(The Turkish Post) – SAFA KAR
Fenerbahçe lige yenilgiyle başladı. Avrupa’da başarılıydı. Yıllar sonra gruplara kaldı. İsmail Kartal’ın takımı toparladığı düşünülüyordu. Bazı soru işaretleri de yok değildi. Şampiyonluk parolasıyla ‘başkanlık koltuğuna’ geri dönen Aziz Yıldırım kendisinden beklenen büyük ve görkemli transferleri yapamadı. Anelka, Ortega bir hatıra olarak kaldı. Onların ayarında bir oyuncu getiremedi. Fenerbahçe, maddi sıkıntılar yaşayan Beşiktaş ve Galatasaray’ın gerisine düştü.
Sezonun ilk derbisi Kadıköy’deydi. Fenerbahçe ve Beşiktaş ilk kez tartıya çıkacaktı. Derbiler sadece 3 puan değil, moral, psikolojiydi. Şampiyonluk derbilerden geçiyordu. Yenemezsen de yenilmeyeceksin yoksa hayaller kabusa döner. Beşiktaş, Fenerbahçe deplasmanında başarılı olan takımdı. Son 8 maçın 5’ini kazandı. Galibiyet için sahaya çıktığı ilk dakikada belli oldu. Daha organizeydi. Golü düşünen taraftı.
Fenerbahçe ise ihtiyatlıydı. İsmail Kartal’ın hedefi öncelikle yenilmemekti. Defans ve orta sahayı kalabalık tuttu. Daha az risk aldı. Kontra pozisyonlar yakaladı. Fakat takım çok ağırdı. Topu ileri taşımakta zorluk çekiyordu. Günümüz futbolun olmazsa olmazı ‘hızlı oyundu…’ Bu da Fenerbahçe’de yoktu. Beşiktaş’ın sonuçlandıramadığı atakları değerlendiremedi. Nedeni ağır ve temposuz oyunuydu.
Engin Can Kaveci çok top kaybetti. Tribünlerin sık sık protestosuna muhatap oldu. Hem oyunu hem de derbi maçında ilk 11’de yer alması taraftarı rahatsız etti. Fenerbahçe Talisca’yı çok aradı. Gerek duran toplarda gerekse ara, uzun ve isabetli paslarda yeri doldurulamadı. Eğer Talisca oynasaydı maçın kaderi başka olurdu. Özellikle geri düştükten sonra takımı ayağa kaldırabilirdi. Talisca’nın ahı tuttu.
İlk gol Fenerbahçe’den geldi. Skriniar karambol pozisyonda ayağını sokmayı başardı ve top filelerle buluştu. Beşiktaş defansı golde büyük hata yaptı. Ayakları birbirine dolaştı. Kaleci de etkisiz kaldı. Oysa duran toptu. Uzun atılan taç topuna karşı daha iyi savunma yapabilmeliydi. Fenerbahçe hiç ummadığı anda golü buldu. Fakat bunu coşkuya taşıyamadı. Dağınık ve çevrilmedi üzerinden atamadı.
Trosserd’in ara pasını Rıdvan çok iyi değerlendirdi. Uzak köşeye verdiği top direkten içeri girdi. Beşiktaş beraberliği sağladı. İki gol de defans oyuncularından geldi. Golcüler sustu, savunmacılar öne çıktı. İlk yarı Beşiktaş’ın biraz daha üstün olduğu oyun ve beraberlikle sonuçlandı. Futbol kalitesi düşük mücadele ve heyecanı yüksekti. Sahada gerilim de vardı. Skriniar ile Vlahoviç sık sık sürtüştü. Ki bu da oyuna dahildi.
İkinci yarı başlarken Fenerbahçe kıpırdar gibi oldu. İrfan Can çıktı Kerem Aktürkoğlu girdi. Sonuçlandıramadığı ataklar tehlike olarak kalesine döndü. Kara Kartal sık sık ceza sahasında göründü. Oyun olarak üstünlüğü ele aldı. Orta sahada hakimiyet kurdu. İsmail Kartal’ın oyuna müdahelesi zayıf kaldı. Oyuncu değişiklikleri beklenen neticeyi vermedi. Beşiktaş golü koklamaya başladı. Akın akın geliyordu.
73. dakikada Fenerbahçe’nin yapamadığını yaptı. Ceza sahası önünden kaptığı topu çok hızlı ileri taşıdı. Fenerbahçe geri dönemedi. Orkun bomboş durumdaki Vlahoviç’e ‘al da at’ dedi. Vlahoviç de ikramı geri çevirmedi, sol ayağıyla topu kaleye yuvarladı. Ederson sadece izledi. Ve Beşiktaş deplasmanda öne geçti. Fenerbahçe geriye düşmesine rağmen beklenen tepkiyi veremedi. Şuursuzca geliştirdiği ataklar Beşiktaş defansında eridi gitti. Lukaku kurtarıcı olarak girdi. Ne kendini ne de takımını kurtarabildi.
Fenerbahçe sık sık hakeme döndü. Kerem’in ceza sahası önünde düşmesinden penaltı bekledi. Halil Umut Meler ve VAR ‘hayır’ dedi. Beraberliği sağlayacak oyundan uzaktı. Beşiktaş biraz dikkatli olsa farkı açması işten bile değildi. Fenerbahçe’yi çok eksik yakaladı. Fakat final paslarını golle sonuçlandıramadı. Ama sahadan 2-1 üstün ayrılmasını bildi. Kara Kartal Kadıköy semalarında yine yüksekten uçtu. Sarı Kanarya’nın ise kolu kanadı kırıldı.
Yenilginin faturası öncelikle İsmail Kartal’a çıkar. Takımını derbiye hazırlayamadı. Gitmekte olan maçı çevirecek müdahalelerde bulunamadı. Asıl sorumlu Aziz Yıldırım… Şampiyonluk lafla olmuyor. Transfer de zayıf kaldı. Ondan beklenen atakları yapamadı. Tribünler ligin henüz 4. haftasında umutsuzluğa sürüklendi. Taraftar haksız da değil. 4 haftada iki yenilgi ve yitirilen 6 puan ‘alarm zilleri ve çanların’ Fenerbahçe için çaldığı anlamına geliyor. Fenerbahçe derbide sadece 3 puan kaybetmedi, moral ve psikoloji olarak da çöktü.




















