(The Turkish Post) – MEHMET EREN
Geçenlerde sosyal medyada önüme bir haber düştü: Çin, 2540 kilometrelik Beijing–Urumçi otoyolunu tamamlamış. Maliyeti 2,5 milyar dolar.
Bizde 426 kilometrelik İstanbul–İzmir otoyolu ise 11 milyar dolara patlamış. Yani Çin alti kat daha uzun yolu, bizden dört kat ucuza yapmış.
Ama haberin altındaki yorumlar şahane: “Boşver abi, önemli olan hizmet.”
Evet, hizmet var… ama kime, onu sormayın.
Bazen bir ülkenin kaderi bir ihale dosyasına sığar.
Bir imza atılır, birkaç sıfır fazladır, ama kimse dönüp bakmaz.
Çünkü artık o sıfırların büyüklüğü değil, bizim duyarsızlığımız ölçülüyor.
“Zaten herkes yapıyor” cümlesi, yeni milli marşımız gibi.
Utanç değil, alışkanlık büyüyor
Son on yılda Türkiye’de yolsuzluk mu arttı, yoksa biz mi daha az utanır olduk?
Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün 2024 raporuna göre Türkiye, 180 ülke arasında 107. sırada. Puan: 34.
On yıl önce 50 civarındaydı.
Yani hızla değil, kararlılıkla düşüyoruz.
Ve kimse moralini bozmuyor; sanki “düşüş” artık kalkınma modelimizin parçası.
Dünya Bankası’na göre yolsuzluğun ülkeye yıllık maliyeti en az 4 milyar dolar.
Ama olsun, o para zaten “bizim değil.”
“Devletin parası” diyoruz ya, işte o yüzden içimiz rahat.
Devlet soyulunca, kimse kendini soyulmuş saymıyor.
İhaleler pazarlıkla, vicdanlar sessizlikle yürür
Eskiden “açık ihale” vardı.
Şimdi “pazarlık usulü”.
Devletin kasasıyla yapılan işler artık ticaret değil, “ihsan.”
Hep aynı firmalar, aynı dosyalar, aynı sonuçlar.
Soran olursa cevap hazır: “Kısmet!”
Yani memleketi liyakat değil, mübarek kısmet yönetiyor.
Bir ülke kısmetle yönetiliyorsa, kaderine ağlamasın, zaten yazılmıştır o da.
Halkın tepkisi: Omuz silkmek, belki bir emoji
Bir zamanlar 17-25 Aralık’ta kasalar, kutular, saatler konuşulurdu.
Şimdi milyarlarla oynuyoruz ama kimse yerinden kıpırdamıyor.
Haber sitelerinde manşet: “30 milyar TL’lik yolsuzluk soruşturması.”
Yorumlarda ne var?
“Boşver abi, zaten herkes yapıyor.”
Artık kimse utanmıyor; sadece Wi-Fi’nin çekmediği yerlerde tepki veremiyor.
Ülkenin asıl kaybı çalınan para değil; çalındığını duyunca ‘like’ atmaktan başka tepki vermeyen vicdanlar.
Yolsuzluk artık haber değil, fon müziği
Eskiden yolsuzluk haberi sarsardı.
Şimdi fon müziği gibi arka planda çalıyor.
Televizyon dizilerinde kahramanın da villası var, bakanın da.
Biri senaryo gereği çalıyor, diğeri keyfi gereği.
Ama biz ikisini de aynı reytingle izliyoruz.
Küçük esnaf 2000 liralık vergi borcuna afsızken, milyarları buhar olan “proje büyüktü” diyebiliyor.
Ve biz bunu duyunca gülmüyoruz bile.
Gülsek bile artık trajedinin komediye dönüştüğü o evredeyiz.
Son Söz
Türkiye’de yolsuzluk artmıyor belki.
Ama bizim dayanıklılığımız artıyor — tıpkı enflasyon gibi.
Eskiden “çalıyor” deyince öfke vardı, şimdi “olsun, çalışıyor” diyoruz.
Bir milletin vicdanı böyle özelleştirilir işte:
Sessizce, yavaşça, kimse fark etmeden.
Bir gün biri çıkıp yine aynı soruyu soracak:
“Bu kadar hırsızlık nasıl olur?”
Cevap belli: “Çünkü biz izin verdik.”























