(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Fon krizi çözüldü mü? Cumhurbaşkanı Erdoğan “Kontrol altına alındı” dedi. Fon komisyonu tolandı, 66 ayrı yatırım fonunda bulunan 45 binin üzerindeki kişiye yaklaşık 40 milyarlık tasfiye işleminin tamamlandığını duyurdu. Peki haksız kazanç sağlayanların tümü hakkında işlem yapıldı mı? Birçok ismin tutuklandığını biliyoruz. Aralarında siyasetçi yok. Fatma Betül Sayan eşiyle birlikte ifade verdi. Geldiği gibi de Adliye’den ayrıldı. Herhangi bir adli tedbir uygulanmadı.
Siyasetçilerin aralarında bulunduğu bir liste iddiası gündemdeydi. Erdoğan’ın masasında olduğu dile getirildi. Fakat listede yer alan isimler kamuoyuyla paylaşılmadı. Deva’dan Ali Babacan “Neden açıklanmadı?” diye sordu. ‘Fon krizi halloldu mu?’ derken söylemek istediğim zarar edenlerin mağduriyetlerini giderilmesi değil sadece, haksız kazanç sağlayanların hakkında gereği yapıldı mı? Gittiği yere kadar gidebildi mi? Bu soruya ‘evet’ cevabı vermek zor.
Krizin siyasete yansıması nasıl olacak? İktidar nasıl bir bedel ödeyecek? AK Parti iktidarının zan altında olduğu doğru… Fatma Betül Sayan adı AK Parti’yi krizin ortasına oturtmaya yetti. Onun yalnız olmadığının herkes farkında… Diğerleri kim? Ne zaman ortaya çıkacak? İsimleri afişe olacak mı? Yoksa sorun soğumaya mı bırakılacak? Ve zaman içinde unutulması mı sağlanacak? Sokaktaki insanın gözü Ankara’da… Erdoğan’ın neşter vurmasını bekliyor. Günler geçti, şu ana kadar yapılanlar eksik ve noksan…
Onun için ‘fon depreminin’ bittiğini söylemek zor. Her büyük depremin artçıları olur. Hasar tespiti yapabilmek için sarsıntıların sonlanmasını beklemek lazım. Hala olayın sıcaklığı üzerinde… AK Parti’den Metin Külünk sert uyarılarda bulundu. “Birilerinin birbirini koruyup kollamaya, süreci unutturmaya ve yatıştırmaya çalıştığı görüntüsünün sokakta karşılığı olmadığını bilin…” dedi. Benim de söylemek istediğim bu… Külünk’ün tespiti yerinde… Görüntü bu… Toplum şu ana kadar ikna edilebilmiş değil.
Metin Külünk’ün uyarısı ciddi; “Geciken her günün Erdoğan’ı devirmek isteyenlerin önüne yeni fırsatlar açtığını görün… Derhal Sayın Cumhurbaşkanımızı doğru bilgilendirin… Kuralsız ve hukuksuz biçimde milletin hakkı üzerinden servet edinenlerin kim olduğunu milletin bilme hakkı vardır. Buna saygı duyulmalı ve gereği yapılmalıdır…” Bu sözlerin muhatabı kim? Parti yönetimi mi? Yoksa doğrudan Erdoğan mı? Hepsi galiba…
AK Parti belki de bugüne kadar ki en ağır darbeyi aldı. Süreci sağlıklı yürütemedi. Vatandaşın ekonomik sıkıntısı had düzeydeydi. Enflasyon rakamları kısmi düşüklük gösterse de mutfağa olumlu yansımadı. Seçime kadar tek hanelik enflasyon hedefinin tutturulması imkansız gibi bir şey. Fon krizi ekonomi sıkıntılarının üzerine geldi. O yüzden etkisi çok fazla oldu. Sonuçlarının da ağır olacağı kesin… AK Parti’yi yıpratıcı etkisi sanılandan fazla olabilir. Nitekim bu gerçek anketlere de yansıdı.
AK Parti’ye yakınlığıyla bilinen Genar’ın sahibi İhsan Aktaş, Yeni Şafak’taki köşe yazısında AK Parti’nin ‘yüzde 3’ oy kaybı yaşadığını kaydetti. Düşük bir oy oranı değil. Aktaş’a göre AK Parti’nin oyları yüzde 33’e geriledi. Eğer muhalefet partileri dağınıklığı giderirse kaybın daha fazla olacağını tahmin etmek zor değil. AK Parti’li Şamil Tayyar bir kulisi sosyal medya hesabından paylaştı; “Oy kaybını yüzde 6 civarında gösteren çok özel bir anketin külliyeye sunulduğunu biliyorum…”
Yüzde 6 bir alarm aslında… Bu oranın Erdoğan’ın yeniden seçilmesini riske sokacağı aşikar. Tabii ‘seçimin iklimi’ farklı olur. Ters rüzgarları böylesi siyasi havalar besler… Eğer bugünden gerekli önlemler alınmazsa yarın çok geç olabilir. Rüzgar toplandıktan sonra olumsuz havayı dağıtmak kolay olmaz. Ben anket oranlarını o yüzden ciddiye aldım. Seçim sadece propaganda döneminde kazanılmaz. Son iki yıl seçimin kaderini belirlemekte etkili olur. O nedenle iktidarlar ‘seçim ekonomisi ve politikası’ uygular. Yüzde 3 veya 6 oy kaybı AK Parti ve Erdoğan için tehlike çanlarının çalmakta olduğunun göstergesi…
























