(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Selahattin Demirtaş içeride unutuldu. Kürt siyasetinin en önemli aktörlerinden biri. Belki de başında gelen bir isim. Bölgede İmralı’dan daha etkili olabilir mi? ‘Evet’ cevabı verenlerin sayısı hiç de az değil. Bölgenin sınırlarını da aştı. Batıdan oy aldı. Partisini yüzde 13’lere çıkardı. Sordum yapay zekaya 10 yıl olmuş… Ne kadar uzun bir süre… Ki hapiste ‘gün uzar yüzyıl olur’. Uruguay’ın Saraysız Başkanı Mujica hapishanede geçen yıllarını anlatırken “12 yıl süren gece” demişti.
Demirtaş boş durmadı içeride, kitaplar yazdı. Hikaye kitapları… Belgesel gibi gerçek öyküler… Bülent Arınç “Okudum çok etkilendim” demişti. Ve ziyaretine de gitti. Fakat sonrasındaki açıklamalar Demirtaş’ı üzdü. Siyasilerle görüşmeme kararı aldı. İstisnalar olabilir tabii. Nitekim DEM yöneticileri de siyasi kimliği olan insanlar… Onlarla belli aralıkla bir araya geldi ve görüştüğü biliniyor. Arınç onun adına konuşmuştu. Tepkisi onaydı. Yoksa ‘gittim, gördüm, dinledim’ deseydi, izlenimlerini aktarsaydı sorun olmazdı.
Demirtaş’ın DEM yöneticisiyle çektirdiği son fotoğrafını gördüm, saçlarına ak düşmeye başlamış. Yıllara direnmek kolay mı? Hele içeride… Dört duvar arasında… Yitip giden 10 yıl… Aile, eş, çocuklar, anne, baba…Herkesi perişan eder. İktidarın ortağı MHP lideri Bahçeli “Selahattin Demirtaş tahliye edilmeli, ülke rahatlamalıdır” demişti. Aylar değil, yıllar oldu. Herhangi bir gelişme yok. Tekrar soruldu Bahçeli’ye; “Sözümün arkasındayım… Bizim sözümüz sözdür” dedi. Ama o söz boşlukta kaldı. İktidara yakın medya kaç kez tarih verdi… ‘Çıktı, çıkıyor…’ diye… Eşi Edirne’ye gitti binbir umutla dört gün bekledi. Ama o demir kapı bir türlü açılmadı. Sonra gerisin geriye döndü.
Yine benzer iddialar söz konusu… ‘Sonbaharda tahliye olacak’ deniyor. Neden sonbahar…? Tahliye olması için hiçbir hukuki gerekçe yok. AİHM’inin kararları var. Genel Kurul ‘hemen tahliye’ dedi. İktidar oralı olmadı. Demirtaş’ın tahliye olabilmesi için ‘yasal düzenlemeye’ falan gerek yok. İçeride tutulmasında İmralı da faktörlerden biri mi? “Biraz daha yatacak” dediği medyaya yansımıştı. Mümkün…? Sonuçta ‘iktidarın iradesi’ söz konusu… O irade ‘yeşil ışık’ yaktığı an Demirtaş özgürlüğe kavuşur…!
Kemal Kılıçdaroğlu, Demirtaş’ın tutuklanmasıyla sonuçlanan ‘dokunulmazlıkların kaldırılması’ yönündeki kararının arkasında durdu. “Pişman değilim” dedi. Keşke sonuçlarıyla birlikte değerlendirse ve nelere mal olduğunu kritik edebilseydi. Bir politik manevraydı. Ama sonuçları da ortada… Siyasette niyet ile sonuç farklı olabilir. Dokunulmazlıklar konusunda olduğu gibi… Niyet başkaydı, sonuç başka oldu. Demirtaş’ın mahpusluğunda Kılıçdaroğlu’nun rolü inkar edilemez. Bunun siyasi olarak hesabını da vermek zorunda…
Son dönem açıklamalarına bakıyorum, ‘dağılmış, ne yaptığını bilmeyen, kendisiyle çelişen’ bir profil görüyorum. Yargının açtığı yoldan partiye tekrar dönmeye karar vermesi aklı başında bir insanın yapacağı şey değil. Bir filin züccaciye dükkanına girmesi gibi… Kırdı, döktü ortalığı… En büyük zararı da kendisine verdi. Siyasi itibarını beş paralık etti. 80’ine merdiven dayamış bir insanın ne tür siyasi ikbali olabilir ki…
MYK üyesi Necdet Saray Kılıçdaroğlu’nun Demirtaş’ı ziyaret etmek istediğini söyledi. “Pişman değilim” mesajının açtığı yarayı sarmaktı hedef. Çünkü çok büyük tepkiyle karşılaştı. Demirtaş’tan olumsuz cevap geldi. ‘Görüşmeyi kabul etmeyeceği…’ bildirildi. DEM yöneticileri ‘Hangi yüzle gidecek?’ diye sordu. Meşru bir soru bu… Görüşme isteği de siyasi bir hamleden ibaretti. Elinde patladı. Demirtaş’ın mahpusluğunun gölgesini de üzerine düşürdü. Yazık etti… Muhalefetin umuduydu bir ara… Şimdi felaketi oldu. ‘Bir siyasi kariyer nasıl heba edilir?’ sorusunun yaşayan örneği Kemal Kılıçdaroğlu… Siyasi anlamda söylüyorum ‘bir intihar komandosu gibi CHP’ye daldı ve patlattı kendini…’
Selahattin Demirtaş’ın yeri hapishane değil… 10 yıl yetmedi mi? AİHM kararları ne zaman uygulanacak? İleriye dönük tarihler vermek bir adamın ve ailesinin ‘umuduyla oynamak’ değil mi? Bu da bir işkence…






















