(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Türk medyasını yakından takip ederim. Bu mecra başlı başına bir tarihe şahitlik etmiştir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu güne kadar, basın camiasında hiçbir zaman tek seslilik olmamıştır. Tam aksine gazeteciliğin doğasında, muhalefet etmek vardır. Bu eleştiri kör kütük bir yaklaşım değildir elbette. Ancak yanlış gördüğün ve düzeltilmesi elzem olan bir konuda da, bir gazeteci muhalefet etmeyecekse, ne zaman sesini yükseltecek? Şayet bu görevi yapmıyorsa, o kişi gazeteci değil bir kurumun basın bültenini yazan bir çalışandan öte değer taşımaz.
Üzülerek söylemek gerekir ki, özellikle futbol takımlarında muhabir ya da yazar olarak görev yapan gazeteci arkadaşlarımız, sanki bir gazeteci değil, bir taraftar gibi yorum yapıyor. Dün sosyal medyada Fenerbahçeli bir futbolcu ile gazeteci arkadaşımız fotoğraf çektirmiş. Futbolcu spor bir kıyafetle gülümserken, gazetecinin üzerinde takımın üniforması bulunuyor. Bu şartlar altında, söz konusu gazetecinin eleştirel bir yorum yapması ve takımını eleştirmesi söz konusu olabilir mi? Tabii ki cevap hayır olacaktır!

Neyse ben temel konuma geleyim. Trabzonspor’u yıllardan beri takip ederim. Ne başkanlar geldi geçti. Ancak hiçbiri takımın muhabirlerinin ve yazarlarının sadece kendi lehlerine olan şeyleri yazmasını asla istemedi. Tam aksine kendine güvenen ve hayat dolu başkanlar, gazetecilerin kendilerine ufuk açmalarını ve yanlış gördüklerini cesurca yazmalarını isterdi. Bunun karşısında stadyuma girmeleri asla yasaklanmazdı. Ancak şimdi öyle değil. Haydi bir gazeteci takımı, yönetimi ve futbolcuları bir eleştirsin. Bir daha stattan içeri adım atabiliyor mu?
BEĞENMEK BAŞKA, YÖNETMEK BAMBAŞKA
Ben Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan’ı insan olarak beğenirim. Çünkü gerçekten de, beyefendi bir kişi. Bu konunun altını hep çizdim. Ancak onu ben her zaman Ahmet Ağaoğlu’nun başkan olduğu dönemdeki, ikinci adam rolüyle hatırlayacağım. Çünkü Doğan, iyi bir ikinci başkan adayı. Ancak Başkanlık dönemi maalesef başarılarını aldı götürdü. Bunun farklı sebepleri var. Defalarca yazdım. Başkan Ertuğrul Doğan’a âcizane bir seslenişte bulunmuştum. Trabzon medyasından biraz uzak dursun diye. Sebebi çok açık. Bazı gazeteciler Başkan Doğan’a adeta yaranmak için bazı transfer dedikodularını yaymaya devam ediyorlar. Ancak bu adım hem takıma zarar veriyor, hem de ismi yazılan futbolcu apar topar elden kaçıyor. Bunun sayıları o kadar çok ki…

Trabzon medyasını belli ki, üç beş gazeteci yönetiyor. Bunlar bir anda yeni transfer adayı diyerek bir paylaşım yapıyor. Sosyal medyada yayılan dedikodu, bir anda televizyonda son dakika haberi olarak yayılıyor. Netice ne mi oluyor? Bu gazetecilerin öne sürdüğü isimlerin hepsinin bir reklamdan ibaret olduğu, birkaç gün sonra ortaya çıkıyor. Hatta bu gazeteciler, yönetimin herhangi bir başarısız hamlesi durumunda yeniden devreye giriyor. Bir anda takımın gündemine yeni bir bomba isim gündeme getiriliyor. Yönetimin yaklaşık üç aydır başarısız transfer politikası, gündemden düşürülüyor. Umarım, bu yaşanan fiyaskodan Başkan Doğan’ın haberi yoktur. Ancak bazı yöneticilerin bu kulis bilgileriyle bu gazetecileri besledikleri aşikar. Ancak basın ve yönetim her zaman doğru bilgiyle enforme edilir. Manipüle edilmez.

BAŞARISIZ HAMLELER, BAŞKANA EKSİ YAZILIYOR
Ben bu Trabzon medyasının yönetimi eleştirdiğini hiç görmedim. Tabii ki başarılı skor avantajından dolayı takımı kutlamak gerekiyor. Ancak kaybedilen puanlar ve haksız kararlar karşısında yönetimi harekete geçirmek, spor medyasının görevidir. Bir nevi gazeteciler sosyal bir görev için oradalar. Kamu görevini icra ettikleri için, yanlış bir kararda yönetimin karşısında olmalılar. Benim anlamadığım bu gazetecilerin sosyal medyada ve basında yönetimi eleştirmemelerinin altında temel bir neden var mıdır? Bana sorarsanız, bu gazeteciler Doğan’a ve yönetimine iyilik yapmıyor. Tam aksine onların altını oyuyor. Doğan, özellikle kendilerini sürekli öven gazetecilerden kaçmalıdır. Benden kendisine naçizane bir uyarı.
Son olarak şunun altını çizmem gerekiyor. Maalesef Trabzonspor başta olmak üzere, bazı takımların bütün planlamasını bazı menajerler yapıyor. Bunların takımlardaki yöneticilerle bazı yakın ilişkileri mevcut. Ne demek istediğimi aslında Beşiktaş’tan olaylı bir şekilde istifa eden Samet Aybaba açıkça ifade etmişti. Ne yazık ki, bazı açgözlü yönetici ve yönetim kurulu üyeleri, takımların yapacakları transferlerde, menajerlerle dirsek teması kurarak açıktan komisyon talebinde bulunabiliyor. Bu sayede piyasada iş yapamayan, artık futboldan ümidini kesmiş oyuncular, büyük takımların kadrosuna dahil ediliyor. Birkaç yıllık anlaşmalarla da, ceplerini dolduruyorlar kısacası.
Bu açıdan yönetimin elinde iyi bir transfer ekibi olsaydı, takım kadrosuna daha kaliteli oyuncular katabilirdi. İş bilmeyen bazı isimlerle yola çıkıldığı için maalesef, transfer süreci hep hüsranla son buldu. Bundan dolayı da yaşanan bütün olumsuzluklar da Başkan Doğan’ın hanesine eksi olarak yazıldı. Belki de birileri Doğan’ın altını oyuyor da haberi yok!





















