The Turkish Post) – EKİN TANYEL
Türkiye ekonomisinin en kritik göstergelerinden biri olan merkezi yönetim bütçesi, 2026’nın ilk dört ayında dikkat çeken bir performans sergiledi. Rakamlar kuru gibi görünse de, arkasındaki hikâye oldukça anlamlı. Faiz dışı dengede sinyaller oldukça olumlu.
Ocak-Nisan 2026 vs Ocak-Nisan 2025
| 2025 Ocak-Nisan | 2026 Ocak-Nisan | Değişim | Değerlendirme | |
| Bütçe Gelirleri | 3,36 Trilyon TL | 5,19 Trilyon TL | +%54,3 | Çok güçlü artış |
| Bütçe Giderleri | 4,25 Trilyon TL | 5,95 Trilyon TL | +%40,0 | Artış kontrollü |
| Bütçe Açığı | 0,89 Trilyon TL | 0,76 Trilyon TL | -%14,3 | Açık azaldı |
| Faiz Dışı Denge | 0,16 Trilyon TL açık | 0,37 Trilyon TL fazla | Büyük iyileşme | En kritik gösterge |
Tek başına bu tablo bile önemli bir mesaj veriyor: Bütçe açığı azalırken, asıl iyileşme faiz dışı dengede yaşanıyor.
2026’nın ilk dört ayında bütçe gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre %54,3 arttı. Bu artış, enflasyonun oldukça üzerinde gerçekleşti. Özellikle vergi gelirlerindeki canlılık dikkat çekici.
Ocak 2026 verilerine bakıldığında vergi gelirleri 1,18 Trilyon TL seviyesine ulaştı. Gelir vergisi ve KDV tahsilatlarındaki artışlar bu performansı destekleyen başlıca unsurlar oldu. Özetle, gelirler tarafında güçlü bir toparlanma var.
Giderler de %40 arttı. Bu artışın önemli bir kısmı personel giderleri ve cari transferlerden geliyor. Ancak burada kritik ayrım faiz giderleri.
2026 Ocak-Nisan döneminde faiz dışı fazla 0,37 Trilyon TL seviyesinde gerçekleşti. Bu şu anlama geliyor:
Toplam açık 0,76 Trilyon TL iken faiz dışı fazla 0,37 Trilyon TL ise, 4 ayda yaklaşık 1,13 Trilyon TL civarında faiz ödemesi yapılmış durumda. Yani açığın tamamı olmasa da, büyük bir kısmı borç servisinden kaynaklanıyor.
En Önemli Gösterge: Faiz Dışı Denge
Bu dönemdeki en çarpıcı gelişme burada yaşandı:
- 2025 Ocak-Nisan: 0,16 Trilyon TL faiz dışı açık
- 2026 Ocak-Nisan: 0,37 Trilyon TL faiz dışı fazla
Aradaki fark devasa. Faiz hariç tutulduğunda bütçe artık fazla veriyor. Bu da şu anlama geliyor:
- Harcama disiplini artmış görünüyor.
- Gelir performansı, faiz dışı harcamaları karşılayacak seviyeye gelmiş.
- Hükümet, borçlanma ihtiyacını azaltma yönünde görece daha başarılı bir performans sergiliyor.
Faiz dışı fazla, borç stokunun kontrol altında tutulması ve uzun vadeli mali sürdürülebilirlik açısından en kritik göstergedir.
Ne Anlama Geliyor?
| 2025 (Ocak-Nisan) | 2026 (Ocak-Nisan) | Anlamı | |
| Toplam Açık | 0,89 Trilyon TL | 0,76 Trilyon TL | Kısa vadede rahatlama |
| Gelir Artışı | Normal | Çok güçlü | Vergi tabanı genişliyor |
| Faiz Dışı Denge | 0,16 Trilyon TL açık | 0,37 Trilyon TL fazla | Disiplin meyvelerini veriyor |
| Faiz Yükü | Ağır | Hâlâ ağır | Geçmiş borçlanmanın bedeli |
Olumlu yönler:
- Faiz dışı fazla elde edilmesi en önemli kazanım.
- Gelir artışı gider artışını geçmiş durumda.
- Bütçe açığının azalması, borçlanma ihtiyacını kısmen düşürüyor.
Bütçeyi zorlamaya devam eden yönler:
- Faiz ödemeleri hâlâ çok yüksek seviyede (4 ayda 1 Trilyon TL’nin üzerinde); bu da böyle giderse senede 75 milyar dolar civarı faiz ödediğimiz anlamına geliyor.
- Bu yük, geçmiş dönemlerdeki yüksek borçlanma ve faiz oranlarının sonucu. Faiz, bütçenin %20’sini vakumluyor.
- Küresel riskler veya olası yeni harcamalar bu iyileşmeyi baskılayabilir.
Ocak-Nisan 2026 dönemi, 2025’in aynı dönemine göre belirgin şekilde daha sağlıklı bir bütçe performansı ortaya koydu. Özellikle faiz dışı dengedeki iyileşme, “sessiz ama önemli” bir başarı olarak okunmalı.
Ancak bu iyileşmelerin hiçbiri henüz zafer anlamına gelmiyor. Çünkü bütçenin en büyük kalemlerinden biri olan faiz giderleri hâlâ ağır bir yük olarak duruyor. Gerçek test, bu faiz dışı fazlanın yılın geri kalanında da sürdürülebilir olup olmayacağı.
Türkiye ekonomisi için en kritik soru şu: Faiz dışı fazla kalıcı hale getirilebilir mi, yoksa sadece dönemsel bir rahatlama mı?
Şu anki veriler, ikinci senaryodan ziyade birinci yöne işaret ediyor. Ama temkinli iyimserlik hâlâ en sağlıklı yaklaşım çünkü bütçe ve genel olarak ekonomi hala çok kırılgan.























