(The Turkish Post) – EMİR ÇELİK
Dünya kahve üretiminin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturan Arabica kahvesinin fiyatı yılın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 7, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 17 geriledi. Robusta kahvesinde ise düşüş daha sert oldu. Fiyatlar üç ayda yüzde 9, yıllık bazda ise yüzde 25 düştü.
Bu gerilemenin temel nedeni ise arzın hızla artması. Dünyanın en büyük kahve üreticileri Brezilya ve Vietnam’da beklenen rekor hasat, küresel piyasada arz fazlası oluşturdu. Uzmanlar bu sezon dünya kahve üretiminin yaklaşık yüzde 2 artarak 177,5 milyon çuvala ulaşacağını öngörüyor. Uluslararası Kahve Örgütü’nün fiyat endeksi de haziran ayında son iki yılın en düşük seviyesine indi.
Küresel fiyatlar gerilerken Türkiye’de kahve fiyatlarının yükselmeye devam etmesinin birkaç temel nedeni bulunuyor.
İlk olarak Türkiye, kahve üretmeyen ve ihtiyacını ithalatla karşılayan bir ülke. Bu nedenle uluslararası emtia fiyatı düşse bile döviz kurundaki yükseliş, ithalat maliyetlerini artırmaya devam ediyor.
İkinci önemli etken ise işletme maliyetleri. Bir fincan kahvenin fiyatını artık yalnızca kahve çekirdeği belirlemiyor. Kira, personel giderleri, elektrik, doğalgaz ve diğer işletme maliyetleri fiyatların önemli bölümünü oluşturuyor. Son dönemde bu kalemlerde yaşanan artış, küresel fiyat düşüşünün tüketiciye yansımasını engelliyor.
Bir diğer neden ise stok maliyetleri. Pek çok ithalatçı ve işletme, kahveyi dünya fiyatlarının yüksek olduğu dönemde satın aldı. Bu nedenle eski maliyetli stoklar tüketilmeden fiyatlarda belirgin bir indirim yapılması beklenmiyor.
Uzmanlara göre dünya piyasalarındaki düşük fiyatların Türkiye’de hissedilebilmesi için yalnızca kahvenin ucuzlaması yeterli değil. Döviz kurunda istikrar sağlanması, işletme maliyetlerinin gerilemesi ve yüksek maliyetli stokların tükenmesi gerekiyor.
Aksi halde uluslararası piyasalarda yaşanan ucuzlama, uzun süre daha Türkiye’deki tüketicinin cebine yansımayabilir.
Dünya kahve piyasasında arz artışı fiyatları aşağı çekerken, Türkiye’de döviz kuru, yüksek işletme giderleri ve stok maliyetleri nedeniyle tam tersi bir tablo yaşanıyor. Sonuç olarak dünya kahveyi daha ucuza içerken, Türkiye’de tüketici daha yüksek bedel ödemeye devam ediyor.





















