(The Turkish Post) – H. AGAH KALENDER
Turnuvanın sonuna gelindi. Pazar akşamı İspanya ile Arjantin ‘dünya kupası’ için kozlarını paylaşacak. Messi mi kazanacak yoksa Yamal mı? Ey okur! Gönlün hangi takımın kazanmasından yana? Altın kupa Messi’nin mi yoksa Yamal’ın mı eline daha çok yakışır? Messi yaşlı 40’ına merdiven dayadı. Bir futbolcu için çok ileri bir yaş… Ve sadece turnuvanın değil futbol hayatının finalini oynayacak. Yamal ise genç… Daha çiçeği burnunda… Yaşı 20 bile değil. Daha çok maçlar oynayacak finaller görecek…
40 gün önce ‘futbol ateşi’ demiştim, o ateş yandı. 48 takımlı turnuva ilginç maçlara sahne oldu. Bizim çocuklar için hayal kırıklığıydı. Oysa turnuvanın ‘sürpriz takımıydı’. Çeyrek finali göreceği umut ediliyordu. Futbolcular için ‘altın jenerasyon’ deniyordu. Haksız da değildi. Arda Güler, Kenan Yıldız ve Hakan Çalhanoğlu gibi dünya çapında tanınan oyuncuları bünyesinde barındırıyordu. Marşlar, şarkılar yazılmıştı. Ekranlardaki reklamların kahramanı futbolculardı. Reklamlarda hemen hepsi birer efsaneydi fakat gerçekler acı çok acı oldu.
İlk iki maç sahadan boynu bükük ayrıldı. Hadi ilki kazaydı, peki Paraguay maçı hatanın telafisi olamaz mıydı? Evet futbol şansı yanımızda değildi. Top bizi sevmedi. Rakip bir geldi pir geldi. Biz bin kez gittik rakip kaleye eli boş döndük. Sağlı sollu şutlar, iki metreden dışarı atılan toplar, onlarca karambol ve fileye ulaşmayan meşin yuvarlak… Sadece futbol şanssızlığı değildi bu…! Beceriksizlik da vardı, motivasyon eksikliği de… Futbolcuların artistliğe kendilerini kaptırmaları da… Saç, sakal, bıyık yaptırmaları da… Zafer için çıkılan yolda sonuç ‘bozgun’ oldu. Fetih ve zafer rüyası kabusa döndü.
Federasyon başta olmak üzere hoca ve takım çok eleştirildi. İstifa beklemiyordu. Olmadı. Koltuğundan kalkmaya niyeti olana rastlanmadı. Peki bir ülkenin umutlarını yok eden bozgunun bedeli olmayacak mı? Bir ülkenin futbol kaderini kabusa çevirenler, 10 yaşındaki çocukların gözlerini yaşartanlar hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam mı edecek? Maalesef öyle… Yapanın yanına kar kaldığı insanların yasadığı topraklar burası… İstifa diye bir mekanizma söz konusu değil. Gelenek bu… Başarı veya zafer akıl almaz biçimde ‘ödüllendirilir’ fakat bozguna bedel ödenmez.
Ey okur! Yazıya hızlı girdik, ‘bizim çocuklar’ deyince kendimi tutamadım. Ama tablo bu… Bir turnuvada önce ülke takımının kaderine bakılır. ‘İki maç iki mağlubiyet’ turnuvanın tadını kaçırdı tabii. Saat farkı da etkendi. Birçok maç gece yarısı oynandı. Bir maç için geceyi uykusuz geçirmeye değer mi? Ben ‘değmez’ dedim. Ertesi günü özetini izledim. İtiraf etmeliyim ki o eski heyacanları pek yaşayamadım. Ekranın karşısında bir aile filmi izler gibi sakindim. ‘Gol…’ diye ayağa kalktığım anlar çok az oldu. Unutulmaz maçlar olmadı da değil.
Futbolda Afrika’nın ayak sesleri duyuldu. Neredeyse kara kıtayı temsil eden tüm takımlar gruptan çıkmayı başardı. Galiba sadece Tunus bizim gibi grup aşamasında evine döndü. Yeşil Burun diye bir ülkenin varlığından haber oldu dünya. Futbol sayesinde ülkenin tanınırlığı arttı. İspanya’nın tek takıldığı takım oldu. 90 dakika golsüz sonuçlandı. Matadorlar sonradan açıldı. Fas, Mısır, Senegal inanılmaz maçlar oynadı. Futbolun adaleti olsaydı bu üç takım da finala kadar yürüyebilirdi.
