(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Kamu kurumlarında işe alım sürecinde yıllardır uygulanan mülakat sistemi, Türkiye’nin en kronik adalet sorunlarından biri hâline geldi. Yazılı sınavda yüksek puan alarak umutlanan binlerce aday, mülakat aşamasında düşük puan verilerek eleniyor. Üstelik çoğu zaman bu düşük puanların gerekçesi açıklanmıyor, süreç kayıt altına alınmıyor. Böylece liyakat ilkesi ağır bir darbe alırken, kamu kurumlarına duyulan güven sarsılıyor.
MAHKEMELER “HUKUKA AYKIRI” DEDİ, BAKANLIK BİLDİĞİNİ OKUDU
Geçtiğimiz aylarda Adalet Bakanlığı’nda yapılan mülakatlara ilişkin açılan 65 davada mahkeme, sürecin hukuka aykırı olduğuna karar verdi. Kararlarda, mülakat sorularının yanıtlarının kayıt altına alınmaması, adaylar arasında objektif bir puanlama yapılmaması ve gerekçesiz elenme gibi ciddi ihlaller tespit edildi.
Ancak mahkeme kararları uygulanmak yerine, adaylar yeniden mülakata alındı ve yine elendi. Bu durum, yargı kararlarının kâğıt üzerinde kalıp kalmadığı tartışmasını alevlendirdi.
ÖĞRETMEN ADAYLARININ BİTMEYEN NÖBETİ
Milli Eğitim Bakanlığı önünde süren öğretmen adayı eylemleri 282. gününe ulaştı. “Algı değil hakikat, adaletsiz mülakat” sloganıyla seslerini duyurmaya çalışan adaylar, yüksek KPSS puanlarına rağmen düşük mülakat notlarıyla elendiklerini söylüyor.
Bakanlık, 1.100 adayın sıralamasında değişiklik olduğunu kabul etti, ancak mağduriyetlerin tam anlamıyla giderilmediği görülüyor. Eğitim sendikaları da bu sürecin öğretmen açığını kapatmak yerine daha da büyüttüğünü vurguluyor.
SEÇİM ÖNCESİ VERİLEN SÖZLER UNUTULDU
İktidar partisi, 2023 seçimleri öncesinde mülakatların kaldırılacağı vaadini halka defalarca duyurdu. Ancak bu söz, seçimden sonra raflara kaldırıldı. Hatta Meclis’e gelen “mülakatın kaldırılması” teklifleri, iktidar milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Bu durum, sadece mülakat mağdurlarının değil, tüm kamuoyunun siyasete olan güvenini zedeleyen bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
LİYAKAT YERİNE SADAKAT ALGISI
Uzmanlar, mevcut mülakat sisteminin liyakat yerine siyasi sadakati ölçen bir mekanizmaya dönüştüğünü belirtiyor. Soruların kamera kaydına alınmaması, adayın verdiği cevapların yazılı olarak saklanmaması ve puanlamanın subjektif kriterlere göre yapılması, torpil ve kayırma iddialarını güçlendiriyor.
Bu tablo, sadece bireylerin kariyer planlarını değil, kamu hizmetlerinin kalitesini de olumsuz etkiliyor. Çünkü işe alınanların niteliği, devletin hizmet kapasitesini doğrudan belirliyor.
SENDİKALARDAN NET MESAJ: MÜLAKAT VARSA ADALET YOK
Büro Emekçileri Sendikası (BES), Eğitim-Sen ve Türk Eğitim-Sen gibi sendikalar, mülakatların tamamen kaldırılması yönünde ortak çağrı yapıyor. Sendikalar, bu sistemin “torpil mekanizmasına” dönüştüğünü, gençlerin emeklerinin yok sayıldığını ve devletin liyakat ilkesinden hızla uzaklaştığını belirtiyor.
HUKUKİ YOLLAR VAR AMA ZOR
Mağdurların elinde hukuki yollara başvurma hakkı bulunsa da süreç hem uzun hem de masraflı. İdare mahkemelerine açılan “iptal davaları” genellikle usulsüzlük tespit edilirse kazanılıyor. Ancak kararların uygulanmaması, bu davaları fiilen etkisiz hâle getiriyor. Ayrıca adayların sadece 60 gün içinde dava açma zorunluluğu bulunması, birçok kişinin hakkını aramasını zorlaştırıyor.
GÜVEN BUNALIMI BÜYÜYOR
Gençler, yıllarca çalışarak hazırlandıkları KPSS’de aldıkları yüksek puanların hiçbir anlam ifade etmediğini gördükçe, devlete olan güvenlerini kaybediyor. Bu durum yalnızca bireysel hayal kırıklıkları yaratmakla kalmıyor; toplumun adalet anlayışını ve devlet ile vatandaş arasındaki bağı da zedeliyor.
ŞEFFAF, KAYITLI VE OBJEKTİF SİSTEM
Uzmanlar ve sivil toplum örgütleri, çözümün basit olduğunu söylüyor: Mülakatlar ya tamamen kaldırılmalı ya da zorunlu meslekler dışında kullanılmamalı. Mecburi durumlarda ise kamera kaydı, açık puanlama kriterleri ve şeffaf değerlendirme sistemi uygulanmalı.
Bu adımlar atılmazsa, “mülakat” kelimesi Türkiye’de uzun yıllar boyunca adaletsizlikle eş anlamlı olmaya devam edecek gibi görünüyor.






















