(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Özgür Özel grup toplantısını yaptı. Kemal Kılıçdaroğlu Genel Merkez’den izledi. O siyasi tarihte eşi benzeri görülmemiş tuhaf görüntü devam etti; Meclis’e gelemeyen bir Genel Başkan… Grup toplantısı yapamayan bir parti lideri… Acaba polis devreye girse nasıl olur? Özel için toplanmış salonu biraz da zor kullanarak boşaltırlar mı? Olmaz olmaz demeyin… Burası Türkiye… Yarın buna benzer manzaralarla karşılaşırsanız şaşırmayın…
Kılıçdaroğlu ve ekibinin yapmayacağı şey yok. Bir çok ilde kapılar kırılarak binalara girildi. Ne ili… Genel Merkez polis zoruyla boşaltıldı. Kılıçdaroğlu’na hazır hale getirildi. Meclis grup salonu Kılıçdaroğlu’na göre neden düzenlenmesin? Karşılarında milletvekilleri var. Polisin zor kullanması aynı zamanda Meclis’in de itibarına darbe. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş bu kadarına izin vermez.
Özgür Özel cuma namazını Denizli’de kıldı. Yeni Camii’de… Akit’in kulakları çınlasın: CHP’nin başı secdeye geldi. Olağanüstü ilgiyle karşılaştı. Sloganlar atıldı, ‘Özgür Başkan’ diye… Caminin hemen yanında. Camiye siyaset bulaşmış oluyor mu? Onu da Önder Sav düşünsün… Özel bankın üzerine çıktı. Ve halka seslendi. Yeni Cami’nin önü miting alanına döndü. Artık şu bankların adı değişse… Üzerinde bankaların değil, belediyelerin adları yazılı. Türk Dil Kurumu buna bir isim bulmalı… Ama öyle ‘oturgaç’ gibi saçma sapan bir kelime olmaz.
Siyasette ‘tankın üzerine’ çıkmak askeri otoriteye karşı gelmenin sembolüdür. Ve Rusya’da Yeltsin’le ete kemiğe bürünmüştür. Bir ara DYP’den bir siyasetçi ‘tankın üzerine çıkmaktan’ söz etmişti. Genelkurmay’dan arandı, önce fırça sonra meydan okuma, ‘hadi gel çık’ dendi. O milletvekiline çark etmekten başka seçenek kalmadı. Reste rest karşılığını veresiyseydi tarihe geçerdi. Millet Yeltsin’i hatırlarken Aydın’ı temsil eden o vekili de unutmazdı. Rahmetli Adnan Menderes’e tarihi bir dokunuş olurdu. Ama nerde…?
Özgür Özel gözünü o kadar kararttı ki… Tank olsa üzerine çıkacak. Yağmurlu bir günde TOMA’nın üzerine çıkmaktan çekinmedi. Sol yumruğunu kaldırdı ve o tarihi görüntüyü verdi. Bugünlerin tarihi yazılırken o fotoğraf karesi ihmal edilmeyecek. Tank askeri, TOMA polisi temsil eder. Sonuçta her ikisi de silahlı kuvvet… Geçmişte siyasetin üzerinde askerin gölgesi vardı. Bugün ortadan kalktı. Polisin siyasetin üzerinde bir etkisi olduğu söylenebilir mi? Biraz zorlama olur. Özgür Özel tanka çıkamadı çünkü ama banka çıktı. O ahşap bank da halkın, garibanların, emeklinin sembolüdür. Orada hali vakti yerinde biri veya zengin oturmaz.
Şu ana kadar ‘bank’a böylesine bir ‘siyasi anlam’ yüklenmedi. Özel’le birlikte ‘bank’ farklı niteliğe ve anlama kavuştu. Özel bankı sevdi de… “Tekrar gideceğim oraya… O bankın üzerine çıkacağım… Bir muhalefet lideri olarak değil, seçimleri kazanmış biri olarak…” dedi. Denizli solun kalesi falan değil. Merkez sağ ağırlıklı bir şehir… Özgür Özel’e ilgi o açıdan çarpıcı… İktidara da bir mesaj… CHP eskisi halktan kopuk değil, toplumun içinde… Bankın üzerinde… O ‘bank’a seçmen oturuyor.
Özgür Özel sayesinde ‘bank’ siyasete girdi. Eğer iyi işlenir ve değerlendirilirse bir ‘simge veya sembole’ dönüşmesi bile mümkün. Doğrusu bana çok sempatik geldi. Toplumda parklarda, cami bahçelerinde, cadde kenarlarında bank’a oturmamış birine rastlamak mümkün mü? Bu kadar toplumsallaşmış bir aygıtın siyasete taşınması doğal. Koltuk bir gücü ifade eden bir ‘siyasi simge’ olur da, vatandasın koltuğu garibanın oturanı ‘bank’ niye sembol olmasın…?






















