen faaliyetler ise oldukça “büyük” oldu. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 9 ülkenin öncülüğünde, savunma projelerine finansman sağlanması amacıyla “Savunma, Güvenlik ve Direnç Bankası (SGDB)” kurulmasına karar verildi. NATO’nun silah üretiminde, bizzat devletler eliyle kurulan bu banka rol alacak. Bu durum, NATO’nun daha mobil ve hızlı hareket etme isteğinden kaynaklanıyor olabilir.
Toplantıya Ukrayna Devlet Başkanı’nın katılması, sonrasında Suriye Devlet Başkanı Şara’nın gelerek görüşmelerde bulunması, akabinde savunma bankası için harekete geçilmesi ve Türkiye’nin elindeki S-300/400’leri bir Körfez ülkesine satacağı yönündeki iddialar; NATO Zirvesi’nde daha “derinlikli kararların” alınmış olabileceği izlenimini veriyor. Bu kararların NATO’nun gizlilik esası ve kamuoylarının göstereceği tepkiden dolayı açıklanmadığını, şimdilik rutin bir açıklamayla yetinildiğini söylemek mümkün. Ancak NATO’nun eylemlerini, bu rutin açıklamada yer alan maddelere dayandırarak –yani muğlak referans yöntemiyle– hayata geçirdiğini zamanla gözlemleyebiliriz.





