Mısır’ın Messi’nin Arjantin’i ile oynadığı maç ‘unutulmazdı’. Muhammed Salah ve arkadaşları Arjantin’i sahadan sildi. Oyun skora da yansıdı. Messi penaltı kaçırdı. Son bölüme 2-0 önde girdi. Messi çaresizdi. Arjantin acizdi. Neredeyse geri sayım başlamıştı. Tribünleri dolduran Arjantin taraftarları sessizliğe gömülmüştü. Mısır tribünlerinde ise bayram havası vardı. Futbol asla boşlamaya gelmez. Hakemin son düdüğü çalmadan maç bitmez. Hava bir anda tersine dönüverir. Arjantin’in tecrübesi Mısır’da yoktu. Ne futbolcular ne de kenar yönetimi oyunu soğutamadı. Hakem de Arjantin’i itekledi. Çalan düdükler ve çıkan kartlar Arjantin’den yanaydı. Mısır garip kaldı.
Ve Arjantin inanılmaz bir geri dönüşe imza attı. 80 dakika Mısır oynadı son 10 dakika ise Arjantin… Messi 1 gol attı, 1 gol de attırdı. Kimse ne olduğunu anlayamadı. Futbol bu işte… Sürprizleri hiç eksik olmaz. Yoksa neticesi belli bir maçın niye bu kadar takipçisi olsun… Mısır skor için ‘haksızlık’ dedi. Hoca kenardan hakemin kararlarına isyan etti, ‘ayrımcılığa uğradığı’ işareti yaptı. Hakem hataları da futbola dahil… Mısır çok iyi başladığı maçın sonunu getiremedi. Oyununu taçlandıramadı. Arjantin’i elemiş olsalardı dünya futbol tarihine geçeceklerdi.
Senegal de kötü kaybedenlerden… Son bölüme önde girdi. Belçika’ya kök söktürdü. Mısır’ın kaderini yasadı. Bir anda her şey ters yüz oldu. Çeyrek final biletini cebine koymak üzereyken, rüzgar tersine dönüverdi. Ve o bileti Belçika kaptı. Mısır’ın da Senegal’ın da final grubunu görememesine üzüldüm. Fırsat ayağa kadar gelmişken heba edilmesine üzüldüm. Final grubu işten bile değildi. En azından yarı finalde bir sürpriz olsaydı. Ama yok. Her zamanki favoriler yine finalde… Türk futbolu gibi demiştim, dünyanın da 4-5 büyüğü var, kupa aralarında dolaşıyor. Hep aynı hikaye… Bir Asya veya Afrika takımı da final oynasaydı. Avrupa’nın 4 büyüğü ve Amerika kıtasından Brezilya ve Arjantin… FİFA buna da bir çare bulmalı… Ama nasıl?
Futbolseverler dünya futbolunun seçkin yıldızları Neymar ve Ronaldo’yu son kez izledi. Her iki oyuncu da kendilerinden beklenen finali oynayamadı. Neymar göz yasları içinde, Ronaldo ise boynu bükük biçimde ayrıldı sahadan… Bu ayrılış futbol yaşamlarının da sonuydu. Ronaldo ilerlemiş yasına rağmen çok direndi. Ama olmadı. Futbol onu çoktan bırakmıştı. Evet, yetenekliydi. Ama zamana yenildi. Turnuva onlar için hüsran oldu fakat her iki oyuncu da ‘futbol efsaneleri’ arasına girdi.
