(The Turkish Post) – FATMA ZEHRA FİDAN
Türkiye’yi derinden sarsan, iktidarı kendi tarihinde hiç olmadığı kadar çaresiz bırakan Fon skandalı büyüyor.
Mevcut sistemin savunucularından olan gazeteci Hadi Özışık, Fon vurgununun baş aktörlerinden biri olan Fatma Betül Sayan Kaya ile olan telefon görüşmesinden bazı bilgiler aktardı.
Özışık’ın söylediğine göre, Fatma Betül durmadan ağlıyormuş, telefonun arka fonunda çocuklarının ağlamaları da duyuluyormuş.
Hadi Özışık öncelikle iktidar yandaşlarının topa tuttuğu eski bakanı korumaya ve kollamaya cesaret edebilir mi, şüpheli. Dünün sırtını Devlet Baba’ya dayayan Nene Hatun’u, bugünün kurbanı: Bütün dünyanın ve Türkiye toplumunun önüne paçavra gibi atılan biri artık o. Fakat ironik olan şu ki, bu kadar büyük suçların merkezleştiği bu kurban aynı zamanda el sürülemeyen birine dönüştü.
Ona el süren yanacak olmalı ki, kimse ona dokunamıyor, sadece geriden geriye hakkında atıp tutuyorlar.
Bu bağlamda Hadi Özışık, belki de Fatma Betül Sayan Kaya ile görüşmesini renklendirmek için “gözyaşı ve çocuklar” süsünü kullandı.
…
İşin içine çocuklar girince içimiz ayrı sızlıyor.
Ebeveynleri kana ve paraya susamış vampir de olsa, çocuklar masumdur.
Yüz binlerce KHK’lının kanını emen, onları sosyal, finansal ve fiziksel olarak toplumdan silmeye çalışanlar çocuklarımıza, hastalarımıza ve yaşlılarımıza dahi acımadı, onları insan yerine koymadı.
Cezaevlerinde anneleriyle yaşayan yaklaşık 900 yüz çocuk, ebeveynleri FETÖCÜ olduğu gerekçesiyle kreş hakkından bile mahrum bırakılıyor.
Bu çocukların durumu, Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a sorulduğunda, sayın bakanın “Onlar Fetöcülerin çocukları, onlarla ilgilenmiyoruz” dediği iddia edildi.
Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir kara propaganda ve damgalama yöntemiyle yasal olarak hiçbir suçu bulunmayan yurttaşları yokluğa ve ölüme mahkûm eden bu sistem, dünyanın bütün arındırıcıları bir araya gelse arınamayacakları bir çamur deryasında yüzüyor.
Bu çamur, hareket ettikçe failleri dibe batıran cinsten. Bu yüzden korkunç bir şaşkınlık, telaş ve hayret içinde kendi sonlarına doğru yuvarlanan bir kitle var önümüzde.
Bu kitle hayret içinde, çünkü hak etmedikleri statülerde hak etmedikleri o kadar çok “nimete” gark oldular ki, gerçeklerin önünde sonunda ortaya çıkacağını unuttular.
Toplumu o kadar küçümsediler, halkı o kadar geri zekalı yerine koydular ki göğe merdiven kurma hikayesini bile güncellemeye üşendiler.
Başörtülerinin büyüsüne o denli kapıldılar ki, hayatlarının ve dahi ruhlarının çırılçıplak kalabileceğini hiç akıl etmediler.
…
Türkiye yirmi dört yıldır kendisini mahkûm ettiği bir çirkinlikten sonsuza kadar kurtulmanın arifesindedir.
Ülkemin bütün kaybına, toplumsal travmanın derinliğine rağmen moralim yerinde.
Hatta keyifliyim.
Bu moral yüksekliğini ve keyifli olma hâlini bana çok görenlerin canı sağ olsun.
On yıldır içinde yandığımız ateşe bu denli duyarsız kalan bir halka ve siyaset dünyasına karşı güzel duygularımı yitirmek sadece benim sorumluluğum olmasa gerektir.























