Perşembe, Temmuz 23, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Günün Yazarı

“İran ve Hizbullah, Pirus zaferlerinin sonuçlarıyla yüzleşiyor”

Ortadoğu uzmanı Bülent Şahin Erdeğer, Karar gazetesindeki analizinde, İran ve Hizbullah’ın yakın vadede kendisine kazanım gibi gelen yayılmacılığının aslında Pirus zaferi olduğunu ifade ederek, “Pirus zaferi, kazanan üzerinde o kadar yıkıcı bir etki yaratır ki bu durum neredeyse bir yenilgiyle eşdeğerdir.” dedi.

04/10/2024 10:10
Okuma süresi: 6 dk. okuma
A A
“İran ve Hizbullah, Pirus zaferlerinin sonuçlarıyla yüzleşiyor”
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp

(The Turkish Post) – Ortadoğu uzmanı Bülent Şahin Erdeğer, Ortadoğu’daki gelişmeleri Karar gazetesinin görüş sayfasında değerlendirdi.“İran ve Hizbullah, Pirus zaferlerinin sonuçlarıyla yüzleşiyor”

Erdeğer’in yazısının bir bölümü şöyle:

“7 Ekim saldırılarının yarattığı şokun ardından Gazze halkının tümünden toptan intikam almak için harekete geçen İsrail yönetimi, 7 Ekim’i fırsata çevirmek için şiddetin dozunu her geçen gün arttırdı.

7 Ekim öncesi hazırlanan ancak gerekçe bekleyen Gazze planına göre 2005’te Oslo Barışı’nın sonucu olarak Gazze’yi terk eden paramiliter Siyonist yerleşimcilerin geri dönüşü, Gazze’nin üç ya da dörde bölünmesi, Hamas’ın ve tabanının Gazze’den Mısır’a sürülmesi hedefler arasındaydı. Ancak 7 Ekim’in birinci yıldönümüne geldiğimizde bu hedeflerden bazılarına ulaşıldığını (toprak kazanımı/işgal ve bölme), bazılarına yaklaşıldığını (yerleşimcilerin dönüşü) ancak Mısır’a sürgün ve Hamas’ın tasfiyesi hedeflerine ulaşamadığına şahit oluyoruz.

SINIR ÖTESİ SALDIRI VE SUİKASTLAR

Netanyahu iktidarının saldırılarını soykırım düzeyine vardırmasının kendisine olumsuz etkisi ise uluslararası planda zaten sorunlu olan itibarını çok daha kötü bir duruma düşürmesi oldu. Bir kere suça bulaşanın gittikçe batması ve suç üstüne suç işleyerek durmaması durumu da denebilir buna. İsrail’in devlet terörüne gittikçe daha da saplanması sebebiyle savaşı Lübnan’a yayması ile yeni bir aşamaya geçilmiş oldu. Beyrut’ta Hizbullah’ın ikinci ismi Şükri’nin ve Tahran’da Hamas lideri Haniye’nin nokta atışı bir operasyonla öldürülmesi ile ilk sinyalini veren bu yeni aşamada İsrail dikkatleri Gazze’den uzaklaştırıp sınır ötesi saldırı ve suikastları yoğunlaştırdı. Öyle ki Hizbullah kendi tarihinde gördüğü en ağır darbeyi aldı.

İsrail ve Hizbullah arasındaki son savaş 2006’da yaşanmıştı. O dönemin bağlamına baktığımızda Beşşar Esed’in 2005’te bazı reformlara imza attığı, Türkiye ile yakınlaşma sürecinde olduğunu hatırlamakta fayda var. Bu olumlu havanın Lübnan’a da yansımaları pozitif olmuş, İsrail’in saldırıları karşısında Hizbullah hem Lübnan’da hem de bölgede çok geniş bir kamuoyu desteği almıştı.“İran ve Hizbullah, Pirus zaferlerinin sonuçlarıyla yüzleşiyor”

