(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Rusya’nın Ukrayna’da sürdürdüğü savaş yalnızca Avrupa’nın güvenlik mimarisini değiştirmiyor. Aynı zamanda Moskova’nın uzun yıllardır nüfuz alanı olarak gördüğü Güney Kafkasya’da da dengeleri yeniden şekillendiriyor. Son haftalarda Avrupa Birliği ve NATO’nun Ermenistan ile Azerbaycan’a yönelik diplomatik temaslarının hız kazanması, bölgede yeni bir jeopolitik dönemin başladığına işaret ediyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Ermenistan ve Azerbaycan’ı kapsayan ziyaret programı ile NATO’nun Güney Kafkasya ve Orta Asya Özel Temsilcisi Kevin Hamilton’un bölgedeki temasları, Batı’nın Güney Kafkasya’yı artık yalnızca bir komşuluk politikası meselesi olarak değil, Avrupa güvenliği ve enerji stratejisinin önemli bir parçası olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
RUSYA’NIN ETKİSİ NEDEN AZALIYOR?
Yaklaşık otuz yıl boyunca Güney Kafkasya’da güvenlik denkleminin merkezinde Rusya bulunuyordu. Ermenistan’ın askeri güvenliği büyük ölçüde Moskova’nın sağladığı güvenlik şemsiyesine dayanırken, Azerbaycan ise Rusya ile dengeli ilişkiler kurarak kendi hareket alanını korumaya çalışıyordu. Ancak Ukrayna savaşı bu tabloyu değiştirdi.
Rusya’nın askeri kapasitesinin önemli bölümünü Ukrayna cephesine yönlendirmesi, Güney Kafkasya’daki etkinliğini doğal olarak sınırlandırdı. 2023 yılında Karabağ’da yaşanan gelişmeler sırasında Moskova’nın Ermenistan’ın beklentilerini karşılayamaması ise özellikle Erivan yönetiminde ciddi bir güven kaybına yol açtı. Bugün Ermenistan yönetimi artık Rusya’yı vazgeçilmez güvenlik ortağı olarak görmüyor.
PAŞİNYAN YÖNETİMİ BATI’YA YÖNELİYOR
Başbakan Nikol Paşinyan son iki yılda ülkesinin dış politikasında köklü bir değişim gerçekleştiriyor. Avrupa Birliği ile siyasi ilişkiler hızla gelişirken, Brüksel ekonomik destek paketleriyle Ermenistan ekonomisinin Rusya’ya bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. Rusya’nın uyguladığı ticari kısıtlamaların etkisini hafifletmek amacıyla AB tarafından sağlanan mali destekler de bu stratejinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bunun yanında Ermenistan’ın NATO ülkeleriyle ortak askeri tatbikatlar düzenlemesi, Fransa ve Hindistan gibi ülkelerden silah alımlarını artırması ve güvenlik alanında yeni ortaklıklar geliştirmesi Moskova açısından dikkat çekici gelişmeler arasında yer alıyor. Her ne kadar Ermenistan’ın kısa vadede NATO üyeliği gibi bir hedefi bulunmasa da, güvenlik politikalarında Batı ile uyum arayışının giderek güçlendiği görülüyor.
AZERBAYCAN FARKLI AMA BATI’YA YAKIN BİR POLİTİKA İZLİYOR
Bakü’nün yaklaşımı ise Erivan’dan farklı. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev yönetimi Rusya ile doğrudan bir kopuş yaşamadan Batı ile ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Bunun temel nedeni enerji. Avrupa’nın Rus doğal gazına bağımlılığını azaltma çabaları Azerbaycan’ın stratejik önemini önemli ölçüde artırdı. Güney Gaz Koridoru üzerinden Avrupa’ya ulaştırılan Azerbaycan gazı bugün birçok Avrupa ülkesi için alternatif enerji kaynağı haline geldi.
