(The Turkish Post) – EMİR ÇELİK
Bir zamanlar hayalimiz neydi? Geniş bir salon, yapılı bir mutfak, belki bir bahçe, 120-150 metrekarelik ferah bir daire. Şimdi geldiğimiz noktada bu hayalin yerini çok daha küçük, çok daha mütevazı bir soru aldı: “Bu ay kirayı nasıl ödeyeceğim?”
Merkez Bankası verilerine göre Türkiye genelinde ortalama kira 24 bin 699 liraya, İstanbul’da ise 51 bin 979 liraya kadar yükseldi. Ankara’da Çankaya ve Çukurambar gibi bölgelerde kiralar 50 bin lira bandına, Beytepe’de ise 100 bin liraya kadar dayandı. Gerçek kira enflasyonunun yıllık yüzde 51’i aştığı bir ortamda, insanlar artık “nerede yaşayacağım” sorusunu değil, “yaşamaya devam edebilecek miyim” sorusunu soruyor.
Bu baskı, alışılmadık çözümleri de beraberinde getirdi. Bir kesim, kira artık ev kiralamaktan daha mantıklı bir seçenek haline gelen otelleri tercih etmeye başladı. Bir otel yöneticisinin anlattığına göre, normalde günlük 4 bin liradan başlayan oda fiyatları, uzun süreli konaklamalarda günlük bin 750 liraya kadar düşebiliyor; bu da bazı kişiler için aylık 50-60 bin liraya varan 1+1 kiralardan çok daha cazip bir alternatif oluyor. Bazı otellerde artık bir yıldır aynı odada kalan “sabit misafirler” bile bulunuyor.
Bir başka kesim ise işi bir adım öteye taşıyıp, evini gerçek anlamda sırtında taşımayı seçti: karavan. Depozito yok, emlakçı komisyonu yok, aidat yok, her ay yeniden pazarlık edilen bir kira sözleşmesi yok. Sadece dört tekerlek üzerinde, gidebildiği her yere taşıyabileceği küçük bir yaşam alanı. Bir zamanlar 120 metrekarelik bir daireye “dar” diyenler, şimdi 5 metrekarelik bir karavanı “yeterli” bulabiliyor; çünkü mesele artık konforun boyutu değil, ayakta kalabilmenin kendisi.
Ekonomistler bu tabloyu, konut arzındaki yetersizlik, yüksek inşaat maliyetleri ve kısıtlı kredi olanaklarının bir sonucu olarak açıklıyor. 2019 sonrasında yeni konut üretiminde yaşanan ciddi düşüş, talebi karşılayamaz hale gelen bir arzla birleşince, kiralar önce yavaş yavaş, sonra da adeta durdurulamaz biçimde tırmandı. Bugün gelinen noktada bir tahliye davasının sonuçlanması ortalama 2,5-3,5 yılı buluyor; bu da kiracı ile ev sahibi arasındaki gerilimi daha da derinleştiriyor.
Sonuç olarak, barınma artık sadece bir “konfor” meselesi olmaktan çıktı; bir “hayatta kalma stratejisi”ne dönüştü. Kimi otel odasında, kimi karavanda, kimi de birkaç kişiyle paylaşılan tek bir dairede… Bir zamanlar geniş bir ev hayali kuranlar, bugün sadece başlarını sokabilecekleri, aylık bütçelerini alt üst etmeyecek küçücük bir alan arıyor. Ve bu arayış, giderek daha fazla insanı, daha küçük, daha mobil, daha “taşınabilir” bir hayata doğru itiyor.





















