(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Rusya, uzun süredir sahadaki sert güç politikasını yumuşatarak, diplomatik bir denge arayışına yöneldi. Ukrayna cephesinde istediği sonucu elde edemeyen Moskova, doğrudan çatışma yerine zaman kazanmaya odaklanıyor. Bu durum, Kremlin’in stratejik bir hamle yaptığını değil, mevcut koşullar karşısında pragmatik bir geri çekilme sürecine girdiğini gösteriyor. Ekonomik baskı, yaptırımlar ve askerî kayıplar, Rusya’yı daha temkinli davranmaya zorluyor. Moskova artık gücünü göstermekten çok, elindekini korumaya çalışıyor.
DİPLOMASİ YENİDEN GÜNDEMDE
Ukrayna savaşında yalnızlaşan Rusya’nın güney Kafkasya’daki pozisyonunu koruma çabası ve Putin’in görüşmenin sonunda “müttefiklik ruhuna dönelim” vurgusu diplomasiyi gündeme taşıyor. Toplantıda gerçekleşen Putin’in özrü doğrudan bir suç kabulü değil, “Rus hava sahasında gerçekleştiği için üzüntü duyma” biçiminde yani sorumluluğun paylaştırılması yönünde. “Özür” stratejik bir imaj tazeleme hamlesi. Aliyev ise, bu krizi fırsata çevirerek hem Moskova ile gerginliği yumuşatmaya hem de Batı ile dengeyi korumaya çalışıyor.
DÜŞMAN CEPHEYİ GENİŞLETMEDİ, ÇÜNKÜ GÜCÜ SINIRLI
Rusya, son dönemde yeni cepheler açmaktan kaçınarak mevcut yükü dengelemeyi tercih etti. Gürcistan, Moldova veya Orta Asya yönünde provokatif adımlardan uzak durması, gücün sınırına dayandığının açık göstergesi. Bu politika, dışarıdan bakıldığında istikrar arayışı gibi görünse de gerçekte savaşın maliyetinin farkına varmış bir devletin savunma refleksi. Moskova, cepheyi genişletmeyerek mevcut pozisyonunu korumaya çalışıyor, ancak bu durum Batı’nın baskısını azaltmıyor. Aksine, Avrupa ve ABD’nin Ukrayna’ya desteğini yeniden yapılandırmasına imkân tanıyor.
SAVAŞ İHTİMALİ AZALDI AMA GERİLİM BİTMEDİ
Bölgedeki savaş olasılığı kısa vadede azalmış görünse de bu durum kalıcı bir barışa işaret etmiyor. Taraflar, doğrudan çatışmadan kaçınsa da mücadele artık ekonomik, diplomatik ve bilgi savaşları üzerinden sürdürülüyor. Enerji hatları, dezenformasyon kampanyaları ve silah sevkiyatları, sıcak çatışmanın yerini alan yeni rekabet alanları hâline geldi. Bu da “barış” olarak sunulan sürecin aslında geçici bir sessizlikten ibaret olduğunu gösteriyor.
BÖLGE BARIŞI MÜMKÜN MÜ?
Barışın tesis edilebilmesi, tarafların askeri değil, siyasi irade göstermesine bağlı. Ancak mevcut tablo, bu iradenin hâlâ zayıf olduğunu ortaya koyuyor. Rusya’nın statükoyu koruma çabası, Batı’nın ise Moskova’yı çevreleme stratejisi, kalıcı istikrarın önündeki en büyük engeller olarak öne çıkıyor. Taraflar arasında güvenin tesis edilmediği bir ortamda barış, hâlâ uzak bir ihtimal. Şimdilik cepheler sessiz, ancak bu sessizlik bölgesel dengelerin yeniden kurulmaya çalışıldığı bir dönemin habercisi olabilir.






















