(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’de konut krizi giderek derinleşirken, hükümetin açıkladığı 500 bin sosyal konut projesi dar gelirli vatandaş için adeta son umut olarak görülüyor. Ancak daha şimdiden milyonları bulan başvuru beklentisi, bu devasa projenin ihtiyaca cevap vermekte ne kadar yetersiz kalabileceğini gözler önüne seriyor.
KAĞIT ÜZERİNDE ÇÖZÜMLER, GERÇEKTE DERİNLEŞEN SORUNLAR
Türkiye’nin büyükşehirlerinde kiralar son yıllarda akıl almaz seviyelere ulaştı. Asgari ücretli bir ailenin maaşının yarısı, çoğu zaman da daha fazlası kiraya gitmek zorunda kalıyor. Üniversite öğrencileri kalacak yurt bulamadığı için eğitimini erteleme noktasına gelirken, yeni evlenen çiftler ev sahibi olmayı hayal bile edemiyor. TOKİ’nin 500 bin konut vaadi, bu nedenle büyük bir beklenti yaratsa da rakamın büyüklüğüne rağmen ihtiyacın yanında damla misali kalacağı açık.
TOKİ’NİN GEÇMİŞ KARNESİ GÜVEN VERMİYOR
Her ne kadar hükümet, bu projeyi “dar gelirlinin kurtuluşu” gibi sunsa da TOKİ’nin geçmişteki performansı eleştirilerle dolu. Daha önceki sosyal konut projelerinde teslimatlar yıllarca gecikti, başlangıçta düşük fiyatlarla lanse edilen evler süreç içinde ciddi zamlarla karşılaştı. En önemlisi de “dar gelirli” etiketiyle duyurulan projelerin ödeme planları, tam da dar gelirli kesimin karşılayamayacağı seviyelere yükseldi. Bu tablo, yeni projeye dair umutların yanında büyük bir güven bunalımı da doğuruyor.
REKOR TALEP, REKOR HAYAL KIRIKLIĞI MI?
500 bin konut için milyonlarca başvuru yapılacağı şimdiden kesinleşmiş durumda. Ancak matematik ortada: başvuran her aileden yalnızca küçük bir kısmı ev sahibi olabilecek. Geriye kalan milyonlar ise yine fahiş kiralarla, güvencesiz barınma koşullarıyla baş başa kalacak. Yani “rekor talep” aslında dar gelirlinin çaresizliğini, barınma krizinin ne kadar derinleştiğini gösteriyor.
SOSYAL KONUT, SOSYAL ADALETLE MÜMKÜN
Şehir plancıları ve ekonomistler, yalnızca konut sayısının artırılmasının tek başına çözüm olmadığını hatırlatıyor. Eğer ödeme planları dar gelirlinin cebine uygun şekilde düzenlenmezse, projeler “sosyal konut” olmaktan çıkar ve orta gelir grubuna kayar. Böyle bir senaryoda, en çok ihtiyacı olan kesim yine dışarıda kalacak. Uzmanlara göre gerçek çözüm, şeffaflık, adil dağıtım ve gerçekten erişilebilir fiyat politikalarından geçiyor.
VAAT Mİ, GERÇEK Mİ?
500 bin konut hedefi kulağa umut verici gelse de Türkiye’nin derinleşen barınma krizi düşünüldüğünde bu rakam yetersiz. Daha da önemlisi, geçmişteki kötü tecrübeler göz önünde bulundurulduğunda, dar gelirli vatandaşın aklındaki soru net: Bu proje gerçekten bizim için mi, yoksa sadece kâğıt üzerinde bir vaatten mi ibaret? Dar gelirlinin tek umudu olan bu projelerin şeffaflıkla yürütülmesi, zamanında teslim edilmesi ve gerçekten erişilebilir fiyatlarla sunulması büyük önem taşıyor.




















