(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Bir zamanlar Avrupa mağazalarında kalite, hız ve esnek üretim denildiğinde akla ilk gelen etiketlerden biri “Made in Türkiye”ydi. Bugün ise aynı raflarda giderek daha fazla “Made in Egypt” yazısı görülüyor. Bu değişim yalnızca tekstil sektöründeki bir üretim tercihi değil Türkiye ekonomisinin rekabet gücü, sanayi politikası ve küresel tedarik zincirindeki konumu açısından da önemli bir kırılmaya işaret ediyor.
Son iki yılda yüzlerce Türk tekstil ve hazır giyim firmasının Mısır’da yatırım yapması, Türkiye’nin uzun yıllar koruduğu üretim avantajının aşınmaya başladığını gösteriyor. Sektör kaynaklarına göre 2022-2025 döneminde yaklaşık 200 Türk şirketi Mısır’da üretim tesisi kurdu ya da mevcut kapasitesini genişletti.
TÜRKİYE NEDEN AVANTAJ KAYBEDİYOR?
Türkiye’nin tekstildeki en büyük gücü uzun yıllar boyunca “yakın coğrafyada hızlı teslimat” modeliydi. Avrupa’ya birkaç gün içinde üretim yapabilen Türk şirketleri, Çin’e karşı hız avantajıyla öne çıkıyordu. Ancak son dönemde bu model ciddi biçimde maliyet baskısı altına girdi. Özellikle işçilik maliyetlerindeki hızlı artış, yüksek enflasyon, kurun enflasyon karşısında baskılanması, enerji giderleri, finansmana erişim sorunları, sektörün rekabetçiliğini zayıflattı. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin açıklamalarına göre yalnızca hazır giyimde son iki yılda yüz binden fazla istihdam kaybı yaşandı.
Türkiye’nin temel problemi artık yalnızca “yüksek maliyet” değil. Sorun aynı zamanda maliyetlerin öngörülemez hale gelmesi. Sanayici açısından kurun yavaş, ücretlerin ve enerji giderlerinin hızlı arttığı bir denklem sürdürülebilir görülmüyor.
MISIR NEDEN YÜKSELİYOR?
Mısır’ın yükselişi ise sadece “ucuz işçilik” ile açıklanamıyor. Kahire yönetimi son yıllarda tekstil sektörünü stratejik alan ilan ederek yoğun teşvik politikaları uyguluyor. Mısır’ın sunduğu avantajlar arasında düşük işçilik maliyetleri, vergi teşvikleri, ucuz enerji, sanayi bölgelerinde yatırım kolaylığı, ABD ve Avrupa’ya yönelik ticaret avantajları, devlet destekli sanayi politikaları, öne çıkıyor.
Üstelik Mısır yalnızca düşük maliyetli bir üretim merkezi değil. Dünyaca ünlü Giza pamuğu sayesinde kalite algısını da güçlendirmeye çalışıyor. Bu durum özellikle Avrupa markalarının “ucuz ama düşük kaliteli üretim” algısını aşmasına yardımcı oluyor. Türk firmalarının Mısır’a yönelik yatırımları da hız kesmiyor. Örneğin Eroğlu Moda Tekstil’in 2026 başında Mısır’da milyonlarca dolarlık yeni fabrika yatırımı açıkladığı bildirildi.
ETİKETLER NE ANLATIYOR?
Asıl dikkat çekici değişim tüketicinin doğrudan gördüğü yerde mağaza etiketlerinde yaşanıyor. Özellikle jean, basic tişört, spor giyim ve dış giyim ürünlerinde “Made in Egypt” ibaresinin belirgin şekilde arttığı görülüyor. Colin’s gibi markaların Türkiye’deki bazı üretim tesislerini kapatıp Mısır’a yönelmesi bu dönüşümün sembolik örneklerinden biri haline geldi. Bu tablo aslında küresel üretim zincirlerinde çok tanıdık bir döngüyü gösteriyor dün Avrupa’dan Türkiye’ye kayan üretim, sonra Çin’den Türkiye’ye yönelen siparişler, şimdi ise Türkiye’den Mısır’a geçiyor. Yani tekstil üretimi sürekli daha düşük maliyetli merkezlere hareket ediyor.
ANCAK UCUZ ÜRETİMİN DE BEDELİ VAR
Mısır modeli şu an maliyet avantajı sağlıyor olsa da beraberinde ciddi riskler taşıyor. Türk şirketlerinin Mısır’daki tesislerinde yaşanan işçi grevleri ve düşük ücret protestoları bunun ilk sinyallerini verdi. Özellikle Yeşim Tekstil’in Mısır’daki fabrikalarında binlerce işçinin greve çıkması dikkat çekti. Bu durum şu soruyu gündeme getiriyor: Bugün Türkiye’nin yaşadığı maliyet baskısını birkaç yıl sonra Mısır da yaşayacak mı?
Küresel tekstil sektöründe “ucuz emek” avantajı genellikle geçici oluyor. Çünkü üretim modeli tamamen düşük ücret üzerine kurulduğunda sermaye daha ucuz yeni merkezler bulduğunda yeniden yer değiştiriyor. Nitekim şimdiden bazı sektör çevrelerinde üretimin ilerleyen dönemde Suriye ve Afrika ülkelerine kayabileceği konuşuluyor.
TÜRKİYE DÜŞÜK MALİYETLE Mİ YARIŞACAK?
Bugünkü tartışmanın merkezinde aslında daha büyük bir stratejik mesele bulunuyor. Türkiye yeniden düşük ücretli üretim modeliyle mi rekabet edecek, yoksa daha yüksek katma değerli üretime mi yönelecek? Bazı sektör temsilcileri tekstilin belirli alanlarında Türkiye’nin hâlâ güçlü olduğunu savunuyor. Özellikle teknik tekstiller, tasarım yoğun üretim, hızlı teslimat, triko ve uzmanlık isteyen alanlar, Türkiye’nin avantajını koruduğu başlıklar arasında gösteriliyor.
Bu nedenle sektörün tamamen yok olmasından çok, dönüşmesinden söz etmek daha doğru olabilir. Düşük maliyetli seri üretim Mısır’a kayarken tasarım, kalite ve yüksek uzmanlık gerektiren üretimin Türkiye’de kalması olası görünüyor. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için yalnızca şirketlerin değil, ekonomi politikasının da dönüşmesi gerekiyor. Çünkü bugün yaşanan üretim göçü sadece tekstil sektörünün değil, Türkiye’nin genel sanayi modelinin sınandığını gösteriyor. Ve mağazalardaki küçük etiketler, aslında çok büyük bir ekonomik hikâyeyi anlatıyor.























