(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
CHP kazasız belasız ‘Salı krizini’ aşabildi mi? Bir uzlaşma umudu yok denecek kadar azdı. Özgür Özel ve ekibinin ne yapacağı merak konusuydu. Özel, Manisa programını revize etti ve son anda grup toplantısı yapmaya karar verdi. Bahçede toplantı seçeneğini rafa kaldırdı. Meydanı Kılıçdaroğlu’na bırakmadı. Çatışma riskini gören Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş Meclis’e ziyaretçi yasağı koydu. İki tarafın destekçisi partililer kapının önünde kaldı. Kısa sürekli gerilimler yaşandı. Karşılıklı sloganlar atıldı.
Meclis’e gidemeyeceğini gören Kılıçdaroğlu yönünü Genel Merkez’e çevirdi. Partilileri CHP’ye çağırdı. Gruba niyetlendi fakat basın toplantısı yapmak zorunda kaldı. Özel ise tedbirliydi. Ekibi sabahın erken saatlerinde grup salonunu doldurdu. Milletvekili çoğunluğu Özel’in yanındaydı. Bir çatışma çıkmadı, fiziki kavga yaşanmadı, kan dökülmedi fakat tablo meydan muharebesi gibiydi. Siyaset bugüne kadar parti içi kavgalara çok sahne oldu. Böylesini ilk kez gördü.
Meclis’te grup toplantısı yapamayan bir genel başkan görüntüsü Kılıçdaroğlu adına kaybedilmiş raunttu. Geçen hafta Özel’in grubu toplamasını engelleyemedi, bu hafta Meclis’e gelemedi. Milletvekili desteğini arttıramadı. 40-50’li rakamlardan söz ediliyordu. 20’yi bulamadı. Genel Merkez’de Kılıçdaroğlu’nu dinlemeye gelenlerin sayısı 17’de kaldı. Rakam çok düşük… Kılıçdaroğlu’nun güvendiği dağlara kar yağdı. Kendi yaptığı listede bu kadar az destek görmesi ibretlik…
Kılıçdaroğlu ve ekibi çok öfkeliydi. Hedeflerinde Özgür Özel vardı. ‘Hain Özgür’, ‘Rüşvetçi Özel’, ‘Fetöcü Özgür Özel’ sloganları atıldı. Artık tarafların mücadelesi parti içi iktidar mücadelesi olmaktan çıktı. Bir savaşa dönüştü… Siyasi anlamda bir ölüm kalım savaşı gibi bir şey… Salı günü yaşananlardan sonra bir uzlaşma zemini tümden kayboldu. Kılıçdaroğlu ‘kurultayı toplayacağını’ ilan etti fakat tarih vermedi. İki üç ay içinde kurultay dışında Özel’in uzlaşmaya yanaşması mümkün değil.
Kılıçdaroğlu’nun ise yarım kalan görülecek hesapları var. “Arınacağız” dediği bu… Konuşmasında pavyonlarda delege pazarlığı yapıldığını söyledi. Hala kaybettiği kurultayın travmasından kurtulabilmiş değil. Belli ki o hesapları tekrar açacak… Sadece Özel değil, İmamoğlu da hedefinde… Mesajı ağırlıklı olarak parti içine dönüktü. Gerçi Osmanlı çıkışı da yaptı. Bunun iktidara ‘selam olduğunu’ ileri sürenler oldu. Mümkün… Erdoğan’ın konuşmalarında da Osmanlı vurgusu sık gündeme gelir. Osmanlı ortak paydasında buluşma söz konusu…
Özel kürsüye ikinci raundu da kazanmış bir boksör edasıyla çıktı. Yaşananlardan hoşnut değildi. “Bunu bir başarı ve zafer olarak görmüyorum. Buradaki bu duruş vazgeçmemektir, teslim olmamaktır” dedi. Kılıçdaroğlu’nu ’toplama kalabalıklarla meşruiyet devşirmeye çalışmakla’ suçladı. Özel’in konuşması da ağırlıklı olarak parti içineydi. Siyasetin sıcak gündemine çok az değinebildi.
Kılıçdaroğlu son olayları görüşmek üzere MYK’yı topladı. Bazı isimlerin ihraçlarının gündeme gelebileceği medyaya yansıdı. Özgür Özel ismini zikredenler bile oldu. Toplantı bu satırların yazıldığı saatlerde sürüyordu. Ben Özel ve İmamoğlu’nu ihraç gibi dev bir adım atacağını sanmıyorum. Bu yeni parti isini kolaylaştırır. Özel ve İmamoğlu’na siyasi meşruiyet sağlar. Beklenen de bu zaten… CHP’de siyaset yapma imkanının tümden ortadan kalkması… MYK kararları yeni dönüm noktası olabilir.
Salı’nın galibi kimdi? Kılıçdaroğlu’nun bir kaç adım geriye düştüğü muhakkak. Böylesine sert bir direniş beklemiyordu herhalde… Psikolojik ve moral üstünlüğü Özgür Özel’de… Şu ana kadar tek kaybettiği mevzu CHP Genel Merkezi… Onu da Meclis’le dengeledi. Kılıçdaroğlu’nu Genel Merkez’in içine hapsetmeyi başardı. Sol kamuoyu ve CHP tabanı Özel’den yana… Kılıçdaroğlu’nu ise iktidar ve medyası destekliyor. Bu avantaj mı dezavantajı mı? Görünen o ki iki taraf arasındaki mücadele sınırlılarını aşan parti içi meydan muharebesini andıran iktidar kavgası karşılıkla hamlelerle devam edecek.























