(The Turkish Post) – TOLGA YAVAŞ
Beş büyükşehir adliyelerinden birinde görev yapan bir zabıt katibi, kimliğinin gizli kalması koşuluyla yaptığı açıklamada, adliyedeki dosya yükünün büyük bölümünün uyuşturucu ve dolandırıcılık suçlarından oluştuğunu belirtti.
Hâkim ve savcılarla doğrudan çalışan, dosya yoğunluğuna yakından tanıklık eden kaynağın verdiği bilgilere göre, adliyedeki dosyaların yaklaşık yüzde 40’ı uyuşturucu suçlarıyla ilgili. Bu dosyaların önemli bir kısmını uyuşturucu satışı, uyuşturucu temini ve uyuşturucu ticareti suçlamaları oluşturuyor.
Dolandırıcılık dosyaları da yüzde 40’ı buluyor
Kaynağa göre dosyaların bir diğer yüzde 40’lık dilimini ise dolandırıcılık suçları oluşturuyor. Bu dosyaların büyük çoğunluğu, telefonla arayarak mağdurları çeşitli korkutucu senaryolarla ikna edip para talep eden “kurye” ya da “sahte polis” dolandırıcılığı olarak bilinen yöntemle işlenen suçlardan oluşuyor.
Kaynak, bu tür dolandırıcılık fiillerine karışan kişilerin genellikle işsiz kalmış ve ülkede geleceğe dair umudunu yitirmiş gençlerden oluştuğunu vurguladı.
Nitekim geçtiğimiz günlerde emniyet güçlerinin bir ofise düzenlediği baskında, onlarca kişinin bir suç örgütü bünyesinde dolandırıcılık eylemlerine karıştığı tespit edildi.
Geriye kalan yaklaşık yüzde 20’lik dilimi ise diğer suç türlerine ilişkin dosyalar oluşturuyor.
Vatandaşlar dolandırıcılığa karşı nasıl korunabilir?
Yetkililer, telefon dolandırıcılarının yöntemlerini sürekli güncellediğini ve “polis”, “savcı” ya da “banka görevlisi” gibi kimliklere bürünerek güven kazanmaya çalıştıklarını belirtiyor. Bu kapsamda vatandaşların; telefonda kendisini resmi kurum çalışanı olarak tanıtan kişilere kimlik veya banka bilgisi paylaşmaması, hiçbir kamu görevlisinin telefonda para veya hesap bilgisi talep etmeyeceğini bilmesi, kendisini aceleye getiren veya korkutan aramalarda telefonu kapatıp ilgili kurumu resmi hattından teyit etmesi ve şüpheli durumları vakit kaybetmeden 112 ihbar hattına bildirmesi öneriliyor.
Adliye çalışanlarında tükenmişlik uyarısı
Kaynak, adliyelerde görev yapan personelin önemli bir bölümünün yoğun iş yükü nedeniyle tükenmişlik yaşadığını, birçok çalışanın ilaç kullanmak zorunda kaldığını ve depresyona girdiğini belirtti. Zaman zaman hâkimlerle yaşanan anlaşmazlıkların da bu tabloyu ağırlaştırdığını, ancak memuriyet statüsü nedeniyle çalışanların işlerinden ayrılamadığını sözlerine ekledi.






















