(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Meclis açıldı, siyasette sonbahar mesaisi başladı. İlk grup toplantısını MHP yaptı. Oldukça uzun konuşan Bahçeli’nin özellikle bir ‘şifreli mesajı’ çok çarpıcıydı. “Denklem şudur…” dedi. Ve arkasından şu cümleyi söyledi; “Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP, Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk aklı…” Bu kısa cümle çok anlam yüklü ve de izaha muhtaç… Bahçeli zaman zaman ‘şifreyi konuşmaktan’ geri durmaz. Bu ilk değil. Gün boyu Bahçeli’nin ne demek istediği sorusuna cevap arandı. Erdoğan’a bir ‘örtülü mesaj’ mıydı?
‘Yürütmede Erdoğan’ derken neyi kastettiği açık… MHP’nin ‘cumhurbaşkanı adayı Erdoğan…’ Bunu defalarca dile getirdi. Daha önce seçimler zamanında diyordu. Buna da açıklık getirdi. Erken seçime işaret etti. Onun tabiriyle ‘seçimlerin yenilenmesi’ ile Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığının önünde engel olmadığına işaret etti. Tarih de verdi; 2028… Bu zaten normal seçim tarihi… Birkaç hafta öne çekilecek seçim ‘erken’ sayılır mı? ‘Yenilenme’ olur mu? AK Parti’de de egemen olan görüş benzer…
Enflasyonda kısmi düşüş olsa da toplumu rahatlatmadı. ‘Tek haneli enflasyon’ hedefi seçime kadar çok zor. Son rakamlar yüzde 30’un hemen altında… Ki bunda yaz aylarının bolluk ve bereketinin rolü inkar edilemez. Yüzde 29 küsurluk yıllık enflasyon vatandaşın sırtında büyük yük. Çarşı, pazar ve mutfak sıkıntısı tüm şiddetiyle sürmekte… Ekonomiyi toparlamadan gidilecek seçim AK Parti ve Erdoğan’ın felaketi olabilir.
2028’e ötelenmesinin en önemli nedeni bu… Oysa olağan ‘erken seçim’ tarihi 2027’inin sonbaharı olurdu. Nitekim AK Parti hesabını buna göre yaptı. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Ekonominin dümenine oturan Mehmet Şimşek’in vaadi gerçekleşmedi. Şimdi bir ‘fon krizi’ patladı. Ki hem ekonomiye hem de siyasete bakan boyutu iktidar açısından ‘can sıkıcı…’ Skandala AK Parti üst düzey yöneticilerinin adı karıştı. Hala da sarsıntısı sürmekte… Şu an gündemin ana maddesi…
Bahçeli’nin denkleminde en bilinmeyeni ‘yasamada MHP’ vurgusu… Ve hiç AK Parti’den söz etmemesi… Yasama dediği Meclis… MHP’nin şu an milletvekili sayısı 46… DEM’den daha az. MHP, Meclis’te nasıl söz sahibi olacak? Durumu 2023’ten daha mı iyi…? Anket veya kamuoyu yoklamaları bir sıçramaya işaret etmiyor. Toplumda, sokakta bir MHP rüzgarının estiğini de söylemek zor. Çözüm süreci ‘kazandıracak mı kaybettirecek mi?’ belli değil. MHP bugüne kadar DEM ve PKK’ya karşı konumlanarak var oldu.
MHP’nin paradigması tamamen değişti. Üslup, dil ve politika yenilendi. Bahçeli ‘çözüm sürecinin’ mimarı oldu. Öcalan’a ‘kurucu önder’ demekten geri durmadı. En son Meclis’in açılış resepsiyonunda DEM’den Pervin Buldan’a “Benden selam götürün” dedi. Bu kısa anekdotu tüm kameralar kaydetti. Bir söylenti veya iddia değil. Herkes gördü, herkes duydu. Bu selamlaşmanın MHP tabanında karşılığının ne olacağı belirsiz…
Parti liderlerinin seçim kazanmayı hedeflemesi doğal. Bahçeli bu konuda da ölçülü bir politik dile sahipti. ‘Yasamada MHP’ derken partisinin sandıktan birinci çıkacağını mı acaba söylemek istedi? Yeni dönemde Meclis Başkanlığı koltuğuna mı talip…? Yoksa ittifak ortağı Erdoğan’dan başka bir beklentisi mi var? ‘AK Parti’yi bırak, seçimlere bağımsız gir, MHP Meclis’te güçlü olsun…’ Hayır, böyle bir şey siyasette söz konusu olamaz. AK Parti’nin çok yıprandığını mı düşünüyor bu bir eleştiri mi?
İnsan ister istemez ‘Bahçeli’nin dilinin altında ne var?’ diye sormadan edemiyor. Bir bakla mı saklıyor? Erdoğan’a bir rest çıkışı mı? Denklem çok olmasa bile ‘bilinmeyen unsuru’ içinde barındırıyor. Önümüzdeki günlerde bu bilinmeyen faktörü bilinir hale getirir mi? Yoksa bir ‘siyasi şifre’ olarak merak konusu olmaya devam mı eder? Erdoğan’ın bu denklemden hoşnut olacağını söylemek zor. Adaylığına destek iyi fakat AK Parti’yi yok sayması ve yasamayı yani Meclis’i istemesi de nereden çıktı diye soracaktır o da… Belki de Bahçeli’nin tuhaflıklarından biridir. Öyle çok fazla anlam yüklemeye ve kafa yormaya gelmez. Kim bilir…?






















