(The Turkish Post) – HALİM YILMAZ
Türkiye’nin her gün bir şehrinden, cinayet ya da yaralama olayları kamuoyuna yansıyor. Yapılan tetkiklerde de, suç işleyen kişilerin 18 yaş altı çocuklardan oluştuğu belirleniyor. Son olarak İzmir’in Balçova ilçesindeki Salih İşgören Polis Merkezi’ne yapılan ve iki polisin şehit olduğu saldırının failinin de 16 yaşındaki bir çocuk olması gözleri, suça sürüklenen gençlere çevirdi. Aslında son dönemde, Ankara, İzmir ve İstanbul gibi şehirlerde gençler, çetelerin hedefi konumunda.
Özellikle de gettolaşmaların yoğun olduğu bölgelerde, gençlerin çetelerin ağına düşmeleri de son derece kolay. Topluluk arasında kendini güçlü hissetme, bir yere aidiyet hissi, para kazanma, lüks yaşam ve farklı görünme duyguları da gençlerin, çeteleri tercih etmelerinde etkili oluyor. Aslında suç örgütleri için artık eleman bulma ve devşirme zor değil. Son dönemde ailesiyle sorun yaşayan ve topluluk arasında yaşamayı beceremeyen gençler, suç işleyip, yaptıkları eylemleri çetelere girmek için kullanıyor. Türkiye’de yerel kaynaklara göre; özellikle Daltonlar, Redkitler, Barış Boyun grubu ve Anucurlar suç grupları, bu yolla yüzlerce genci kadrosuna şimdiden katmış durumda.
Türkiye’de suç gruplarına her gün yenileri ekleniyor. Yukarıda isimlerini sıraladığım grupların dışında, Camgözler, Gündoğmuşlar ve Atız-Casper’lar bu yolla sokakları savaş alanına çeviren çeteler. Son dönemde bu çeteler, adam yaralama, kaçırma, soygun, gasp, cinayet ve uyuşturucu nakli gibi farklı alanlarda ciddi gelirler elde ediyor.
Güvenlik birimleri, çetelere her gün ardı ardına operasyon yapıyor. Ancak çökertilen çetenin yerine yenisi kuruluyor. Bunun sebebi de, çetelerin büyük şehirlerde çok sayıda sempatizana ulaşmış olması. Türkiye’de güvenlik kaynaklarına göre; bu gruplar, birçok açıdan geleneksel suç örgütlerinden farklı özellikler gösteriyor. Özellikle çete üyelerinin yaşlarının küçük olmasından dolayı, sosyal medya kullanımından mensuplarının yaş ortalamalarının düşüklüğüne kadar farklılıklar bulunuyor.
ÇETELER, ŞEHİRLERDE SOKAK SOKAK ÖRGÜTLENİYOR
Kaynakların aktardığına göre; bu tür gruplar başta İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana gibi şehirlerde semt, semt; sokak sokak örgütleniyor. Çetelerin önemli bir bölümünün İstanbul merkezli olduğu ve Nurtepe’den Hasköy’e kadar genelde kentin gelir düzeyi düşük mahallelerinde ortaya çıktıkları görülüyor. Kısacası çeteler gelir seviyesi düşük ve çok çocuklu ailelerin bulundukları alanları tercih ediyor. Ayrıca çeteler arasında, geçirgenlik ve taraf değiştirmek de çok yaygın. Bu gruplar, genellikle önce bilinen yer altı gruplarına taşeronluk ve tetikçilik yaparak büyüyor. Sonra da onlarla çatışabilecek şekilde ülke çapında bir büyüklüğe ulaşıyor.
Kaynaklar ayrıca yeni nesil çete üyelerinin, kimsenin adamı olmayı kabul etmediğinin altını çiziyor. Çıkarına ve reklamını yapabileceği grupları tercih ediyorlar özellikle. Kaynak, “Mafyada eskiden omerta kuralı vardı, konuşmazlardı. Şimdi bu yok. Şimdikiler kimseyi dinlemiyor. TikTok’a girin, birbirinin karısına, çocuğuna küfredebiliyorlar. Z kuşağı mafya tamamen raydan çıkmış durumda. Kuvvetle muhtemel de çoğunluğu uyuşturucu bağımlısı insanlardan oluşuyor.” Kaynaklar, suça sürüklenen gençlerin çoğunluğunun da uyuşturucu bağımlısı olduğuna dikkat çekiyor. Bunun da ülke ve toplum için ciddi riskleri barındırdığını aktarıyor.
GENÇLER, ÇETELERE “CV” BIRAKIYOR
Güvenilir kaynaklar, çetelerin eleman bulmakta hiçbir zorluk çekmediğine vurgu yapıyor. Elde etikleri bilgilere göre de, her gün onlarca gencin, yaptıkları gasp, hırsızlık, cinayet ve yaralama gibi suç bilgileri ile çetelerin radarına girdiğini belirtiyor. Özellikle büyükşehirlerde bunun onlarca örneği olduğunun altını çiziyor. Bunun sebebinin de çetelerin, aralarına sızmaları önlemek için, suç kaydı gençleri tercih ettiğini aktarıyor. Kaynaklar son olarak, ortaokul ve liselerde de bu gençler ve uzantıları aracılığıyla, yeni elemanlar devşirilmeye çalışıldığına söylüyor.





















