The Turkish Post) – ALİ ECE
Adalet Bakanı Akın Gürlek, son dönemde ismi en fazla öne çıkan siyasetçilerden biri. Kendisi eski bir başsavcı. Ancak bürokrasiden siyasete atıldığı günden bugüne kadar iyi bir performans sergilediği de bir gerçek. Soruşturmaların temeline hâkim olduğu için söyleyeceği ifadeleri özenle seçiyor. Olabildiğince spekülasyonlardan uzak kalmaya da dikkat ediyor.
Buraya kadar her şey normal; olması gereken de bu. Çünkü Sayın Gürlek artık bir yargı mensubu değil. Siyasetçi olduğu için de muhalif kesimler söyleyeceği her sözü dikkatle dinliyor. Sayın Bakan, önceki gün TRT’de bir programa katıldı ve gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Elbette AK Parti ile MHP’nin gündeminde “Terörsüz Türkiye” süreci ve bunun devamında beklenen “af ya da infaz düzenlemesi” bulunuyor. Çünkü süreci nihayete erdirecek adım bu olarak görülüyor. Aksi hâlde, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun da bir anlamı kalmayacaktır.
Bakan Gürlek, kendisine yöneltilen “Genel af çıkabilir mi?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Bu konu ayrı bir paket olarak geldi. Özellikle sadece PKK silahlı terör örgütüne ilişkin bir paket olarak geldi. Burada genel af düzenlemesi yok. Şahsa özel gibi bir düzenleme yok. Bunlar Meclis’in takdiri. Yani genel affa ilişkin şu an bir düzenleme, bir çalışma yok. Ama Meclis biliyorsunuz ne zaman kanun düzenlerse gündeme gelebilir. Şu anki pakette ise sadece PKK mensuplarına ilişkin bir düzenleme var.”
GÜRLEK, ÇÖZÜM OLARAK MECLİS’İ GÖSTERDİ
Bakan Gürlek, aslında topu TBMM’nin önüne atmış durumda. Haklı olarak, Bakanlığın süreçle ilgili hazırladığı paketin kapsamının genişletilip genişletilmeyeceğinin Meclis’in sorumluluk alanında olduğunu işaret etti. Muhtemelen hafta içinde bu düzenleme TBMM Genel Kurulu’nun gündemine gelecek. Türkiye’nin kanayan yaralarına çözüm reçetesini de doğal olarak milletvekilleri ortaya koyacak. Nasıl bir sonuç çıkacağını hep birlikte göreceğiz.
Ancak gönül istiyor ki Türkiye’nin kangrene dönüşmüş temel sorunları bu ay sonuna kadar çözüme kavuşturulsun. Evrensel hukuk ilkeleri doğrultusunda, ayrım gözetmeksizin toplumu kucaklayan bir düzenleme oy birliğiyle kabul edilsin. Kısacası, PKK mensuplarını kapsayan bir düzenleme yapılırken, özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile meslekten ihraç edilen ve hayatları kökten değişen yüz binlerce insanın yok sayılması ne evrensel hukukla ne de vicdanla bağdaşır.
MECLİS, NE YAPACAK?
Meclis çatısı altındaki siyasilere düşen görev de bu olmalıdır. Devlet, silah bırakmayı tercih eden örgüt mensupları için çeşitli hukukî mekanizmaları veya yeni düzenlemeleri konuşurken, KHK ile kamu görevinden çıkarılan ve haklarında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmayan insanların mağduriyetlerini de gidermeli değil mi?
Şunun altını çizmek gerekiyor: Burada kavramların birbirine karıştırılmaması gerekir. Hukukta “af”, “etkin pişmanlık”, “ceza infaz düzenlemesi” ve “yeniden topluma kazandırma” farklı kurumları ifade eder ve farklı amaçlar taşır. Ancak toplumun önemli bir kesimi bu teknik ayrımlardan ziyade ortaya çıkan sonuca bakıyor. Algı, çoğu zaman hukukî terminolojiden daha güçlü olabiliyor. Zaten Adalet Bakanı Gürlek de bunun mesajını açıkça verdi. Hazırlanan paketin kapsamının genişletilmesinin yolunun Meclis’ten geçtiğini işaret etti.
Burada esas ölçü elbette evrensel hukuk olmalıdır. KHK’larla ihraç edilenler arasında gerçekten suç işlediği mahkemelerce kesinleşmiş kişiler yok mu? Elbette var. Bu kişilerle ilgili zaten kimsenin bir beklentisi bulunmuyor. Ancak yıllar süren yargılamalar sonunda beraat eden, takipsizlik kararı verilen veya hakkında hiçbir ceza hükmü kurulmamış kişileri de görmezden gelemeyiz.
Hukuk devletinin temel ilkelerinden birinin kişisel sorumluluk olduğunu her hukukçu bilir. Bir kişinin yalnızca aidiyet iddiası, varsayımlar veya idari değerlendirmeler nedeniyle süresiz hak kaybına uğraması; masumiyet karinesi ve adil yargılanma ilkeleri bakımından uzun yıllardır tartışılmakta. Hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmayan insanlar hâlâ kamu hizmetinden dışlanıyorsa, bu durum hukuk devleti açısından cevap bekleyen önemli bir sorun olarak karşımızda durmakta.
Öte yandan Türkiye’nin terörle mücadelede başarılı olabilmesi için şiddetin sona ermesini sağlayacak hukukî ve siyasî araçları değerlendirmesi de devletin doğal görevlerinden birisi değil mi? Silahların susması ve toplumsal huzurun sağlanması elbette önemli. Ancak aynı anda adalet duygusunun da korunması gerekiyor. Toplum, bir yandan güvenliği sağlayan, diğer yandan bireysel hak ihlallerini giderebilen bir devlet görmek istiyor. Asıl mesele, bir kesime hak tanınırken diğer kesimin unutulduğu algısının oluşmaması. Çünkü adalet yalnızca cezalandırmak değil, gerektiğinde yanlış uygulamaları düzeltmeyi de gerektiriyor. Devletin gücü sadece suçluyu cezalandırmasında değil, hata yapıldığında bunu kabul edip telafi edebilmesinde de ortaya çıkmaz mı?
İHTİYAÇ OLAN ŞEY, TOPLUMSAL HUZUR
“Terörsüz Türkiye” gibi son derece önemli bir sürecin yürütüldüğü bir dönemde Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, toplumun farklı kesimlerini karşı karşıya getiren tartışmalar değil; herkes için eşit hukuk ilkesini güçlendiren adımlar olmalı. Eğer beraat etmiş, takipsizlik kararı almış veya hakkında suç isnadı yargı kararıyla doğrulanmamış KHK mağdurlarının dosyaları yeniden değerlendirilir ve hak kayıpları giderilirse, bu yalnızca o kişilerin değil, hukuk devletine duyulan güvenin yeniden inşasına da önemli katkı sağlayacaktır.
Son olarak, adaletin kişilere veya gruplara göre değiştiği düşüncesi oluştuğu anda en büyük zararı yine toplum görmez mi? Bu nedenle sorulması gereken soru şudur: Türkiye, güvenliği sağlarken aynı zamanda hukukun evrensel ilkelerini herkese eşit şekilde uygulayabiliyor mu? Bu soruya verilecek ikna edici cevap, ülkenin demokratik geleceği açısından da belirleyici olacaktır.
Umarım TBMM çatısı altında görev yapan iktidar ve muhalefet partilerinin temsilcileri bu kez önlerine gelen bu fırsatı geri çevirmez. Türkiye’nin önemli bir sorununu gündemden çıkararak tarihin tozlu raflarına kaldırırlar.





















