(The Turkish Post) – CEMİL SUAT
Fenerbahçe, sezonun ilk büyük derbisinde beklenmedik bir tabloyla karşılaştı. Chobani Stadyumu’nda ağırladığı Beşiktaş’a 2-1 mağlup olan sarı-lacivertliler, şampiyonluk hedefiyle çıktığı sezonun henüz dördüncü haftasında evinde puan kaybetmenin sıkıntısını yaşadı.
Fenerbahçe taraftarı için mesele yalnızca bir maçın kaybedilmesi değil. Uzun zamandır beklenen şampiyonluk hasretinin bu sezon nihayet bitmesi umuduyla başlayan sezon, daha ilk büyük sınavda arzu edilen sonucu vermedi. Bu da camianın sabrını zorlayan, teknik heyet ve yönetim üzerindeki baskıyı artıran bir tabloya dönüşme riski taşıyor.
Fenerbahçe’nin taraftarının gönlünü alacağı, bu olumsuz havayı dağıtacağı bir sonraki büyük randevu ise 9. hafta. Ancak burada altını çizmek gerekir: Bu hafta oynanacak Galatasaray maçı, Fenerbahçe’nin evinde değil, Galatasaray’ın ev sahipliğinde oynanacak. Yani sarı-lacivertlilerin bu kez sahasız, deplasmanda bir galibiyet arayışına çıkması gerekiyor — ki bu da işi daha da zorlaştıran bir detay.
Beşiktaş mağlubiyetinin ardından gelen bu deplasman derbisi, Fenerbahçe için iki kat kritik hale geldi: Hem lig başındaki puan kaybını telafi etmek hem de camiadaki moral bozukluğunu Galatasaray karşısında alınacak bir galibiyetle gidermek. Sezonun henüz erken bir evresinde olsa da, üst üste gelen büyük maçlardaki sonuçlar, Fenerbahçe’nin şampiyonluk iddiasının ne kadar ciddiye alınacağını belirleyecek gibi görünüyor.
Fenerbahçe camiasında yıllardır süregelen bir gerçek var: Sezon boyunca ne kadar kötü sonuçlar alınırsa alınsın, Galatasaray’ı yenmek her şeyi unutturuyor. Beşiktaş mağlubiyetinin bıraktığı moral bozukluğu, camiadaki eleştiriler, teknik heyete yönelik tepkiler bunların hepsi bir kenara itilebiliyor, tek şart Galatasaray karşısında sahadan galip ayrılmak. Taraftarın hafızasında bu maç, sezonun geri kalanını gölgede bırakacak kadar büyük bir ağırlığa sahip. Bu yüzden 9. haftadaki deplasman, yalnızca 3 puan değil, aynı zamanda Fenerbahçe’nin bu sezona dair tüm olumsuz gündemini sıfırlayabilecek bir “büyülü iksir” niteliğinde.




