(The Turkish Post) – TOLGA YAVAŞ
Türkiye, beyaz et sektörünün en büyük şirketlerini hedef alan kapsamlı bir operasyonla önceki güne başladı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 8 ilde gerçekleştirilen operasyonda, sektörde faaliyet gösteren 13 şirkete denetim kayyımı atanırken, 32 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Operasyonun gerekçesi ise “serbest rekabet ortamını bozarak haksız fiyat artışına neden olmak ve tüketiciyi mağdur etmek” olarak açıklandı.
Ancak operasyonun kapsamı, hedef aldığı şirketlerin büyüklüğü ve zamanlaması, bunun yalnızca bir adli soruşturma değil, aynı zamanda Türkiye’nin gıda piyasasına yönelik güçlü bir devlet müdahalesi olarak değerlendirilmesine yol açıyor.
SEKTÖRÜN YÜZDE 80’İ AYNI DOSYADA
Denetim kayyımı atanan şirketler Türkiye’nin en büyük beyaz et üreticileri arasında yer alıyor. Sektör temsilcilerine göre bu firmalar, Türkiye’deki tavuk eti ve yumurta üretiminin yaklaşık yüzde 80’ini gerçekleştiriyor. Banvit, Lezita, Şenpiliç, Erpiliç, Keskinoğlu, Akpiliç gibi markalar yalnızca iç pazarda değil, ihracatta da önemli paya sahip. Bazıları uluslararası ortaklı, bazıları ise İstanbul Sanayi Odası’nın Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları listesinde yer alıyor. Dolayısıyla soruşturmanın etkisi yalnızca şirketlerle sınırlı kalmayacak üretimden ihracata, yatırımcı güveninden tüketici fiyatlarına kadar geniş bir alanı etkileme potansiyeli taşıyor.
BUGÜNKÜ OPERASYONUN GEÇMİŞİ VAR
Aslında bu operasyon sürpriz değil. Rekabet Kurumu 2024 yılında beyaz et sektörüne yönelik kapsamlı bir soruşturma başlatmış, 2025 yılında tamamlanan süreç sonunda 13 firmaya toplam 3,7 milyar lira idari para cezası verilmişti. Bazı şirketler uzlaşma yolunu seçerek rekabet ihlali nedeniyle uygulanan cezaları indirimli kabul etmişti. Bunun yanında Ramazan ayı öncesinde yaşanan fiyat artışları nedeniyle Ticaret Bakanlığı ile sektör arasında ciddi bir gerilim yaşanmış, ihracata çeşitli kısıtlamalar getirilmişti. Dolayısıyla bugünkü operasyon, uzun süredir devam eden denetim sürecinin adli boyuta taşınması olarak değerlendirilebilir.
DENETİM KAYYIMI NE ANLAMA GELİYOR?
Kamuoyunda “kayyım atandı” ifadesi çoğunlukla şirket yönetiminin tamamen devlet tarafından devralınması şeklinde algılanıyor. Ancak bu dosyada uygulanan yöntem “denetim kayyımı.” Bu uygulamada mevcut yönetim görevine devam ediyor. Ancak yönetim kurulunun aldığı önemli kararlar kayyımın denetimine tabi oluyor. Amaç, soruşturma süresince şirket faaliyetlerinin hukuka uygun şekilde yürütülmesini sağlamak ve olası delillerin korunması olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle bugünkü karar, şirketlere doğrudan el konulması anlamına gelmiyor.
FİYATLAR GERÇEKTEN MANİPÜLE Mİ EDİLDİ?
Soruşturmanın merkezindeki temel iddia, şirketlerin rekabeti ihlal ederek fiyatları birlikte belirlediği yönünde. Ancak sektör temsilcileri bu iddiaları kabul etmiyor. Üreticiler, son dönemde kendilerinin satış fiyatlarının maliyet artışlarıyla uyumlu olduğunu, hatta bazı dönemlerde reel olarak fiyat indirimi yaptıklarını savunuyor. Asıl fiyat artışlarının üretici ile tüketici arasındaki dağıtım ve perakende zincirinde oluştuğunu ileri sürüyorlar. Bu nedenle soruşturmanın en kritik noktası, şirketler arasında fiyat belirlemeye yönelik koordinasyonun bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılması olacak.
Eğer savcılık, şirket yöneticileri arasında fiyat belirlemeye yönelik yazışmalar, toplantılar veya ortak karar mekanizmaları bulunduğunu belgeleyebilirse dosya yalnızca idari para cezalarıyla sınırlı kalmayabilir.
TARIM BAKANLIĞI’NIN OLMAMASI DİKKAT ÇEKTİ
Operasyonun koordinasyonunda Adalet, İçişleri, Ticaret ile Hazine ve Maliye Bakanlıkları yer aldı. Buna karşılık üretimden sorumlu Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi açıklamada yer almaması dikkat çekti. Bu durum, operasyonun üretim politikalarından ziyade rekabet hukuku, fiyat oluşumu ve piyasa denetimi ekseninde yürütüldüğünü gösteriyor.
FİYATLAR DÜŞER Mİ?
Toplumun en çok merak ettiği soru ise bu. Geçmiş uygulamalar incelendiğinde yalnızca operasyon yapılmasının fiyatları kalıcı biçimde düşürmediği görülüyor. Gıda fiyatlarını belirleyen temel unsurlar arasında yem maliyetleri, enerji giderleri, işçilik, finansman maliyetleri, döviz kuru ve lojistik bulunuyor. Eğer soruşturma sonucunda gerçekten kartel benzeri bir yapı ortaya çıkarılırsa rekabet güçlenebilir ve fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşabilir. Ancak maliyetler yüksek kaldığı sürece yalnızca adli süreçlerle kalıcı fiyat düşüşü sağlanması kolay görünmüyor.
BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Soruşturmanın seyri, dosyada ortaya çıkacak delillere bağlı olacak. Şirket yöneticilerinin birbirleriyle fiyat belirlediklerini gösteren somut belgeler ortaya çıkarsa süreç yeni davalara dönüşebilir. Buna karşılık iddialar ispatlanamazsa sektör açısından önemli bir hukuki tartışma ve tazminat süreçleri de gündeme gelebilir. Kesin olan ise şu Türkiye’nin gıda sektöründe bugüne kadar gerçekleştirilen en kapsamlı müdahalelerden biri yaşanıyor. Bu operasyon yalnızca beyaz et piyasasını değil, rekabet hukuku uygulamaları, yatırımcı güveni ve gıda enflasyonu açısından da önümüzdeki dönemin en önemli ekonomik dosyalarından biri olmaya aday görünüyor.





















