(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Rusya ile Birleşik Krallık arasındaki tansiyon, Ukrayna savaşı ekseninde yeni bir boyut kazanıyor. İran merkezli çatışmaların gölgesinde Avrupa’nın kuzeyinde özellikle deniz güvenliği ve enerji taşımacılığı üzerinden şekillenen gerilim, son gelişmelerle birlikte daha görünür hale geldi. Manş Denizi’nde Rus savaş gemilerinin petrol tankerlerine eşlik etmesi, iki ülke arasındaki rekabetin artık daha doğrudan ve askeri unsurlar üzerinden ilerlediğine işaret ediyor.
PUTİN’DEN STRATEJİK HAMLE
Son günlerde Rusya’nın petrol tankerlerine savaş gemileri eşliğinde geçiş sağlaması dikkat çekti. Bu gelişme, Batı’nın yaptırımları nedeniyle sık sık müdahaleye maruz kalan Rus enerji taşımacılığına yönelik yeni bir güvenlik yaklaşımı olarak değerlendiriliyor. Vladimir Putin yönetiminin bu adımı, özellikle İngiltere’nin daha önce Rus tankerlerine müdahale yetkisi vermesine karşı bir ön alıcı hamle olarak yorumlanıyor. Bu çerçevede Manş Denizi’ndeki askeri eskort uygulaması, yalnızca bir güvenlik tedbiri değil, aynı zamanda güçlü bir siyasi mesaj niteliği taşıyor.
LONDRA’NIN HAMLESİ VE GERİ ADIM TARTIŞMASI
İngiltere Başbakanı Keir Starmer hükümetinin Rus petrol tankerlerini durdurma yetkisini donanmaya vermesi, gerilimin önemli dönüm noktalarından biri oldu. Ancak sahada yaşanan son gelişmeler, bu politikanın uygulanabilirliği konusunda soru işaretleri doğurdu. Rus savaş gemilerinin eşlik ettiği tankerlerin herhangi bir müdahaleye uğramadan geçiş yapması, İngiliz kamuoyunda ve medyasında geri adım tartışmalarını beraberinde getirdi. Bu durum, askeri caydırıcılığın kriz yönetimindeki rolünü bir kez daha gündeme taşıdı.
DENİZİN ALTINDA YENİ CEPHE
Gerilim yalnızca deniz yüzeyiyle sınırlı kalmıyor. İngiliz yetkililer, Rus denizaltılarının Birleşik Krallık çevresindeki deniz altı kabloları ve enerji hatlarını araştırdığı yönünde açıklamalarda bulunuyor. Bu iddialar, modern savaşın giderek daha görünmez ve teknik alanlara kaydığını ortaya koyuyor. Deniz altı altyapısına yönelik olası tehditler, iletişim ağları ve enerji güvenliği açısından kritik bir risk olarak değerlendiriliyor. Moskova ise Batı’nın Rus ticari faaliyetlerine müdahalesini korsanlık olarak nitelendirerek kendi adımlarını meşrulaştırmaya çalışıyor.
MOSKOVA’NIN İKİLEMİ
Bununla birlikte Rusya’nın tankerlerine savaş gemisi eşlik ettirme stratejisinin uzun vadede sürdürülebilirliği tartışmalı görünüyor. Donanma kapasitesi, artan maliyetler ve Ukrayna savaşında yaşanan kayıplar, Moskova’nın hareket alanını sınırlayan unsurlar arasında yer alıyor. Savaş gemilerinin asli görevlerinin dışında bu tür eskort faaliyetlerine yönlendirilmesi hem askeri hem de ekonomik açıdan ek yükler doğuruyor. Ayrıca modern savaş teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte deniz unsurlarının insansız sistemler karşısında daha kırılgan hale gelmesi, bu stratejinin risklerini artırıyor.
GRİ ALAN STRATEJİLERİ VE OLASI MİSİLLEMELER
Tüm bu gelişmeler, tarafların doğrudan bir çatışmadan kaçınırken gerilimi farklı alanlara yaydığına işaret ediyor. Rusya’nın olası adımlarında daha dolaylı ve iz bırakmayan yöntemlerin öne çıkabileceği değerlendiriliyor. Bu tür gri alan stratejileri, açık bir savaş ilanı olmadan karşı tarafı baskı altına alma amacını taşıyor ve mevcut jeopolitik rekabetin karakterini yansıtıyor.
ABD FAKTÖRÜ DENGENİN BELİRLEYİCİSİ
Öte yandan transatlantik ilişkilerde yaşanan dalgalanmalar da bu gerilimin seyrini etkileyen önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Donald Trump döneminde ABD ile Avrupa arasında zaman zaman ortaya çıkan görüş ayrılıkları, olası bir kriz durumunda Washington’un nasıl bir tutum sergileyeceği sorusunu gündeme getiriyor. ABD’nin Avrupa güvenliğine yönelik angajmanının zayıflaması ihtimali, Rusya ile İngiltere arasındaki gerilimi daha hassas bir dengeye taşıyabilir.
KONTROLLÜ GERİLİM Mİ, TIRMANAN KRİZ Mİ?
Rusya ile İngiltere arasında yaşanan son gelişmeler, doğrudan bir savaş ihtimalinden ziyade kontrollü ancak giderek sertleşen bir güç mücadelesine işaret ediyor. Manş Denizi’nde yaşanan askeri hareketlilik, tarafların birbirlerinin sınırlarını test ettiğini ve caydırıcılık üzerinden mesaj verdiğini gösteriyor. Ancak bu tür yüksek tansiyonlu karşılaşmaların, özellikle yanlış hesaplama ya da beklenmedik bir gelişme sonucunda daha büyük bir krize dönüşme ihtimali de göz ardı edilmemeli.






