İRAN’IN YAYILMACILIĞI

İran rejiminin ABD’nin Irak’ı işgali sonrası 2006-2007 yıllarında Washington’la partner hale gelmesi sadece Irak özelinde değil tüm bölgede İran’a yönelik güven sorununu derinleştirmeye başlamıştı. İran yönetiminin Kâsım Süleymani aracılığıyla Irak’ta Şii mezhepçiliğini canlandırması sadece bu ülkeyle sınırla kalmayacaktı. Tahran rejiminin Irak’ta sürdürdüğü mezhepçi politikanın ürettiği gerilim 2011’e gelindiğinde Arap Baharı süreci ile yeni bir boyut kazandı. Önce süreci “İslami Uyanış” olarak tanımlayan İran rejimi İhvan’ın yükselişini kendine rakip ve tehdit olarak görecek, süreç Suriye’ye uzanınca da tümüyle karşı devrimci bir tutum takınacaktı. Öyle ki Tahran, Esed rejiminin muhalifleri ezmesi için önce Şam’a akıl hocalığı yapmış sonra da bizzat direksiyonun başına geçip ülkede yaşanan sivil katliamlarını, savaş suçlarını bizzat yönetmiştir.

İRAN MEZHEPÇİLİĞİ, TARİHSEL DÜŞMANLIĞI TETİKLEDİ

Irak’ta başlayıp Suriye’de doruğa ulaşan mezhepçiliğin Sünni toplumlarda zaten tarihsel olarak var olan düşmanlığı tetiklemesi İran’ın aleyhine işleyen süreci de başlattı. Irak ve Suriye’deki kırılma Yemen’de devam etti. İran kendi vekili Husi Ensarullah örgütüne talimat vererek devrik diktatör Ali Abdullah Salih’le işbirliği yaptırttı. Bu işbirliğinden kazandığı güç ile İrancı Husiler yeni İhvan Hükümeti’ne darbe yaptılar. Bu durum sonrası ülkenin güneyine çekilen yeni hükümet güçleri ile Husiler arasında iç savaş patlak verdi. İran’ın Lübnan’da da Hizbullah üzerinden iç politikada askeri vesayet kurması, 2020’lere geldiğimizde bölgede en nefret edilen figüre dönüşmesine neden oldu. Elbette bunun bir bedeli vardı ve o bedel de kendi başı zora düştüğünde beklediği moral desteği ve maddi dayanışmayı bulamayacak olmasıydı. İran rejiminin yakın vadede kendisine kazanım gibi gelen yayılmacılık aslında tam bir Pirus zaferiydi.

TAHRAN, 4 BAŞKENTİ YÖNETMEKLE ÖVÜNÜYORDU

Pirus zaferi, kazanan üzerinde o kadar yıkıcı bir etki yaratır ki bu durum neredeyse bir yenilgiyle eşdeğerdir. Böyle bir zafer, gerçek anlamda bir başarı duygusunu yok eder veya uzun vadeli ilerlemeye zarar verir. İran’ın 7 Ekim’e kadarki durumu aynen böyleydi. Tahran rejimi dört Arap başkenti Bağdat, Şam, Beyrut ve Sana’yı yönetmekle övünüyor, Irak ve Suriye’de demografiyi değiştiriyor, Lübnan siyasetini yönlendiriyordu. Ancak tüm bu tablo kendisine karşı bölgede toplumsal öfkenin birikmesine yol açtı. İçten içe 1979’dan beri İslam dünyasına anlattığı Müslümanların birliği (Vahdet), mezheplerin yakınlaştırılması (Takrib) ve Devrim ihracı söylemlerinin boşa çıktığı bu süreç yakın vadede başarı gibi dursa da İran rejiminin hem iç kamuoyunda hem bölge kamuoyunda yalnızlaşmasına yol açtı.“İran ve Hizbullah, Pirus zaferlerinin sonuçlarıyla yüzleşiyor”