Ronaldo mu büyük yoksa Messi mi? Anlamsız bir tartışma… Messi son dönem performansıyla birkaç adım öne geçti. 4 yıl önce Katar çöllerinde ülkesine kupayı kazandırdı. Messi’nin ‘son dansı’ deniyordu. Ama dans bitmedi. Önünde bir 90 dakika daha var. Eğer kupaya uzanırsa Messi’yi Ronaldo ile kıyaslamak abes olur. Ronaldo kulüp takımlarda çok kupa kaldırdı fakat ülkesinin takımını sadece Avrupa’da bir kez şampiyon yapabildi. Bir futbolcunun büyüklüğü ülkesinin takımına yaptığı katkıyla da ölçülür. Dünya Kupaları futbolun en gözde sahneleridir. Ronaldo o sahnede sönük kaldı. Messi ise tam tersi…
Arjantin biraz kollandı mı? Evet… Futbol şansının yanında olduğu doğru. Top da pek sevdi Messi’yi… Ama yetenek ve tecrübe de inkar edilemez. O geri dönüşler için Messi yetti. Son ana kadar pes etmedi. İngiltere gibi bir dev karşısında geriye düştü. Çok zorlandı. Tarih tekerrür etti… İngiltere en azından Mısır maçından dersler çıkarabilirdi. Arjantin son yarım saate İngiltere’yi ceza sahasına hapsetti. Önce direkleri dövdü. Sona 2 gol… Ve gol pasları Messi’den… Atamadı, attırdı. Ülkesini sırtladı. Tek başına ve ilerlemiş yaşına rağmen…
Ve final… İspanya ve Arjantin… Messi ile Yamal karşı karşıya… Bir usta ile bir çırak… Bir üstad ile bir çömez… Bir yanda tecrübe diğer yanda gençliğin dinamizmi… Ve de o ‘ikonik fotoğraf…’ Tesadüf mü yoksa tevafuk mu? Kaderin sırlarından biri mi? Acaba o görüntü ne tür cilveler içeriyor? 19 yıl önce… Unicef’ın Barcelona’da ‘sosyal sorumluluk projesi takvimi’ için fotoğraf çekilecekti. Onbinlerce başvuru oldu. Kura çekildi… Bebek Yamal seçildi. 12 bebekten biri oldu. Yamal mülteci bir ailenin çocuğuydu. Aile fakir ve en alttakilerden biriydi. Messi ise 20 yaşına henüz girmemiş gelecek vaat eden bir futbolcuydu. 12 oyuncu 12 bebeği küvette yıkayacak ve o an fotoğraflanacaktı.
Messi’ye Yamal bebek çıktı, heyecanlıydı, nasıl tutacağını bilmiyordu. Utangaçtı. Önce derin bir tedirginlik yaşadı. Annesi Ş. Ebana yardım etti. Fotoğrafçı o anı ölümsüzleştirmekte zorlandı. Çünkü Messi bebeği tutmayı bir türlü beceremiyordu. Ve sonunda o tarihi anı donduran çekimi yaptı. O bebek büyüdü. Messi’nin koltuğuna göz diken yıldız oldu. Küvetten çıkan o bebek 19 numaralı formasıyla pazar akşamı kendisini yıkayan Messi’yi alt etmek için oynayacak. Sırf bu bile finali anlamlı yapmaya yeter. 19 rakamının sırrı da söz konusu… 19 yıl önce Yamal’ı yıkarken Messi 19 numaları formayı giyiyordu. Evet, “Onun üzerinde 19 vardır” 19 sıradan bir rakam değil yani. Esrarı çok, sırrı derin…
Messi mi Yamal mı? Ben Araf’tayım. Gönlüm Yamal’a kayıyor ama Messi’ye de kıyamıyorum. Doğrusu kupa ikisinin de eline yakışır. Filistin bayrağı da eşlik edeceği için Yamal mı kazansa daya iyi olur acaba? Ama ötede de futbol sihirbazı Messi var…! Messi o şansını 4 yıl önce kullanmadı mı? Doğru kullandı. Messi’yi kupayla uğurlamak iyi olur demiştim. Üst üste iki kupayla uğurlamak iyi olmaz mı? Ne cevap vereceğimi bilemedim. Yamal’ı bir elinde kupa, bir elinde Filistin bayrağıyla görmek mi, futbol devini kupayla uğurlamak mı? Galiba Yamal’a daha sıcağım, Messi’ye de itirazım yok. Yıllar önce Barcelona’da Levante karşısında onu izlemenin ayrıcalığını yasadım. Bu duygu keşmekeşi içinde zor da olsa kararımı veriyorum ve Faslı Fatıma’nın torunu ‘Yamal…’ diyorum. İspanya oley… Ve “Benim için ağlama Arjantin…!”





















