(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Fenerbahçe tarihi bir seçime daha gidiyor. 7 Haziran Pazar günü eski Kenan Evren Lisesi arazisinde gerçekleşecek başkanlık seçimlerinde, eski başkanlardan Aziz Yıldırım ve Sadettin Saran’ın eski ekibinden Hakan Safi yarışacak. İki sonra yapılacak seçim öncesinde, iki başkan adayı da projelerini ve transfer listesini kamuoyuyla paylaşmaya başladı. Tabii ki büyük takımların başkanlık süreci sancılı geçer. Bir döneme damga vuran Aziz Yıldırım, Koç ailesinin veliahtı Ali Koç’a karşı kaybetmişti. Koç, hem basın gücünü hem de mali durumunu kullanarak, Yıldırım dönemine son vermişti. Bu kez Aziz Yıldırım yeniden ring dönmek istiyor. Karşısında da siyasete yakın olan Hakan Safi gibi bir isim var. İki gün sonra yeni başkanı göreceğiz. Ancak beni düşündüren Hakan Safi’nin transferle ilgili söylediği sözler. Çünkü sadece mesele seçimleri ilgilendirmiyor. A Milli takımın kamp kadrosunu ve motivasyonu da yakından ilgilendiriyor. Şayet Federasyon adım atmazsa, kampın tadı kaçabilir bizden uyarması. Çünkü bunun sayılı örneği var. Sonuç hep de hüsranla sonuçlandı.
Hakan Safi’nin, A Milli Takım’dan iki oyuncuyla anlaştığını açıklaması futbol kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. İsimlerin Merih Demiral ve Hakan Çalhanoğlu olduğu yönündeki iddialar, tartışmayı daha da büyüttü. Ancak burada asıl mesele transferlerin doğruluğundan çok, bu tür açıklamaların zamanlaması ve milli takım üzerindeki olası etkileri. Milli takım, kulüp rekabetlerinin üzerinde tutulması gereken bir yapı. Oyuncular ay-yıldızlı formayı giydiklerinde temsil ettikleri şey herhangi bir kulübün çıkarı değil, doğrudan ülkenin futbolu. Tam da bu nedenle, milli takım kampı veya önemli maçlar öncesinde oyuncuların transfer gündeminin merkezine yerleştirilmesi dikkat dağıtıcı bir unsur haline gelebilir. Bu açıdan Hakan Safi’nin başkanlık seçimini kazanmak için, iki milli oyuncuyu adeta yem olarak kullanması, hiç ahlaki değil. Kaldı ki, iki oyuncunun da takımlarıyla sözleşmeleri devam ediyor. Kulüpler, kendilerinden izin alınmadan transfer görüşmesi yapılmasına ve bunu malzeme yapılmasına da açıkça tepki gösterdi. Kısacası Hakan Safi, önce oyuncularla değil, kulüpleriyle masaya oturmalı.
Özellikle Türkiye’de futbolun son derece kutuplaşmış bir ortamda yaşandığı düşünüldüğünde, iki milli oyuncunun olası kulüp tercihleri üzerinden tartışılmaya başlanması saha dışı baskıyı artırabilir. Oyuncular bir anda performanslarıyla değil, hangi kulübe gidip gitmeyecekleriyle konuşulur hale gelirler. Bu durum hem medya ilgisini hem de taraftar baskısını büyüterek futbolcuların milli takım odaklarını olumsuz etkileyebilir.
ORTADA RESMİ BİR GÖRÜŞME VE ANLAŞMA YOK
Fenerbahçe Başkan adayı Hakan Safi’nin seçim sürecinde güçlü transfer vaatleri sunması anlaşılabilir bir durum. Ancak henüz resmi olarak sonuçlanmamış veya açıklanmamış süreçlerin kamuoyu önünde dillendirilmesi, kulüp siyaseti ile milli takım gündeminin birbirine karışmasına yol açmakta. Bu yaklaşım kısa vadede seçim propagandası açısından fayda sağlayabilir. Fakat uzun vadede milli takımın huzuruna zarar verme riski taşıyabilir. Belki de milli takım kampında bazı rakip oyuncular Fenerbahçe’ye imza atacağından dolayı mesafe koyabilir. Bunların hepsi olası durumlar. Ya da oyuncunun zihinsel olarak aklında Fenerbahçe’nin başkanlık seçimlerinin olması da olası bir durum.
Böyle açıklamalar, oyuncular üzerinde gereksiz bir baskı oluşturabilir. Futbolcuların transfer kararları henüz kesinleşmemişse kamuoyunda oluşan beklenti onları zor durumda bırakabilir. Kesinleşmiş olsa bile milli takım döneminde bu haberlerin gündeme taşınması, oyuncuların performanslarından çok transferleriyle konuşulmalarına neden olur. Türk futbolunun sıkça eleştirilen sorunlarından biri, saha içi başarıların yerine saha dışı tartışmaların öne çıkması. Milli takımın kritik süreçlerinde transfer haberlerinin manşetlere taşınması da bu sorunun bir yansıması aslında. Futbolcuların enerjisinin ve kamuoyu ilgisinin milli maçlara yönelmesi gerekirken, transfer polemikleri gündemin merkezine yerleşmekte.
SEÇİM KAMPANYASI VE DÜNYA KUPASI
Sonuç olarak, işadamı Hakan Safi’nin açıklaması seçim kampanyası açısından ses getiren bir hamle olabilir. Ancak milli takım oyuncularının isimlerini bu dönemde gündeme taşımak, hem oyuncular üzerinde baskı oluşturma hem de milli takımın konsantrasyonunu olumsuz etkileme riski taşımakta. Türk futbolunun ihtiyaç duyduğu şey, milli takım dönemlerinde kulüp rekabetlerini geri plana itmek ve tüm odağı sahadaki başarıya yöneltmek olmalıdır. Bu nedenle söz konusu açıklamanın zamanlaması ve yöntemi haklı eleştirilere açık görünmekte.