Enerji alanındaki bu iş birliği Bakü’nün Avrupa karşısındaki diplomatik ağırlığını da artırıyor. Diğer taraftan Azerbaycan ile NATO arasındaki askeri iş birliği de son yıllarda dikkat çekici şekilde ilerliyor. Özellikle Türkiye üzerinden NATO standartlarına uyum sağlayan Azerbaycan ordusu, ittifakla teknik iş birliğini derinleştiriyor.
AB’NİN ASIL HEDEFİ YALNIZCA ENERJİ DEĞİL
Avrupa Birliği’nin Güney Kafkasya’ya ilgisinin tek nedeni enerji güvenliği değil. Bir diğer önemli başlık ise Çin ile Avrupa arasındaki ticaret yolları. Rusya üzerinden geçen Kuzey Koridoru yaptırımlar nedeniyle eski işlevini büyük ölçüde kaybederken, Hazar Denizi üzerinden Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye’yi kapsayan Orta Koridor giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu nedenle Brüksel açısından Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan yalnızca komşu ülkeler değil Avrupa’nın ekonomik güvenliği açısından da kritik ortaklar haline geliyor. Özellikle Ermenistan ile Azerbaycan arasında kalıcı bir barış sağlanması halinde bölgedeki ulaştırma projelerinin hız kazanması bekleniyor.
UKRAYNA SAVAŞI YENİ BİR SİYASİ TURNUSOL HALİNE GELİYOR
Batı ile ilişkilerde dikkat çeken yeni bir unsur da Ukrayna konusu. Hem Ermenistan hem de Azerbaycan son dönemde Ukrayna’nın yeniden inşasına yönelik uluslararası toplantılara üst düzey katılım gösterdi. Bu durum sembolik görünse de önemli bir mesaj içeriyor. Batılı başkentler açısından Ukrayna’ya verilen siyasi destek, ülkelerin Rusya’dan ne ölçüde uzaklaştığını gösteren önemli göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle Kiev ile geliştirilen ilişkiler yalnızca ikili diplomasi değil, aynı zamanda Avrupa ve NATO ile yakınlaşmanın da göstergesi olarak okunuyor.
TÜRKİYE AÇISINDAN ORTAYA ÇIKAN FIRSATLAR
Güney Kafkasya’daki bu dönüşüm Türkiye açısından da önemli fırsatlar barındırıyor. Türkiye, Orta Koridor’un en kritik geçiş noktası konumunda bulunuyor. Avrupa ile Orta Asya arasındaki ticaret hacmi arttıkça Türkiye’nin lojistik ve ulaştırma merkezi olma rolü daha da güçlenebilir. Bunun yanında Azerbaycan ile mevcut stratejik ortaklık Ankara’nın bölgesel etkisini artırırken, Ermenistan ile yürütülen normalleşme süreci de başarıya ulaşması halinde yeni ekonomik fırsatlar yaratabilir. Enerji taşımacılığı, ulaştırma projeleri ve bölgesel ticaret ağlarının genişlemesi Türkiye’nin jeopolitik önemini daha da artırabilecek başlıklar arasında yer alıyor.
GÜNEY KAFKASYA YENİ KÜRESEL REKABETİN MERKEZİNE YERLEŞİYOR
Güney Kafkasya bugün yalnızca Ermenistan ile Azerbaycan arasında kalıcı barışın konuşulduğu bir bölge değil. Asıl mücadele, Rusya’nın zayıflayan nüfuzunun yerine kimin geçeceği sorusunda düğümleniyor. Avrupa Birliği ekonomik yatırımlar ve diplomatik girişimlerle, NATO ise güvenlik iş birlikleri aracılığıyla bölgedeki etkinliğini artırmaya çalışıyor.
Ermenistan güvenlik eksenini Batı’ya doğru kaydırırken, Azerbaycan enerji diplomasisini kullanarak Avrupa ile ilişkilerini derinleştiriyor. Bu süreç, Güney Kafkasya’nın önümüzdeki yıllarda Avrupa-Rusya rekabetinin en önemli jeopolitik sahalarından biri olmaya devam edeceğini gösteriyor.