HİZBULLAH’IN ZAAFI, TAHRAN’A BAĞIMLILIĞI

Hizbullah özelinde durum daha da vahim. 2006’da sahip olduğu geniş desteği ve “işgale karşı direniş”ten aldığı meşruiyetini aşamalı olarak kaybeden örgütün en büyük zaafı Tahran’a olan bağımlılığıydı. Lübnan’da paralel devlet olma iddiasıyla hegemonyasını artıran Hizbullah Lübnanlılık değil İran yayılmacılığının ileri karakolu olarak işlev gördü. Bunun sonucu olarak da Suriye’de başlayan halk hareketine Esed’den fazla Esedçi bir tavırla saldırdı. Güçlerinin büyük kesimini Suriye içerisinde işgalci olarak konumlandırması, Esed rejimi ile aynılaşması Hizbullah’ın ve lideri Nasrallah’ın meşruiyet kaybı demekti. Bugün Suriye sokaklarında kitlelerin Nasrallah’ın öldürülmesini tatlılar ve havai fişeklerle karşılamasının arkasında bu kirlenmişlik yatıyor. Hizbullah aynı zamanda Lübnan içerisinde de güç zehirlenmesine uğramasaydı ülkenin iç kamuoyunda saldırılar karşısında bu denli yalnız kalmazdı.“İran ve Hizbullah, Pirus zaferlerinin sonuçlarıyla yüzleşiyor”

SADDAM KÜRTLERİ VE ŞİİLERİ KATLETMESEYDİ YALNIZ KALMAZDI

Saddam Hüseyin Halepçe’de Kürtleri ve ülkesinin güneyinde Şiileri katletmeseydi, tüm Irak’ta bir korku imparatorluğu kurmasaydı, ABD işgali karşısında yapayalnız kalmayacaktı. Benzeri bir durum İran rejimi ve uzantıları için bugün Suriye, Yemen ve Irak’ta geçerli. İran rejiminin İhvan’ı kendisine rakip görerek Mısır’da desteklememesi, Yemen’de ise bizzat İhvan’a darbe yaptırması, Suriye’de Şam rejimini muhaliflerle masaya oturtup kendini yenilemesi için öncü olmaması, aksine muhalifleri devlet terörü yoluyla bastırması için teşvik etmesi ölümcül hatalardı.

Tüm bu kirlenmişlik bölgede özellikle ABD yanlısı söylemin güçlenmesi ile sonuçlandı. İşte Netanyahu tam da Direniş Cephesi’nin bu illüzyona kendini kaptırdığı bir dönemi kendi açısından fırsata çevirmeye çalışıyor.

ABD’nin Ortadoğu’daki üç bloku dengeleme siyasetinin askıya alındığı seçim sürecinde İsrail’i durdurabilecek bir siyasi irade yok.

Bunun yanında İsrail’i savunmak söz konusu olduğunda yekvücut ve sistematik bir koordinasyonla hareket eden Batı cephesine karşılık sadece kendi çıkarını düşünen ve Ortadoğu’daki müttefiklerini böylesi bir savunma iradesi göstermeyen Rusya ve Çin’i de unutmamak gerek. Bu tabloda istihbarat, teknoloji ve bilimsel üstünlüğün Batı’da olduğuna da şahit oluyoruz.

BAĞIMLILIK İLİŞKİSİNİN SONUÇLARI

Tüm bu gerçeklik bizi Lübnan’da Hizbullah’ın tasfiyesini amaçlayan ve tüm beyin kadrosunu kaybetmesiyle sonuçlanan, örgüte tarihi ağır bir darbe indiren saldırılara ulaştırdı. Tele mesaj cihazları ve telsizlerin patlatılması ile başlayan, tüm Lübnan’ın bombalanmasıyla süren ve Hasan Nasrallah’ın öldürmesiyle şok etkisi yaratan İsrail operasyonları kara harekatı ile sürüyor. Saldırıların sadece Nasrallah’ın değil tüm Hizbullah’ın yok edilmesini amaçlayan geniş kapsamlı hedefi, Ortadoğu’daki dengelerin yeniden dizayn edilmesi ile. Suriye’de katledilen 1 milyon sivil, Irak’ta ABD işgali sonrası ve IŞİD terörü sebebiyle can veren bir o kadar insan ve İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırım… Failler değişse de mağdurlar hep masum siviller.”

