(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Çerçeve yasaya son şekil verildi. Fakat içeriği sır gibi saklandı. Nereye kadar? Neden bu kadar gizli saklı tutuldu. Günün sonunda kamuoyuna duyurulmayacak mıydı? Milletvekillerinin neyi imzaladığını bilmesi sağlıklı olmaz mıydı? AK Parti basına kapalı grup toplantısı düzenledi. Milletvekilleri orada bilgilendirildi. Okuyup anlayıp da imzalamaları gerekmez miydi? AK Parti’nin sürecin kamuoyunda konuşulmasından, tartışılmasından pek hoşnut olmadığı sır değil.
Benzer tablo İmralı’ya giden Meclis heyeti sırasında da yaşanmıştı. AK Parti’yi temsilen heyette bulunan Hüseyin Yayman Ada’da bulunduğu saatlerde gazetecilere hastanede olduğunu söylemişti. Meclis’in Öcalan’la muhatap olmasının siyasi bir boyutu olduğu muhakkak. Eğer MHP ısrarcı olmasıydı AK Parti’nin kabullenmesi zordu. Bahçeli dayanamadı sonunda “İmralı’ya ben giderim” dedi. Ardından Meclis’ten bir heyetin gitmesine karar verildi. Sürecin toplumla birlikte yürümesi gerekmez mi?
Acaba AK Parti halkı ikna etmekte zorlanacağını mı düşünüyor? İYİ Parti dışında neredeyse muhalefet eden parti yok. Meclis’te grubu veya temsilcisi bulunmayan Zafer Partisi gibi keskin partiler var. Ümit Özdağ’ın partisi Mayıs seçimlerinde büyük sıçrama yaptı. Özellikle gençler arasında giderek etkisini arttırmakta olduğuna ilişkin değerlendirmeler okudum. Çözüm sürecinin siyasi yapıda karşı blok oluşturma potansiyeli mevcut. AK Parti’nin endişesi bu olmalı…
Ama ‘barışın, çözümün’ de siyasi getirisi var. DEM’in iktidar blokuna eklenmesinin hem Meclis’te hem de seçimlerde AK Parti’ye ‘güç transferi’ olarak yansıyacağı ortada… Erken seçim kararı veya yeni anayasa için DEM’in oyu anahtar rolde. Çerçeve yasanın Meclis’ten geçmesinden sonra DEM yönetiminde köklü değişikliğin yaşanması kaçınılmaz. Yasadan yararlanan PKK kadroları siyasette boy gösterecek. Bir kısmını DEM yöneticisi olarak göreceğiz. Sürpriz değil bu, beklenen gelişme…
Toplumun ‘Terörsüz Türkiye’den yana olduğuna kuşku yok. Fakat bunun içinin doldurulması lazım. Slogan veya başlık yeterli değil. ‘Nasıl?’ sorusuna ikna edici cevaplan verilmesi gerekir. Karşılığında Öcalan’a ne verileceğinin açık açık söylenmesi lazım. Süreç tek taraflı değil. Kabul etmek lazım ki Öcalan sürecin muhatabı… Çerçeve yasa onunla müzakere edildi. DEM sadece bir yan unsur… İmralı veya Öcalan ana unsur…
Yasanın içeriği daha fazla saklanamaz. Cuma günü ‘komisyonda’ görüşülmesi bekleniyor. Ardından da jet hızıyla Genel Kurul’a gelecek. Üç dört gün içinde yasalaşma süreci bitecek. Geriye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzası ve Resmi Gazete’de yayınlanması kalacak. Resmi prosedür yani… Yasadan kaç PKK mensubu yararlanacak? Ülkeye dönüşleri nasıl olacak? İkinci Habur riski söz konusu mu? İktidarın çok daha temkinli ve dikkatli olacağı kesin… PKK’nın silahlarını teslimi nasıl gerçekleşecek? Ve tabii siyasallaşma sürecinin takvimi nasıl olacak?
Siyasallaşmanın nihai hedef olduğu aşikar… PKK terör örgütü olmaktan çıkacak siyasi partiye dönüşecek. Belki DEM’in adı değişecek… Belki değil neredeyse kesin… Öcalan daha önce ‘demokratik cumhuriyet’ vurgusu yapmıştı. Muhtemelen bu iki kavram yeni partinin ismini taşınacak. Öcalan bu partinin nesi olacak? Fiziken önderi olması çok zor. Buna ne siyaset hazır, ne de toplum… ‘Fahri Önderi’ olmasının önünde engel yok. Uzaktan yöneticisi olabilir. Şu an da öyle değil mi? Bunun daha belirgin ve görünür hale geleceğini tahmin etmek zor değil.
Evet, çerçeve yasa tamam… DEM yöneticisinin tabiriyle PKK mensupları bavullarını topladı. Peki Selahattin Demirtaş da bavulunu toplayabildi mi? Demirtaş da yararlanacak mı? Yoksa dışarıda mı tutulacak? Biraz daha yatması mı istenecek? Sürecin en kırılgan yanlarından biri bu… Demirtaş’ın Kürt sokağında Öcalan’dan daha fazla karşılığı olduğu açık. Demirtaş’sız bir süreç sağlıklı yürüyebilir mi? Gerçek teröristler yasadan yararlanırken, Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi siyasi suçluların dışarıda tutulması adalete sığar mı? Buna KHK’yı da eklemek lazım…
Medyaya yasayı imzalayan Bahçeli’nin sözleri yansıdı; “Selahattin Demirtaş’la avukatları aracılığıyla görüştüm. Halini hatırını sorarım. O da bana selamlarını iletir. İyi bir hukukumuz var. Ayrıca kendisinin herhangi bir talebi veya isteği olup olmadığını da sorarım. Demirtaş’la Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde birlikte çalıştık. Ben yine aynı şeyi söylüyorum. Selahattin Demirtaş evine, Ahmetler görevine, Öcalan umut hakkına kavuşmalıdır. Türkiye huzur bulmalıdır…”
Bahçeli sözünün arkasında… Fakat sözünün gereği yapılmadı. AK Parti ağırdan aldı. ‘Çıktı çıkıyor…’ dendi, eşi hapishanenin önünde 4 gün bekledi. Fakat o kapı açılmadı. Şimdi açılacak mı? O kapıdan ilk çıkması gereken isimlerin başında Demirtaş yok mu?























