(The Turkish Post) – ALPER YILDIZ
Öncelikle maç istatistiklerinde “30 şut attık” diye gerçeklikten uzak bir veri dolaşıyor. Sormak lazım: Bu şutları kim, ne zaman, nasıl attı? Biz başka bir maç mı izledik, yoksa kaleye doğru atılan her pası şut kategorisine mi dâhil ettiler?
Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Elimizde harika bir baklava yapacak malzeme var ama Vincenzo Montella bu malzemeyle helva bile yapamıyor. Çok yazık…
38 Dakika Ceza Sahasında Kaybolan Bir Takım
İstatistiklere baksanız %72 topla oynamışız, maçın büyük bölümünü üçüncü bölgede geçirmişiz. Peki, bu kadar dominant görünen bir oyunda, ileri uçtaki Kerem Aktürkoğlu nasıl olur da ilk kez 38. dakikada topla buluşabilir? Hücum oyuncunuzun neredeyse devre bitene kadar topa dokunamaması sadece oyuncu formsuzluğuyla açıklanamaz. Bu, tamamen sistemin çöküşüdür. Top üçüncü bölgedeyken bir hücumcu topla buluşamıyorsa, burada radikal bir terslik var demektir.

Ve işin tuhafı Montella bunu sürekli yapıyor.
Avustralya küçümsenecek bir takım değil; son altı Dünya Kupası’na firesiz katılmış, 9 oyunculu kemik bir iskelete sahip, savunma disiplini yüksek bir ekip. Ancak bizim futbol sıkletimizde de değiller. Maçtan önce; 5+3 veya 5+4 şeklinde blok halinde savunma yapan bir takımı açmanın zor olacağı zaten gün gibi ortadaydı. Avustralya’nın böyle oynayacağı sürpriz değildi, biliniyordu.
Savunma blokları birbirine o kadar yakındı ki Avustralyalı oyuncular birbirine çarpıyorlardı. Böyle bir duvarı yıkmak için ezberlerin dışına çıkmanız, farklı bir şeyler denemeniz gerekir. Biz bugün doğru bir planla sahada değildik. Rakip de senin maçlarını izliyor, ne yapacağını ezbere biliyor. Her maça aynı kalıpla, aynı stratejiyle çıkıp farklı sonuçlar beklemek akıl tutulmasıdır. İşler bu kadar kötü giderken Türk milli takımı reaksiyon gösterip yeni bir şey denedi mi? Hayır. Çünkü Montella’da o taktiksel esneklik ve kapasite yok.
İkiz Kulelerin Arasında Can Çekişen Hücum Hattı
Kısa paslarla rakip ceza sahasına kadar gidiyoruz, doğru. Ancak o kalabalık bloğu açmanın iki yolu vardır: Ya bireysel yeteneklerin sihirli bir dokunuşunu beklersiniz ya da kanatlardan, merkezden dönen/seken topları alacak fiziksel yerleşimi yaparsınız. İkincisi bugün hiç olmadı. Karşımızda duvar gibi kapanan ve oyuncularımıza fiziksel olarak bariz üstünlük kuran bir takım vardı. Avustralya bu üstünlüğü sadece boy avantajıyla da sağlamadı; topa eşit mesafede olunan pozisyonlarda, hatta bazen bizim oyuncularımızın daha yakın olduğu anlarda bile fiziksel güçleriyle gelip topu söke söke aldılar.
Rakibin üç stoperi de 1.90’ın üzerinde, fizikli oyuncular. Hücumda ise Irankunda ve Metcalfe gibi dinamik isimlerle geçiş oyununu iyi oynadılar. Biz hep gençliğimizle daha çok koşan, maçların sonunda diri kalan takımdık; bu kez o da olmadı ve sert bir duvara tosladık.
“Yürek” Edebiyatı ve Taktiksel Sığlık
Montella maçtan sonra çıkmış, “Eleştiriler adil olmasa bile kaybettikten sonra kabul etmeniz gerekiyor” diyor. Ardından ekliyor: “Kerem Aktürkoğlu yüreğini ortaya koydu.” Kerem’in ya da diğer çocukların yüreğini ortaya koymasıyla ilgili bir problemimiz zaten yok. Bizim çocuklar her maçta karakter koyuyorlar. Mesele bu değil; mesele, futbolun sadece “yürekten ibaret” bir oyun olmaması.
“Yüreğinizi koyarsanız kazanırsınız, koymazsanız kaybedersiniz” sığlığında bir spor değil futbol. Öyle olsaydı, çok motive oldu diye Somali gidip İspanya’yı yenerdi. Tamamen yüreğini ortaya koydu diye Almanya’yı deviren bir takım görürdük. Bu iş bir taktik, analiz ve organizasyon işidir.
Şimdi Montella’ya sormak lazım:
- 1.90’lık kulelerin arasına fiziksel olarak ezilecek bir hücum yerleşimi yapmak ne kadar doğru?
- Elindeki en yaratıcı adamı, Arda Güler’i, sağ çizgiye hapsedip merkezden uzaklaştırmak doğru mu?
- Tamamlayamadığımız hücumların dönüşünde neden kalemizde bu kadar kolay pozisyon veriyoruz?
Savunma oyuncularımızın ceza sahası çevresinde defalarca topla buluştuğu bir maçta, Kerem o ikiz kulelerin arasında can çekişti ve Montella her zamanki gibi kulübeden sadece izledi.
Psikolojide savunma mekanizmaları vardır; yetersizliğinizi, hatalarınızı kapatmak için arkasına saklanırsınız. Montella’nın ki de o hesap: Neymiş, yüreğiyle oynamışlar… Eleştiriler adil değilmiş…
Sayın Montella, sen önce bir özeleştiri yap da işin aslını öğrenelim.
Rakibini doğru düzgün analiz etme, alternatif oyun planı geliştirme, sonra da sahadaki çaresizliğe şaşırmış gibi yap. Çok yazık!
























