(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Başlıklar, manşetler ‘Sıra Yavaş’a mı geldi’ diye soruyordu. Hukuk sırayla mı? Yargı sırayla iş yapmaz elbette. Varsa bir suç kim olursa olsun, gözünün yaşına bakmaz gereğini yapar. Olması gereken bu. Fakat durum hiç de böyle değil. Bazı operasyon veya yargı operasyonlarının sokaktaki insanın kafasında soru işaretleri doğurduğu bir gerçek. Bu kaçınılmaz… Hukuk ile siyaset iç içe girdi. Böyle durumlara yargının çok ince çalışması lazım. ‘Kıldan ince kılıçtan keskin’ denir ya… Tam öyle…
CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu yargılanıyor… İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayı olduğunu açıkladı. Başına gelmeyen kalmadı. 35 yıl sonra ‘usulsüz geçiş’ gerekçesiyle diploması iptal edildi. Ardından da gözaltına alındı ve tutuklandı. İddianamesi 1 yıl sonra yazıldı. Dosya kalabalık… 100’ün üzerinde ‘tutuklu sanık’ var. Nisan başında duruşmalar başladı. Ay sonuna kadar devam etmesi öngörülüyor. İmamoğlu birkaç kez söz aldı fakat henüz ‘savunmasını’ yapmadı.
Kamuoyu ve siyasi kulislerde ‘İmamoğlu’ndan sonra sıra Mansur Yavaş’a gelecek’ diye bir beklenti vardı. Bir süredir etrafında dolaşıldı. Konser ihalesinden soruşturma açıldı. Fakat istenen sonuç elde edilemedi. Yavaş’ın neden hedef olduğu herkesin malumu… İmamoğlu’ndan sonra en güçlü cumhurbaşkanı adayı kendisi… Hatta anketlerde İmamoğlu’nun da önünde… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en ciddi rakibi… ‘Milliyetçi sağdan’ geliyor… Sadece soldan değil sağ kesimden de oy alabilecek bir isim.
Bakanlığın ‘soruşturma izni’ siyasi kulisleri heyecanlandırdı. Gelmiş miydi gelmekte olan… Düğmeye basılmış mıydı? Başta partisi CHP olmak üzere muhalefet ayağa kalktı. Bu kez Yavaş paniklemedi. Sakin karşıladı. Tepki ve itirazları ölçülüydü. ‘Bir şey çıkmayacağını’ düşündüğünden mi yoksa ‘operasyonlara alışmış’ olmasından mı? Siyasi kariyeri ve geleceği söz konusu… Alışmış olmak diye bir şey söz konusu olamaz. İddianın zayıflığının sakin kalmasında etken olduğunu düşünmek daha mantıklı. Suçlama ve itham gerçekten çok zayıf…
Bakanlığın soruşturma iznine yansıyan iddia şu; “İlgili emir ve talimat verdiğine dair bir bilgi ve bulguya rastlanmamış olmakla birlikte minibüslerin Karabük’ü gitmesinin ‘Belediye Başkanı’nın bilgisi dışında gerçekleşmiş olmasının beklenemeyeceği’ varsayımıyla Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni verilmiş bulunuyor…” Bilgi, bulgu yok ama ‘varsayım’ var. ‘Varsayıma’ göre dosya açılabilir mi? Kamuoyunun yakından takip edeceğinin bilindiği bir davada ‘varsayıma’ göre hareket etmek yargının elini zayıflatmaz mı?
Gerçek olsa ne olur? Ankara Belediyesi’ne ait bazı araçlar Karabük’te CHP mitingine katılmış… Doğru değil elbette. Siyasi etiğe sığmaz. Fakat kamuya ait araçların siyasi etkinliklerde kullanıldığına ilk kez mi tanık olunuyor? Keşke her olayda ‘kılı kırk’ yaracak türden yaklaşım sergilense ‘ince elenip sıkı dokunabilse…!’ Kim istemez bunu? Batıda makam arabasıyla özel işini gördüğü için koltuğunu kaybeden siyasetçiler var. Son dönemde Avustralya’da devletin kendisine tahsis ettiği araçla yemeğe gittiği için Ulaştırma Bakanı Joe Haylen istifa etti.
Keşke biz de ‘Ankara Belediyesi’nin CHP Karabük mitinginde ne işi var?’ diye sorabilsek…? Böyle bir soru karşısında yadırganmasak? Ve bu soruyu bütün partiler için tekrarlayabilsek? Mümkün mü bu? Maalesef çok zor. Daha oraya varmak için çok mesafe almak lazım. O günleri biz de görürüz umarım. Pek umutlu değilim ama… Yavaş hamlesi ‘temiz siyaset, temiz ülke’ adına yapılmış olsaydı, kimse itiraz etmezdi, edemezdi.
Mansur Yavaş’ın soruşturma iznine ilişkin tepkisi ölçülü; “Görüyorsunuz Mansur Yavaş’ın bir ilgisi bulunmamış diyor ama ‘olsun varsın diyorlar bir deneyelim’! Danıştay’a başvuruyoruz, perşembe günü basın toplantısı yapacağız. Başka türlü örnekleriyle beraber İçişleri Bakanı kimlere ne demiş ne dememiş belgeleriyle anlatacağım…” Yavaş’ın bu kez eli güçlü… Çünkü bütün iddia bilgi, belge ve gerçeğe değil resmi yazıya yansıyan bir ‘varsayıma’ dayanıyor.
Buradan yürünür mü? ‘Olur mu öyle şey’ diyemiyorum çünkü kim derdi İmamoğlu’nun diploması aradan geçen 35 yıldan sonra iptal edilecek? Akla gelmesi bile ziyandı. Ama ‘gerçek’ oldu. ‘Varsayımın’ da nerelere kadar uzanacağını tahmin etmek o yüzden zor. ‘Ummadık taşın baş yardığı’ topraklar burası. Yavaş da bakarsınız ‘varsayım’ falan derken bir anda kendisini cumhurbaşkanlığı yarışının dışında buluverir. Yavaş ‘varsay ki aday değil’ tabii o zaman işler değişir. Ondan beklenen herhalde kararını gözden geçirmesi… Kendisine gönderilen bu mesajların başka anlamı olamaz.




