Kaynak: Karar
Etiketler: esed rejimiharitaHİZBULLAHiraniran yayılmacılığıİsraillübnanmezhepçiliğiPirus zafersaddamşiişii hilalislider-mansetsonuçsuriye
PaylaşTweetPaylaşGönderTara
piyerloti

piyerloti

Önerilen Haberler

Sonel olay öncesi “İnşallah Tunceli’de insanlık dışı olaylar yaşanmaz” demiş
Gündem

Eski Vali Sonel’in telefonu açıldı, 2 kişi gözaltına alındı

Amedsporlular’dan Fatih Tekke’nin oğlu hakkında suç duyurusu
Spor

Amedsporlular’dan Fatih Tekke’nin oğlu hakkında suç duyurusu

İsmail Yüksek’in evliliği geçersiz mi?
Magazin

İsmail Yüksek’in evliliği geçersiz mi?

Acun Ilıcalı’nın eşi tribünde kavga çıkardı
Magazin

Acun Ilıcalı’nın eşi tribünde kavga çıkardı

Popüler Haberler

Didem Arslan Show TV’den kovuldu 

Didem Arslan Show TV’den kovuldu 

Didem Arslan’ın kovulmasının ardından gözler Müge Anlı ve Esra Erol’da

Didem Arslan’ın kovulmasının ardından gözler Müge Anlı ve Esra Erol’da

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Kovulan Didem Arslan Yılmaz Sessizliğini Koruyor

Kovulan Didem Arslan Yılmaz Sessizliğini Koruyor

İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Yamal Müslüman mı?

İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Yamal Müslüman mı?

Müge Anlı ekranlara dönebilecek mi?

Müge Anlı ekranlara dönebilecek mi?

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Sonel olay öncesi “İnşallah Tunceli’de insanlık dışı olaylar yaşanmaz” demiş

Eski Vali Sonel’in telefonu açıldı, 2 kişi gözaltına alındı

Amedsporlular’dan Fatih Tekke’nin oğlu hakkında suç duyurusu

Amedsporlular’dan Fatih Tekke’nin oğlu hakkında suç duyurusu

İsmail Yüksek’in evliliği geçersiz mi?

İsmail Yüksek’in evliliği geçersiz mi?

Acun Ilıcalı’nın eşi tribünde kavga çıkardı

Acun Ilıcalı’nın eşi tribünde kavga çıkardı

Bahçeli’den Dervişoğlu’nun “Siz varken PKK’ya gerek yok” sözlerine sert yanıt

Bahçeli’den yeni partiye Hazine yardımı açıklaması: Vekil sayısına göre yapılmalı 

Merkez Bankası rezervleri 3,6 milyar dolar azaldı

Faiz kararı açıklandı: TCMB’den sürpriz çıkmadı

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Taşacak Bu Deniz’den hayranlarını üzen haber

Taşacak Bu Deniz’den hayranlarını üzen haber

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Amedsporlular’dan Fatih Tekke’nin oğlu hakkında suç duyurusu

Amedsporlular’dan Fatih Tekke’nin oğlu hakkında suç duyurusu

Müge Anlı ekranlara dönebilecek mi?

Müge Anlı ekranlara dönebilecek mi?

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Eski Vali Sonel’in telefonu açıldı, 2 kişi gözaltına alındı
  • Amedsporlular’dan Fatih Tekke’nin oğlu hakkında suç duyurusu
  • İsmail Yüksek’in evliliği geçersiz mi?
  • Acun Ilıcalı’nın eşi tribünde kavga çıkardı

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.