(The Turkish Post) – TOLGA YAVAŞ
Önceki gece pencereme vuran uğultunun artmasından belliydi geldiği. Bir ara uyanıp, balkonun camından baktığımda ağaçları hırpaladığını gördüm rüzgarın. Ağır sıklet güreşçinin güçlü kollarıyla tüy sıklet olanı ensesinden çekip yere yaklaştırması gibiydi ağaçla rüzgarın hali.
Dün sabah erkenden dışarı çıktığımda hissettim asıl Eylül’ün nefesini. Burnuma vuran kokudan, yüzüme çarpan yelin serinliğinden anladım, iyice yaklaştı. “Hayır!”, yaz bitti demiyorum; güz geliyor. Sarı yapraklar hala dalda. Kışçılar biraz daha bunalacak sıcaktan. Biraz daha bekletecek ama eninde sonunda gelecek güzümüz. Yazcıların ve kışcıların sesi gür çıktığı için biz güzcüler hep kendi halimizde, gösterişsiz kutlarız bu mevsimi.
Yeni çıkacak bir edebiyat dergisi için yazdığım öyküden bahsettim bir arkadaşıma. Edebiyat dergileri genelde Eylül’de çıkarırlar ilk sayılarını dedi. Elbette haklı. Şehirde tatilin bittiği, taşrada tarlanın yettiği günlere varıyoruz.
Yakında okul telaşesi velilerin cebinden para kaçıracak, öğrencilerin göğsünden güvercin uçuracak. Öğrencilik yıllarımda benim göğüs kafesimden serçe uçardı; evcil, narin. Ortaokula yazılmak için ağustosun son günleri köyden ilçeye gidip, vesikalık fotoğraf çektirmiştim. Hala saklıyorum. Gömleğim yokmuş belli ki; yakalı bir tişört giymişim. Yüzüm gün yanığı. Okula rahmetli babam götürmüştü. Elimde babamın Rus pazarından aldığı saman kağıdından hallice defterleri gören birkaç çocuk dalga geçmişti, ilk günden defter mi getirilir diye. Sonra da sıranın altından almıştı birileri de bulamamıştım iki defteri.
İlk ayrılık, ilk özlem, yaban bir yatakta ilk uyku. Hafta sonlarını iple çektiğim günler… Nihayet cuma öğleden sonra atlayıp otobüse köyüme giden yol ayrımında iniyorum. Eve varmak için dört kilometre yürümem lazım. Sağımda sarı-yeşil renkleriyle salınan ayçiçekleri solumda biçilmiş çayırların çıplaklığı, yürüyorum. Tepeleri aşıp, vardığım evimde bir hasreti bitirmenin sevinci, iki gün sonra başlayacak başka bir hasretin hüznüyle karışıyor.
Eylül’ün çağrışımları bende böyle. Mutlaka sizde de anımsattıkları vardır serin nefesli güz başının.























